Anasayfa Karar Bülteni AYM | Öznur Deger | BN. 2023/4387

Karar Bülteni

AYM Öznur Deger BN. 2023/4387

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2023/4387
Karar Tarihi 12.06.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Soruşturma dosyasına kısıtlama somut gerekçelere dayanmalıdır. ,
  • Tutuklu, delillere erişim hakkından tamamen mahrum bırakılamaz. ,
  • Kısıtlamanın gerekliliği yargı mercilerince açıkça ortaya konulmalıdır.
  • Savunma hakkını ihlal eden kısıtlamalar özgürlük hakkını zedeler.

Bu karar, tutuklu şüphelilerin soruşturma dosyasına erişiminin kısıtlanması hususunda adli makamların takdir yetkisinin sınırlarını net bir biçimde çizmesi açısından hukuken büyük bir önem taşımaktadır, . Anayasa Mahkemesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bağlamında, tutukluluk tedbirinin devamına itiraz edebilmek için şüphelinin ve müdafiinin dosyaya erişiminin kural, kısıtlamanın ise bir istisna olduğunu bir kez daha çok güçlü bir biçimde vurgulamıştır, . İlgili karara göre, yalnızca "soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği" şeklindeki genelgeçer, matbu ve soyut bir gerekçeye dayanılarak dosyanın incelenmesinin tamamen engellenmesi, şüphelinin tutuklamaya karşı etkili bir itiraz sunma imkânını doğrudan elinden almaktadır.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar savcılıkların ve özellikle sulh ceza hâkimliklerinin kısıtlama kararı verirken çok daha titiz ve somut olgulara dayanan gerekçeler üretmeleri gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır, . Uygulamada sıklıkla karşılaşılan ve otomatik olarak verilen gizlilik kararlarının, şüphelinin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinden faydalanmasını engellediği için hak ihlali doğuracağı bu karar ile kesinleşmiştir. Bundan böyle adli makamların, dosyadaki hangi bilginin şüpheli tarafından öğrenilmesinin soruşturmayı tam olarak ne şekilde tehlikeye atacağını bireyselleştirerek ve somutlaştırarak açıklamaları zaruri hâle gelmiştir. Bu emsal niteliğindeki içtihat, ceza muhakemesinde savunma hakkının etkin kullanımını teminat altına almakta ve kişi hürriyetine yönelik müdahalelerin keyfiliğe dönüşmesini engellemektedir, .

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Öznur Deger, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen PKK/KCK terör örgütünün medya yapılanmasına yönelik bir soruşturma kapsamında gözaltına alınmış ve sonrasında Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla tutuklanmıştır, . Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcılığının talebi üzerine Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği, soruşturmanın amacının tehlikeye düşebileceği gerekçesiyle başvurucunun müdafiinin dosya içeriğini incelemesini ve belgelerden örnek almasını kısıtlayan bir karar vermiştir. Başvurucu, bu kısıtlama kararına karşı yaptığı itirazın incelenmediğini, kendisine yöneltilen suçlamaları ve bunların dayanağı olan delilleri tam olarak öğrenemediği için gereği gibi savunma yapamadığını belirtmiştir. Bu bağlamda, haksız bir biçimde tutuklanması, tutukluluk itirazlarının geç incelenmesi ve özellikle savunma hakkını engelleyecek şekilde soruşturma dosyasına erişiminin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ağır biçimde ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur, .

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasını hukuki dayanak olarak almaktadır. Bu anayasal kural uyarınca hürriyeti kısıtlanan kişi, makul ve kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. Tutuklu yargılamalarda, kişinin bir suç işlediğine dair kuvvetli şüphenin devam edip etmediğinin etkin biçimde denetlenebilmesi için şüpheliye, suçlamalara neden olan maddi unsurlara itiraz etme yönünde gerçek bir fırsatın sunulması şarttır. Bu durum, hukuki dinlenilme hakkının bir gereği olarak kişinin veya müdafiinin soruşturma dosyasındaki belgelere erişebilmesini zorunlu kılar.

Soruşturma evresinde dosyaya erişimin kısıtlanması ancak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.153 uyarınca mümkündür. Anılan kanun maddesinin ikinci fıkrası, müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisinin, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabileceğini düzenlemektedir. Ancak yerleşik içtihatlara göre, tutuklu kişinin soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelere sınırsız erişim hakkı bulunmamakla birlikte, bu kısıtlamanın kesinlikle zorunlu olması ve titizlikle gerekçelendirilmesi gerekmektedir. Üçüncü kişilerin temel haklarını korumak, kamu menfaatini gözetmek veya delillerin karartılmasını engellemek gibi meşru amaçlarla kısıtlama getirilebilirse de, bu kısıtlamanın getirdiği savunma zorluklarının mutlaka telafi edilmesi gerekmektedir, . Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri uyarınca, tutuklamanın hukukiliğinin tartışılması bakımından temel oluşturacak ana delillerin tutuklu kişi tarafından incelenebilmesi adil bir yargılamanın temel esasıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, somut olayda başvurucunun soruşturma dosyasına erişiminin kısıtlanmasına dair yargısal süreci detaylı bir biçimde incelemiş ve değerlendirmiştir. Soruşturma makamı olan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.153 uyarınca kısıtlama talep ederken yalnızca "soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği" şeklindeki kanuni ifadeyi soyut bir şekilde tekrarlamıştır, . Başsavcılığın bu soyut talebini inceleyen Sulh Ceza Hâkimliği de hiçbir ilave gerekçe sunmadan talebi aynı soyut gerekçeyle kabul etmiş ve kısıtlılık kararı vermiştir, .

Yüksek Mahkeme, kısıtlama kararı verilebilmesi için soruşturmanın amacının tehlikeye düşme ihtimalinin somut olgularla desteklenmesi gerektiğini çok net bir biçimde vurgulamıştır. Oysa incelenen mevcut olayda gerek kısıtlama kararında gerekse savcılığın kısıtlama talebinde, soruşturmanın amacının tam olarak nasıl tehlikeye düşeceğine dair hiçbir somutlaştırma veya bireyselleştirme yapılmamıştır. Başvurucunun dosyadaki belgelere erişiminin, söz konusu ceza soruşturmasının selametini hangi yönlerden ve ne şekilde tehdit edeceği ilgili kararlarda hiçbir surette açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu derin eksiklik, başvurucunun anayasal temeli olan savunma hakkını derinden etkilemiştir, .

Gerekçesiz ve tamamen soyut bir biçimde dosyaya erişim olanağından yoksun bırakılan başvurucu, tutuklanmasını haklı göstermek için iddia makamı tarafından ileri sürülen gerekçelere ve bu iddiaların dayanağı olan delillere tatmin edici şekilde itiraz etme, bunlara karşı savunma argümanı geliştirme imkânından tamamen mahrum bırakılmıştır. Bu durum, Anayasa ile güvence altına alınan hürriyeti kısıtlanan kişinin yetkili yargı merciine etkin bir biçimde başvurma ve itiraz hakkını fiilen kullanılamaz hâle getirerek hakkın özünü zedelemiştir, .

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir ve başvuruyu kabul etmiştir , .

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: