Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi K.Ö. Kararı 2019/25127 B.

Anayasa Mahkemesi K.Ö. Kararı 2019/25127 B.

Bu karar, ceza infaz kurumlarındaki tutulma koşulları ve özellikle mahpuslara düşen kişisel yaşam alanı standardı bakımından kritik bir güncellemeyi yansıtmaktadır. Anayasa Mahkemesi, daha önceki içtihatlarında belirlediği dört metrekarelik asgari alanı, son kararları ışığında üç metrekare olarak güncellemiş ve kişisel yüzey alanı hesabına havalandırma bahçesinin kesinlikle dâhil edilmemesi gerektiğini netleştirmiştir. Kişisel alanın üç metrekarenin altına düşmesi, doğrudan kötü muamele yasağının ihlali yönünde güçlü bir karine oluşturmaktadır. Somut olayda başvurucunun çok uzun bir süre bu standartların dahi altında barındırılması, devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediğini açıkça ortaya koymaktadır.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2019/25127
Karar Tarihi 15.01.2025
Taraf K.Ö.
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kişisel alanın üç metrekarenin altına düşmesi karinedir.
  • gavel Karinenin çürütülmesi için alan daralması kısa sürmelidir.
  • gavel Üç ile dört metrekare arası alanda diğer şartlara bakılır.
  • gavel Yeterli havalandırma ve ışık kötü muameleyi hafifletebilir.

Bu karar, ceza infaz kurumlarındaki tutulma koşulları ve özellikle mahpuslara düşen kişisel yaşam alanı standardı bakımından kritik bir güncellemeyi yansıtmaktadır. Anayasa Mahkemesi, daha önceki içtihatlarında belirlediği dört metrekarelik asgari alanı, son kararları ışığında üç metrekare olarak güncellemiş ve kişisel yüzey alanı hesabına havalandırma bahçesinin kesinlikle dâhil edilmemesi gerektiğini netleştirmiştir. Kişisel alanın üç metrekarenin altına düşmesi, doğrudan kötü muamele yasağının ihlali yönünde güçlü bir karine oluşturmaktadır. Somut olayda başvurucunun çok uzun bir süre bu standartların dahi altında barındırılması, devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediğini açıkça ortaya koymaktadır.

Uygulamadaki önemi açısından bu karar, cezaevlerindeki aşırı kalabalıklaşma sorununun doğrudan anayasal bir ihlal sebebi sayılacağını ve idareyi tazminat yükümlülüğü ile karşı karşıya bırakacağını göstermektedir. Ayrıca, üç ile dört metrekare arasında bir alan sağlandığında dahi idarenin sorumluluğunun bitmediği; havalandırma, doğal ışık, hijyen ve açık hava egzersizi gibi fiziksel koşulların bir bütün olarak titizlikle değerlendirileceği vurgulanmıştır. Benzer davalarda, mahpusların cezaevindeki yaşam standartlarının asgari insan onuruna yaraşır seviyede tutulması gerektiği yönünde güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Bu durum, idareyi infaz kurumlarının kapasite ve fiziki imkânlarını insan hakları standartları çerçevesinde acilen gözden geçirmeye mecbur bırakmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasıyla tutuklanarak ceza infaz kurumuna yerleştirilen başvurucu K. Ö. İle cezaevi idaresi arasında yaşanmıştır. Başvurucu, ceza infaz kurumunda kaldığı süre boyunca kapasitenin çok üzerinde mahpusla aynı koğuşta barındırıldığını, sekiz veya on kişilik yerlerde zaman zaman yirmi beş kişiye kadar kalınabildiğini belirterek yetkili makamlara şikâyetçi olmuştur. Ayrıca kişisel hijyen eksikliği, sabahları sıcak suya erişim sağlanamaması, temiz battaniye ve nevresim verilmemesi ile yetersiz beslenme gibi konularda da infaz kurumu şartlarının çok kötü olduğunu ileri sürmüştür. İdareye ve infaz hâkimliğine yaptığı resmi başvurulardan tatmin edici bir sonuç alamayan başvurucu, cezaevindeki bu aşırı kalabalık odalarda tutulma durumunun ve olumsuz fiziki koşulların insan onuruyla bağdaşmadığını iddia etmiştir. Başvurucu, yaşadığı bu mağduriyetler sebebiyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.17 kapsamında güvence altına alınan kötü muamele yasağı ilkelerini dikkate almıştır. Anayasa'nın bu maddesine göre, kimseye işkence ve eziyet yapılamaz, kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz. Ceza infaz kurumlarında tutulan kişilerin, özgürlüklerinden yoksun bırakılmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz zorlukların ötesinde bir acı veya eziyete maruz bırakılmaması devletin en temel anayasal yükümlülüğüdür.

Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, hapishanelerdeki aşırı kalabalıklaşma ve kişisel alan eksikliği incelenirken mahpus başına düşen zemin alanı büyük önem taşır. Yeni içtihatlara göre kişisel yüzey alanı hesabına havalandırma bahçesi dâhil edilmemekte ve çok kişilik odalarda her bir mahpus için en az 3 metrekare zemin alanı sağlanması zorunlu görülmektedir. Şayet bir mahpusun kişisel alanı 3 metrekarenin altına düşerse, bu durum tek başına kötü muamele yasağının ihlal edildiği yönünde oldukça güçlü bir karine oluşturur. Bu karinenin idare tarafından çürütülmesi ancak alan daralmasının oldukça kısa süreli ve ara sıra olması, mahpusun koğuş dışı yeterli etkinliklerle desteklenmesi ve cezaevinin genel olarak uygun nitelikte olması şartlarının üçünün birden sağlanmasıyla mümkündür.

Mahpusların 3 metrekare ile 4 metrekare arasında kişisel alana sahip olduğu hâllerde ise sadece alan faktörü belirleyici olmaz. Bu durumda, açık hava egzersizine, doğal ışığa veya havaya erişim, havalandırma, ısıtma, tuvaletin mahrem kullanımı ve temel hijyen gereklilikleri gibi diğer fiziki unsurlar da mahkemece bir bütün olarak titizlikle değerlendirilir. Eğer bu unsurlarda da önemli bir eksiklik varsa, alan asgari standardı karşılasa bile kötü muamele yasağı yine de ihlal edilmiş sayılacaktır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ceza infaz kurumunda tutulduğu koğuşların kapasitelerini, metrekarelerini ve başvurucunun bu koğuşlarda geçirdiği süreleri oldukça detaylı bir şekilde incelemiştir. Mahkemenin ve idarenin verilerine göre yapılan tespitlerde, başvurucunun yaklaşık beş yıl sekiz aylık cezaevi sürecinde sekiz farklı koğuşta barındırıldığı anlaşılmıştır. Bu toplam sürenin 1 yıl, 8 ay ve 25 günlük oldukça uzun bir kısmında, başvurucuya tahsis edilen kişisel yaşam alanı 3 metrekarenin altında kalmıştır. Hatta bazı kalabalık dönemlerde bu alanın 2,08 metrekareye kadar düştüğü saptanmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu kadar uzun bir süre boyunca 3 metrekarenin altında bir yaşam alanında tutulmanın hiçbir şekilde kısa süreli, küçük çaplı veya ara sıra gerçekleşmiş bir ihlal olarak kabul edilemeyeceğini açıkça vurgulamıştır. Dolayısıyla bu fiili durum, kendi başına kötü muamele yasağının ihlal edildiği yönündeki güçlü karineyi doğrulamış ve devletin bu karineyi çürütecek istisnai şartları sağlayamadığı hukuken saptanmıştır.

Öte yandan, başvurucunun 3 metrekare ile 4 metrekare arasında kişisel alana sahip olduğu dönemler de mahkeme tarafından ayrıca incelenmiştir. Bu nispeten daha ferah dönemlerde başvurucunun gün ışığından, temiz havadan, havalandırma bahçesinden yeterince faydalandığı, günlük olarak sıcak ve soğuk suya erişebildiği, kurumdaki içme suyu standartlarının da ilgili yönetmeliklere uygun olduğu anlaşılmıştır. Başvurucunun yetersiz beslenme, kirli nevresim veya koğuş önünde zorla tıraş edilme gibi diğer iddiaları ise somut ve inandırıcı delillerle kanıtlanamamış, sadece soyut birer iddia olarak kalmıştır. Havalandırma, aydınlatma ve temel fiziksel ihtiyaçların kurum tarafından yeterince karşılanması nedeniyle, 3 ila 4 metrekare arasındaki dönem bakımından tutulma koşullarının asgari ağırlık eşiğine ulaşmadığı ve kötü muamele yasağını ihlal etmediği tespit edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun 3 metrekareden az kişisel yaşam alanına sahip olduğu dönem yönünden kötü muamele yasağının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve manevi tazminat talebini kabul etmiştir.

Cezaevinde koğuş çok kalabalık, adım atacak yer yok. Ne yapabiliriz? expand_more
Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, çok kişilik odalarda her bir mahpus için en az 3 metrekare zemin alanı sağlanması zorunlu görülmektedir. Bu kişisel yüzey alanı hesabına havalandırma bahçesi kesinlikle dâhil edilmemektedir. Eğer mahpusa düşen alan 3 metrekarenin altına düşmüşse ve bu durum çok kısa süreli değilse, devletin temel anayasal yükümlülüklerinden olan kötü muamele yasağı ihlal edilmiş sayılır. Cezaevlerindeki aşırı kalabalıklaşma ve kişisel alan eksikliği doğrudan anayasal bir ihlal karinesi oluşturduğu için idareye karşı bireysel başvuru ve tazminat yolları işletilebilir.
Koğuşta kişi başı 3-4 metrekare yer var ama şartlar çok kötü, hak ihlali sayılmaz mı? expand_more
Kişi başına düşen alan 3 ile 4 metrekare arasında olsa dahi idarenin sorumluluğu sona ermez. Bu tür durumlarda Anayasa Mahkemesi sadece alan kriterini belirleyici saymaz; açık hava egzersizine, doğal ışığa, havalandırmaya, ısıtmaya, tuvaletin mahrem kullanımına ve temel hijyen gerekliliklerine bir bütün olarak bakar. Eğer bu fiziksel koşullarda önemli bir eksiklik saptanırsa, alan asgari standardı karşılasa bile kötü muamele yasağı yine de ihlal edilmiş sayılacaktır.
Yıllarca kalabalık koğuşta yatan mahpus devletten tazminat alabilir mi? expand_more
Evet, şartları oluştuğunda manevi tazminat alınabilmektedir. Emsal Anayasa Mahkemesi kararında, 1 yıl, 8 ay ve 25 gün gibi uzun bir süre boyunca 3 metrekarenin altında, zaman zaman 2,08 metrekareye kadar düşen bir yaşam alanında tutulan mahpusun durumu ihlal sebebi sayılmıştır. Mahkeme, bu kadar uzun süre aşırı kalabalıkta tutulmanın istisnai veya kısa süreli bir durum olarak kabul edilemeyeceğini belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar vermiş ve başvurucunun manevi tazminat talebini kabul etmiştir.
Cezaevinde yemekler kötü ve nevresimler kirli diye dava açarsak kazanır mıyız? expand_more
Bu iddiaların hukuken sonuç doğurabilmesi ve ihlal kararı verilebilmesi için mahkemeye somut ve inandırıcı deliller sunmanız gerekmektedir. Emsal kararda, başvurucunun yetersiz beslenme, sabahları sıcak suya erişememe veya temiz nevresim verilmemesi gibi iddiaları yeterli delille ispatlanamadığı için mahkemece sadece soyut iddia boyutunda kalmış ve bu konularda bir ihlal tespiti yapılmamıştır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir