Anasayfa Karar Bülteni AYM | İbrahim Yavru | BN. 2021/37577

Karar Bülteni

AYM İbrahim Yavru BN. 2021/37577

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi / Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/37577
Karar Tarihi 28.01.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kişisel alanın üç metrekarenin altına düşmesi karinedir.
  • Alan darlığı kısa süreli ve istisnai olmalıdır.
  • Üç ve dört metrekarelik alanda ilave şartlar aranır.
  • Kötü muamele yasağı mutlak bir anayasal güvencedir.
  • Cezaevi şartları insan onuruna yaraşır düzeyde olmalıdır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarındaki aşırı kalabalıklaşma ve mahpuslara sağlanan kişisel yaşam alanının darlığı sorununu anayasal güvenceler çerçevesinde ele alan son derece kritik bir içtihat niteliği taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişi başına düşen yaşam alanının üç metrekarenin altına düşmesini doğrudan kötü muamele yasağının ihlali yönünde güçlü bir karine olarak kabul etmiş ve bu durumun ancak çok istisnai, oldukça kısa süreli periyotlarda haklı görülebileceğini vurgulamıştır. Kurum mevcudunun sürekli artış göstermesi veya olağanüstü durumlardan kaynaklanan kapasite aşımı, mahpusların insan onuruna aykırı şartlarda tutulmasının meşru bir mazereti olarak kabul edilmemiştir.

Emsal etkisi bakımından bu karar, cezaevi idareleri ve infaz hâkimlikleri için açık bir denetim standardı belirlemektedir. Karar, üç ile dört metrekare arasındaki kişisel alanlarda hak ihlali tespiti yapılabilmesi için havalandırma, doğal ışık, hijyen, tuvalet imkânı ve yatağı tek başına kullanma gibi diğer temel tutulma koşullarının da bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyarak uygulamadaki takdir yetkisinin sınırlarını net bir şekilde çizmiştir. Benzer şikâyetlerle yargı mercilerine başvuran mahpuslar için bu standartlar, hem ihlal kararlarının hem de manevi tazminat taleplerinin en güçlü hukuki dayanağını oluşturacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Olay, Kocaeli 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan bir mahpusun, tutulduğu odanın kapasitesinin çok üzerinde kalabalık olması nedeniyle yaşadığı mağduriyetleri yargıya taşımasıyla başlamıştır. Başvurucu, on ya da on altı kişilik kapasiteye sahip odalarda yirmi ila yirmi dokuz kişi arasında değişen sayılarda mahpusla birlikte kaldığını belirtmiştir. Aşırı kalabalık nedeniyle herkes için yeterli ranza bulunmadığını, bazı mahpusların yerde yatmak zorunda kaldığını, tuvalet ve banyo kullanımında uzun kuyruklar oluştuğunu ve hijyenik olmayan, havasız, gürültülü bir ortamda uyumaya çalıştığını ifade etmiştir.

İnfaz hâkimliğine başvurarak insan onuruna uygun barınma şartlarının sağlanmasını talep eden başvurucunun bu isteği, cezaevlerindeki genel kalabalık durumu ve kapasite aşımının olağanüstü dönemden kaynaklandığı, herkes için aynı şartların geçerli olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucu, mahkemelere yaptığı itirazların da sonuçsuz kalması üzerine kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa m. 17 kapsamında güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ile kötü muamele yasağı ilkelerine dayanmıştır. İnsan onurunun korunması amacıyla kişilere işkence ve eziyet yapılması ile insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamelelere tabi tutulmaları mutlak olarak yasaklanmıştır. Devlet, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin insan onuruna yakışır koşullarda tutulmasını sağlamakla yükümlüdür. Tutuklu ve hükümlüler, kaçınılmaz olan hapsedilme hissinin ötesinde fazladan bir acı veya eziyete maruz bırakılamazlar.

Ceza infaz kurumlarındaki aşırı kalabalıklaşma ve buna bağlı olarak ortaya çıkan kişisel alan eksikliği iddialarına yönelik olarak Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihat prensipleri devreye girmektedir. Buna göre, çok kişilik koğuşlarda bir mahpus için sağlanması gereken asgari yüzey alanı en az üç metrekare olmalıdır. Mahpus başına düşen yüzey alanının hesabında banyo, tuvalet gibi sıhhi tesis alanları ile havalandırma bahçesi yaşam alanına dâhil edilmezken yatak, dolap gibi mobilyaların kapladığı alan hesaba dâhil edilmektedir. Eğer kişi başına düşen yüzey alanı üç metrekarenin altında ise veya mahpusun kendine ait ayrı bir uyku yeri yoksa, bu durum kötü muamele yasağının ihlal edildiğine dair güçlü bir karine oluşturur.

Bu güçlü karine ancak üç temel şartın bir arada gerçekleşmesiyle ortadan kalkabilir: İlk olarak alan darlığının çok kısa süreli, küçük çaplı ve ara sıra meydana gelmesi gerekmektedir. İkinci olarak bu olumsuz durumun yeterli koğuş dışı dolaşım özgürlüğü ve dış etkinliklerle desteklenip dengelenmesi şarttır. Son olarak ise mahpusun tutulma şartlarını daha da ağırlaştırıcı başka bir fiziksel veya idari unsur bulunmayan genel olarak uygun nitelikte bir cezaevinde barındırılması aranır.

Kişisel alanın üç ile dört metrekare arasında olduğu durumlarda ise tek başına alan darlığı doğrudan ihlal sayılmaz; ancak bu durumun yetersiz havalandırma, doğal ışık eksikliği, hijyen sorunları veya yatağı başkalarıyla nöbetleşe kullanma gibi olumsuz fiziksel şartlarla birleşmesi hâlinde Anayasa m. 17 bağlamında bir ihlal gündeme gelebilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun tutulduğu Kocaeli 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundaki kişisel yaşam alanını gün bazında ve koğuşların net metrekare ölçümleri üzerinden ayrıntılı olarak hesaplamıştır. Yapılan incelemede, başvurucunun iki ile üç metrekare arasında değişen çok dar bir kişisel alanda toplam yüz gün boyunca barındırıldığı tespit edilmiştir. Yüksek Mahkeme, otuz gün ve elli beş gün gibi kesintisiz uzun periyotlarla üç metrekarenin altında bir alanda yaşamak zorunda bırakılmanın "kısa süreli, küçük çaplı ve ara sıra" gerçekleşen istisnai bir durum olarak değerlendirilemeyeceğine kanaat getirmiştir. Asgari kişisel alan standardındaki bu boyuttaki ciddi bir azalma, tutulma koşullarının başvurucu üzerindeki psikolojik ve fiziksel yıpratıcı etkileri de toplu olarak gözetildiğinde, kötü muamele yasağı için öngörülen asgari ağırlık eşiğine ulaşmış ve hak ihlali kararı verilmesi için yeterli bulunmuştur.

Öte yandan, başvurucunun kişisel alanının üç ile dört metrekare arasında olduğu kırk beş günlük dönem de Mahkeme tarafından ayrıca ve titizlikle incelenmiştir. Bu dönemde başvurucunun sıcak ve soğuk suya sürekli erişebildiği, tuvalet ve banyo gibi sıhhi alanların koğuşun yaşam alanından ayrı kapalı bölümler olduğu, doğal ışık ile havalandırma imkânlarının standartları karşıladığı belirlenmiştir. Ayrıca, bu süreçte koğuş mevcudunun en fazla yirmi üç kişi olduğu, başvurucunun yatağını başka bir mahpusla paylaşmak veya sırayla uyumak zorunda kalmadığı, herkesin kendine ait bir yatağının bulunduğu görülmüştür. Gürültü şikâyeti ise çok kişilik koğuşlarda toplu kalmanın doğal bir sonucu olarak kabul edilmiş, genel temizlik ve yaşam koşullarının kabul edilebilir düzeyde olması sebebiyle, bu dönemdeki tutulma şartlarının kötü muamele eşiğine ulaşmadığına karar verilmiştir.

Benzer şekilde, dört metrekareden fazla kişisel alana sahip olunan dönemler için de tutulma şartlarını ağırlaştıran ekstra bir unsur tespit edilememiştir. Ancak üç metrekarenin altında kalınan sürelerin kesintisizliği ve uzunluğu başlı başına bir hak ihlali nedeni sayılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, üç metrekarenin altında kişisel yaşam alanına sahip olunan dönem yönünden kötü muamele yasağının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: