Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/5138 E. 2024/6724 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/5138 E. 2024/6724 K.

Bu karar, işçilik alacaklarının temelini oluşturan asgari çalışma süresi şartının ne derece kesin ve katı bir şekilde uygulanması gerektiğini hukuken net bir biçimde ortaya koymaktadır. Kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin hakkının doğumu için kanun koyucu tarafından öngörülen "bir tam yıl" şartı, nispi emredici bir nitelik taşır. Karar, bu sürenin hesaplanmasında takvim yılının dikkate alınması gerektiğini ve 364 günlük bir çalışmanın, bir tam yılı doldurmadığı için tazminat ve izin haklarını doğurmayacağını hüküm altına alarak, bu konudaki hukuki belirsizlikleri gidermektedir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2024/5138
Karar No 2024/6724
Karar Tarihi 05.04.2024
Karar Sonucu Kanun Yararına Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kıdem tazminatı için bir tam yıl şarttır.
  • gavel Yıllık izin hakkı bir yılda doğar.
  • gavel Süre hesabında fiili işe başlama esastır.
  • gavel Bir yılı doldurmayan işçi tazminat alamaz.

Bu karar, işçilik alacaklarının temelini oluşturan asgari çalışma süresi şartının ne derece kesin ve katı bir şekilde uygulanması gerektiğini hukuken net bir biçimde ortaya koymaktadır. Kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin hakkının doğumu için kanun koyucu tarafından öngörülen "bir tam yıl" şartı, nispi emredici bir nitelik taşır. Karar, bu sürenin hesaplanmasında takvim yılının dikkate alınması gerektiğini ve 364 günlük bir çalışmanın, bir tam yılı doldurmadığı için tazminat ve izin haklarını doğurmayacağını hüküm altına alarak, bu konudaki hukuki belirsizlikleri gidermektedir.

Uygulamadaki önemi açısından, bu karar iş mahkemeleri ve avukatlar için kritik bir hesaplama standardı sunmaktadır. Mahkemelerin kıdem süresi hesaplamalarında fiili çalışma gün sayılarına mutlak surette riayet etmesi gerektiği, bir günlük eksiğin dahi esasa etki ederek hakkın doğumuna engel olacağı vurgulanmıştır. Benzer davalardaki emsal etkisi, iş akdinin feshedildiği tarih ile işe başlama tarihi arasındaki sürenin gün bazında titizlikle incelenmesini zorunlu kılmasıdır. Özellikle kanun yararına bozma yoluyla verilmiş olması, bu kuralın istisnasız ve yerleşik bir içtihat prensibi olduğunu tüm uygulayıcılara kati bir biçimde ilan etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı işverene ait işyerinde çalıştığı süre boyunca kendisine psikolojik taciz uygulandığını, ücretlerinin geç ödendiğini ve sürekli fazla mesai yaptırıldığını iddia ederek iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirtmiş; kıdem ve ihbar tazminatı ile çeşitli işçilik alacaklarının kendisine ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Davalı işveren ise işçinin devamsızlık yaptığını, bu nedenle işten çıkarıldığını ve herhangi bir hak kazanmadığını savunmuştur.

Yerel mahkeme, davacının 11.09.2020 tarihinde işe başlayıp 10.09.2021 tarihine kadar "toplam 1 yıl" çalıştığını kabul ederek kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti taleplerinin kabulüne kesin olarak karar vermiştir. Ancak fiili sürenin 364 güne denk gelmesi üzerine Adalet Bakanlığı, bir tam yılın dolmadığı gerekçesiyle kararın kanun yararına bozulması talebiyle Yargıtay'a başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay, uyuşmazlığın çözümünde özellikle işçilik haklarının doğumuna temel teşkil eden süre şartlarını incelemiştir. 4857 sayılı İş Kanunu m.53 hükmü uyarınca, işyerinde işe başladığı günden itibaren en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilmesi zorunludur. Benzer şekilde, 4857 sayılı İş Kanunu m.120 atfıyla uygulanmaya devam eden mülga 1475 sayılı İş Kanunu m.14 hükmünde, işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen "tam yıl" için işverence kıdem tazminatı ödeneceği düzenlenmiştir.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, kıdem tazminatına ve yıllık ücretli izne hak kazanmak bakımından öngörülen en az bir yıllık çalışma şartı, iş hukukunun nispi emredici kuralları arasında yer alır. Bir tam yıl şartının hesaplanmasında takvim yılı olan 365 gün esas alınır. İşçinin fiilen işe başladığı tarih bir yıllık sürenin başlangıcı olup, fesih bildiriminin yapıldığı veya derhal feshin gerçekleştiği anda bu süre sona erer.

Hukuk doktrininde ve yargı kararlarında açıkça ifade edildiği üzere, 365 günlük süre koşulu mutlak surette aranır ve taraflar lehine toplu ya da bireysel iş sözleşmeleriyle bu süre azaltılmadığı müddetçe, bir günlük eksiklik dahi hakkın doğmasını engeller. Bu doğrultuda, uyuşmazlıkların çözümünde mahkemelerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.363 kapsamında verilen kanun yararına bozma taleplerini değerlendirirken, kanunun aradığı maddi şartların harfiyen yerine gelip gelmediğini denetlemesi gerekmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararını dosya kapsamındaki tarihler ve resmi kayıtlar üzerinden titizlikle incelemiştir. Somut olayda, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ve dosyadaki deliller uyarınca davacı işçinin davalı işverene ait işyerinde fiilen işe başlama tarihinin 11.09.2020, son çalışma tarihinin ise 09.09.2021 olduğu tespit edilmiştir. İş sözleşmesi 10.09.2021 tarihi itibarıyla sonlanmıştır.

Yapılan hesaplamalarda, işe giriş tarihi olan 11.09.2020 ile feshin gerçekleştiği 10.09.2021 tarihleri arasında geçen sürenin toplam 364 gün olduğu saptanmıştır. Yüksek Mahkeme, kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarına hak kazanabilmek için mevzuatın aradığı temel şartın "bir tam yıl" (365 gün) çalışmak olduğunu vurgulamıştır. Olayda davacının toplam hizmet süresi 364 gün ile sınırlı kaldığından, mülga 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi ve 4857 sayılı Kanun'un 53. maddesinde belirtilen yasal süre koşulu gerçekleşmemiştir.

İlk derece mahkemesinin, bu süreyi yuvarlayarak veya hatalı değerlendirerek "toplam 1 yıl" kabul etmesi ve davacı lehine kıdem tazminatı ile yıllık izin ücretine hükmetmesi, yürürlükteki yasal mevzuata ve yerleşik içtihatlara açıkça aykırı bulunmuştur. 364 günlük çalışma süresiyle işçinin kıdeme bağlı hakları elde edemeyeceği gerçeği karşısında, bu alacak kalemlerinin reddine karar verilmesi gerekirken kabul edilmesi hatalı görülmüştür.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kararın sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozmuştur.

İşte 364 gün çalıştım, bir gün eksik diye kıdem tazminatı alamaz mıyım? expand_more
Yargıtay içtihatlarına ve İş Kanunu'na göre, kıdem tazminatına hak kazanabilmek için aranan "bir tam yıl" çalışma şartı kesin ve nispi emredici bir kuraldır. Bu hakkın doğabilmesi için fiili çalışma sürenizin takvim yılına göre tam olarak 365 günü doldurması gerekmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin verdiği emsal bir kararda, fiilen 364 gün çalışan bir işçinin bir tam yılı doldurmadığı tespit edilmiş ve kıdem tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla, yasada aranan 365 günlük süre koşulu mutlak surette aranmakta olup, bir günlük eksiklik dahi hakkın doğmasını kesin olarak engellemektedir.
Kıdem tazminatında bir yıllık süre hesabı tam olarak nasıl yapılıyor? expand_more
Kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin haklarının doğumuna esas olan sürenin hesaplanmasında, işçinin fiilen işe başladığı tarih sürenin başlangıcı olarak esas alınır. Bu hesaplama, iş sözleşmesi için fesih bildiriminin yapıldığı veya derhal feshin gerçekleştiği an itibarıyla sona erer. Mahkemelerin bu süreyi hesaplarken fiili çalışma gün sayılarına mutlak surette riayet etmesi zorunludur ve iş akdinin feshedildiği tarih ile işe başlama tarihi arasındaki süre gün bazında titizlikle incelenmelidir. Eğer ulaşılan toplam süre 365 günden bir gün bile az ise, tazminat hakkı hukuken doğmamaktadır.
Tam 1 yılım dolmadan işten çıkarıldım. Yıllık izin paramı alabilir miyim? expand_more
İş hukuku kuralları çerçevesinde maalesef alamazsınız. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca, bir işçinin yıllık ücretli izne hak kazanabilmesi için işyerinde işe başladığı günden itibaren en az bir tam yıl çalışmış olması yasal bir zorunluluktur. Bu bir yıllık (365 günlük) süre koşulu iş hukukunda mutlak surette aranan kurallardan biridir ve işçi ile işveren arasında yapılan sözleşmelerle bu süre işçi lehine kısaltılmamışsa, süre eksiksiz olarak aranır. Mevcut Yargıtay içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, 364 günlük çalışma süresiyle işçinin yıllık izne hak kazanması mümkün olmadığından bu yöndeki taleplerin reddedilmesi gerekmektedir.
Hakim 364 günlük çalışmayı yuvarlayıp 1 yıl sayarak tazminat verebilir mi? expand_more
Hayır, mahkemelerin süre hesaplamasında böyle bir esneklik sağlama veya günleri yuvarlama yetkisi bulunmamaktadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi önüne gelen güncel bir uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesi 11.09.2020 ile 10.09.2021 tarihleri arasındaki 364 günlük süreyi hatalı biçimde "toplam 1 yıl" kabul ederek işçi lehine karar vermiştir. Ancak Yüksek Mahkeme, ilk derece mahkemesinin süreyi yuvarlayarak kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretine hükmetmesini yerleşik içtihatlara ve yürürlükteki mevzuata açıkça aykırı bulmuş ve kararı kanun yararına bozmuştur. Bu emsal niteliğindeki karar uyarınca, çalışma süresi hesaplanırken tam yıl kuralına riayet edilmesi kati bir zorunluluktur.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir