Karar Bülteni
AYM Şule Demirel ve Diğerleri BN. 2019/18092
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2019/18092 |
| Karar Tarihi | 11.07.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- KHK işlemleri denetimsiz bırakılamaz.
- Mahkemeye erişim hakkı keyfi engellenemez.
- Uyuşmazlıklar yetkili komisyona sevk edilmelidir.
- Yargı yolunun kapatılması ölçülülük ilkesine aykırıdır.
Bu karar, olağanüstü hâl döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile doğrudan tesis edilen işlemlerin yargısal denetimi açısından büyük bir hukuksal değer ve önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, askerî okulların kapatılması ve buna bağlı olarak öğrencilerin nasıplarının yapılmaması şeklindeki idari işlemlerin, doğrudan mahkemelerce incelenmeksizin reddedilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Karar, bu tür doğrudan KHK ile tesis edilmiş işlemlerin olağanüstü hâl komisyonlarına yönlendirilmesi gerektiğini, aksi bir tutumun ise bireylerin adalete ulaşmasını engelleyerek mahkemeye erişim hakkını kökünden zedelediğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Söz konusu kararın emsal etkisi, özellikle OHAL KHK'ları ile mağduriyet yaşayan ve doğrudan yargı yoluna başvuran kişilerin dosyalarının mahkemeler tarafından usulden reddedilmesi şeklindeki katı uygulamanın önüne geçilmesini sağlamasıdır. Anayasa Mahkemesi, idari yargı mercilerinin bu tip uyuşmazlıkları doğrudan reddetmek yerine ilgili kanunlar çerçevesinde yetkili komisyonlara sevk etme yönünde aktif bir usuli yükümlülüğü bulunduğunu içtihat hâline getirmiştir. Geliştirilen bu hukuki yaklaşım, olağanüstü yönetim dönemlerinde dahi bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması ve hukuki güvenlik ilkesinin tesisi bakımından idari yargı pratiğine yön verecek çok güçlü bir referans niteliğindedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe teşebbüsü sonrasında askerî okulların kapatılması nedeniyle mağduriyet yaşayan askerî öğrencilerin durumundan kaynaklanmaktadır. Başvurucular, harp akademilerinde ve astsubay hazırlama okullarında eğitimlerini tamamlayarak 30 Ağustos 2016 tarihinde rütbelerine nasbedilmeyi (atanmayı) bekleyen öğrencilerdir. Ancak çıkarılan olağanüstü hâl Kanun Hükmünde Kararnamesi ile okulları kapatılmış, ilişikleri kesilmiş ve atamaları yapılmayarak kendilerine farklı sivil yükseköğretim kurumlarından diploma verilmiştir. Başvurucular, atamalarının yapılmaması ve ilişiği kesme işlemlerinin iptali talebiyle idare mahkemelerinde iptal davaları açmışlardır. İdare mahkemeleri ise işlemlerin doğrudan KHK ile tesis edildiğini ve idarenin herhangi bir takdir yetkisi olmadığını belirterek davaları incelenmeksizin usulden reddetmiştir. Başvurucular, dosyalarının ilgili olağanüstü hâl komisyonuna gönderilmek yerine doğrudan reddedilmesiyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma ve mahkemeye erişim hakkı üzerinde durmuştur. Herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkı ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu temel bir anayasal kuraldır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını istemek anlamına gelmektedir.
Somut uyuşmazlığın temelini, olağanüstü hâl döneminde yürürlüğe konulan 669 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname oluşturmaktadır. Anılan KHK'nın 104. maddesi ile harp akademileri, askerî liseler ve astsubay hazırlama okulları kapatılmış, 105. maddesi ile ise 30 Ağustos itibarıyla mezun olacak askerî öğrencilerin atamalarının (nasıplarının) yapılmayacağı ve durumlarına uygun sivil okullardan diploma verileceği kurala bağlanmıştır.
Diğer taraftan, yargısal denetimin sağlanması amacıyla çıkarılan 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun'un 2. maddesi, doğrudan KHK ile tesis edilen işlemler hakkında karar verme görevini Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna bırakmıştır. Yerleşik içtihat prensiplerine göre, mahkemelerin hukuki statüyü etkileyen bu tür işlemlerde dosyayı usulden reddetmek yerine anılan kanun çerçevesinde komisyona sevk etmesi, kişileri keyfîliğe karşı koruyacak usule ilişkin mühim bir anayasal güvencedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.15 olağanüstü hâllerde hakların durdurulmasını düzenlese de, yargı yolunun idari mahkemelerce usuli olarak fiilen kapatılması ölçülülük ilkesiyle hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayın değerlendirmesinde başvurucuların askerî okulların kapatılması sonrasında statülerinin doğrudan bir olağanüstü hâl KHK'sı ile değiştirildiğini ve rütbelerine atamalarının yapılmadığını tespit etmiştir. İlgili idare mahkemelerinin, dava konusu işlemin doğrudan kanun niteliği taşıyan KHK ile tesis edildiğini ve bu süreçte idarenin herhangi bir takdir yetkisi bulunmadığını belirterek, uyuşmazlığın esasına girmeden davaları incelenmeksizin reddetmesi Mahkeme tarafından detaylıca irdelenmiştir.
Yüksek Mahkeme, olağanüstü hâl döneminde tesis edilen işlemlerin yargısal denetimi amacıyla 7075 sayılı Kanun ile özel bir komisyon kurulduğunu ve doğrudan KHK ile tesis edilen işlemlere karşı da bu yolla bir denetim yolunun açıldığını hatırlatmıştır. Mahkemelerin, başvurucuların hukuki statüsüne ve mesleki geleceklerine doğrudan etki eden nasbedilmeme işlemlerini değerlendirirken, dosyaları kesin olarak kapatmak yerine yargısal denetime imkân sağlayacak şekilde görevli olan inceleme komisyonuna göndermesi gerektiği kuvvetle vurgulanmıştır.
Dosyaların komisyona gönderilmek yerine, anayasal güvenceleri ve kanun hükümlerini dikkate almadan usulden ve incelenmeksizin reddedilmesi, hukuki öngörülebilirlik ilkesi ile adil yargılanma hakkı bağlamında çok ciddi bir eksiklik olarak nitelendirilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda, başvurucuların idarenin muhtemel keyfîliğine karşı korunmasını sağlayacak mekanizmaların idari yargı mercileri tarafından kasten veya ihmalen işletilmediği saptanmıştır. Yargı yolunun fiilen kapatılması anlamına gelen bu usuli ret kararlarının, olağanüstü hâl döneminde dahi olsa temel hak ve özgürlüklerin kullanımının sınırlandırılmasını düzenleyen anayasal ölçütlerle ve Anayasa'nın aradığı durumun gerektirdiği ölçülülük kuralıyla hiçbir şekilde bağdaşmadığı kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.