Anasayfa Karar Bülteni AYM | Samıra Naımı | BN. 2020/36382

Karar Bülteni

AYM Samıra Naımı BN. 2020/36382

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2020/36382
Karar Tarihi 11.07.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sınır dışı kararında hedef ülke belirtilmelidir.
  • Belirsiz varış ülkesi kötü muamele riskini denetletmez.
  • Mahkemeler sınır dışı edilecek ülkedeki riski araştırmalıdır.
  • İdari işlemler dolaylı geri gönderme riski barındırmamalıdır.

Bu karar, sınır dışı etme (deportasyon) işlemlerinde gidilecek olan ülkenin açık ve net bir biçimde idari kararda gösterilmesinin anayasal bir zorunluluk olduğunu ortaya koyması bakımından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Yabancılar hukukunda idarenin tesis ettiği sınır dışı etme kararlarında yalnızca "güvenli üçüncü ülke" şeklindeki soyut ve genel ifadelerin kullanılması, yabancının gönderileceği yerde işkence, insanlık dışı ceza veya kötü muameleye maruz kalıp kalmayacağının yargı mercilerince denetlenmesini tamamen imkânsız kılmaktadır. Anayasa Mahkemesi, bu eksikliğin yargısal denetim mekanizmalarını işlevsiz bıraktığını ve bu durumun doğrudan kötü muamele yasağının ihlali anlamına geldiğini çok net bir biçimde vurgulamıştır.

Benzer davalar açısından bu kararın emsal etkisi oldukça güçlü ve belirleyicidir. Zira idare mahkemeleri, idari işlemlerin iptali davalarını incelerken yalnızca sınır dışı etme sebeplerinin varlığına odaklanmamalı, aynı zamanda sınır dışı edilecek hedef ülkenin kararda somutlaştırılıp somutlaştırılmadığını da resen denetlemelidir. Hedef ülkenin belirsizliği, yabancının güvenli olmayan yerlere veya dolaylı olarak asıl menşe ülkesine geri gönderilmesi (refoulement) riskini doğrudan doğuracağından, idare mahkemelerinin bu belirsizliği hukuka aykırılık nedeni sayarak iptal kararı vermesi gerektiği yerleşik bir içtihat hâline gelecektir. Uygulamada idari makamların sınır dışı kararlarını daha şeffaf ve hukuken denetlenebilir şekilde almalarını zorunlu kılan bu karar, temel hak ve özgürlüklerin korunmasında idari yargısal denetimin hayati önemini bir kez daha teyit etmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Afganistan vatandaşı olan başvurucu, ülkesindeki can güvenliği tehlikesi nedeniyle ailesiyle birlikte Türkiye'ye gelerek uluslararası koruma başvurusunda bulunmuştur. Ancak Kocaeli Valiliği tarafından başvurucu hakkında, adli bir işleme karışması sebebiyle sınır dışı etme ve idari gözetim altına alma kararı verilmiştir. İdarenin kararında başvurucunun menşe ülkesine gönderilmesinde sakınca olduğu belirtilmiş, bu nedenle "güvenli bir üçüncü ülkeye" ya da gönüllü olması hâlinde kendi ülkesine gönderileceği ifade edilmiştir. Başvurucu, hangi ülkeye gönderileceğinin belirsiz olduğunu, gönderileceği olası ülkelerde (Afganistan veya İran) can güvenliğinin tehlikede olacağını ve kötü muameleye maruz kalacağını belirterek sınır dışı kararının iptali istemiyle Manisa 1. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkemenin davayı kesin olarak reddetmesi üzerine başvurucu, kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde başvurulan en temel kural, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan "kötü muamele yasağı"dır. Herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı bulunmakta olup, kimseye işkence veya insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muamele uygulanamaz. Bu anayasal kural, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerle de sıkı bir şekilde korunan "geri göndermeme (non-refoulement)" ilkesinin iç hukuktaki en temel anayasal dayanağını oluşturmaktadır. Bu ilke uyarınca hiç kimse işkence ve kötü muamele göreceği bir yere zorla gönderilemez.

Yabancılar hukukunun temelini teşkil eden 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu m.54 kapsamında sınır dışı etme kararı alınacak kişiler ayrıntılı olarak düzenlenmiş, 6458 sayılı Kanun m.55 uyarınca ise sınır dışı edilecekleri ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunan kişilerin hiçbir şekilde sınır dışı edilemeyeceği açıkça güvence altına alınmıştır.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, sınır dışı etme işlemi sonucunda yabancının gönderileceği ülkede kötü muamele yasağının ihlal edileceği iddia ediliyorsa, hem idari hem de yargısal makamlarca söz konusu ülkede gerçek bir ihlal riskinin bulunup bulunmadığı son derece ayrıntılı bir şekilde araştırılmalıdır. Yabancının nereye sınır dışı edileceğinin idari kararda açıkça yer almaması durumunda, yargı mercilerinin bu kişinin ölüm cezasına, işkenceye veya onur kırıcı muameleye maruz kalıp kalmayacağını hukuken ve fiilen denetlemesi mümkün değildir. İdare mahkemelerinin, sınır dışı işleminin hukuka uygunluğunu denetlerken bu usul güvencelerini titizlikle işletmesi ve hedef ülkenin belirgin olmamasının yaratacağı ölümcül riskleri resen gözetmesi tartışılmaz bir anayasal zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken idarenin aldığı sınır dışı etme kararındaki eksiklikleri ve ilk derece mahkemesinin yaptığı denetimin niteliğini ele almıştır. Kocaeli Valiliği tarafından alınan kararda, başvurucunun kendi ülkesi olan Afganistan'a geri gönderilmesinin sakıncalı olduğu açıkça tespit edilmiştir. Bu tespitin ardından başvurucunun "güvenli üçüncü ülkeye" gönderilmesine karar verilmiş, ancak bu güvenli üçüncü ülkenin neresi olduğu idari işlem sırasında veya sonrasında hiçbir şekilde belirlenmemiştir.

Başvurucu tarafından açılan iptal davasında Manisa 1. İdare Mahkemesi, bu belirsizliği hukuki bir sorun olarak görmemiştir. Mahkeme, başvurucunun ölüm tehlikesine maruz kalacağına ilişkin dosyada delil bulunmadığına ve zaten güvenli bir üçüncü ülkeye gönderileceğine hükmederek davayı reddetmiştir. Mahkeme ayrıca, hangi ülkeye sınır dışı edileceği hususunun bu davanın konusunu oluşturmadığını ifade etmiştir.

Anayasa Mahkemesine göre, sınır dışı edilecek ülkenin idari kararda açıkça belirtilmemesi, başvurucunun gönderileceği yerde kötü muamele, işkence veya ölüm riskiyle karşılaşıp karşılaşmayacağının yargı mercilerince denetlenmesini imkânsız hâle getirmektedir. Hedef ülkenin belirli olmaması, başvurucunun dolaylı yollardan menşe ülkesine geri gönderilmesi (refoulement) tehlikesini de içinde barındırmaktadır. İdare Mahkemesinin, bu belirsizliği yargısal denetimin önünde bir engel ve hukuka aykırılık nedeni olarak kabul edip başvurucuyu olası kötü muamele riskine karşı koruyacak titizlikte bir inceleme yapması gerekirken, davanın reddine karar vermesi usul yükümlülüklerine uygun düşmemiştir. Maruz kalınacak riskin güncelliğini yitirmediği de gözetildiğinde, derece mahkemesinin Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği özende bir inceleme yapmadığı saptanmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: