Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/21489 E. 2017/10427 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/21489 E. 2017/10427 K.

Bu karar, mahkeme ilamlarının gerekçeli olma zorunluluğunu ve adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan hukuki dinlenilme hakkını güçlü bir şekilde vurgulaması açısından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Yargıtay, yerel mahkemenin tarafların sunduğu kritik delilleri (istifa dilekçesi, ikinci iş sözleşmesi, ücret ödeme belgeleri) tartışmadan ve bu delilleri neden reddettiğini somut bir şekilde açıklamadan hüküm kurmasını Anayasa ve usul hukukuna aykırı bulmuştur. Bir kararın sadece şeklen değil, esastan, mantıksal ve denetlenebilir bir hukuki gerekçeye sahip olması gerektiği net bir biçimde ifade edilmiştir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2017/21489
Karar No 2017/10427
Karar Tarihi 13.06.2017
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kararlar somut ve açık gerekçelendirilmelidir.
  • gavel Kötü niyet tazminatında ispat yükü işçidedir.
  • gavel İstifa dilekçesi mutlaka kararda değerlendirilmelidir.
  • gavel Fazla çalışma hesabı hatasız yapılmalıdır.

Bu karar, mahkeme ilamlarının gerekçeli olma zorunluluğunu ve adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan hukuki dinlenilme hakkını güçlü bir şekilde vurgulaması açısından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Yargıtay, yerel mahkemenin tarafların sunduğu kritik delilleri (istifa dilekçesi, ikinci iş sözleşmesi, ücret ödeme belgeleri) tartışmadan ve bu delilleri neden reddettiğini somut bir şekilde açıklamadan hüküm kurmasını Anayasa ve usul hukukuna aykırı bulmuştur. Bir kararın sadece şeklen değil, esastan, mantıksal ve denetlenebilir bir hukuki gerekçeye sahip olması gerektiği net bir biçimde ifade edilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar özellikle kötü niyet tazminatı taleplerinde ispat yükünün kimde olduğu konusundaki tartışmalara son noktayı koymaktadır. İşverenin kötü niyetli fesih yaptığını iddia eden işçi, bu iddiasını hukuken geçerli maddi delillerle ispatlamak zorundadır; ispat yükünün tersine çevrilerek işverenden "kötü niyetli olmadığını ispatlamasının" beklenmesi hukuka aykırıdır. Ayrıca, çalışma kayıtlarının elektronik ve yazılı belgelerle tutulduğu kurumsal işyerlerinde, bu nesnel kayıtlar incelenmeden eksik rapora dayanılarak fazla mesai hesabı yapılamayacağı prensibi uygulamadaki mahkemelere ve avukatlara önemli bir yol haritası sunmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, özel bir hastanede estetik cerrahi doktoru olarak görev yapan işçi ile kendisini istihdam eden hastane yönetimi (işveren) arasında yaşanmıştır.

Doktor, hastane ile üç yıllık belirli süreli bir sözleşme imzaladığını ancak yedi ay fiilen çalıştıktan sonra maaşlarının eksik ödendiğini, nöbet, tatil ve fazla mesai ücretlerinin verilmediğini iddia etmiştir. Ayrıca, işverenin kendisine mesleki etik kurallarına uymayan çalışma şekilleri dayatarak mobbing uyguladığını, henüz çalışmaktayken yerine başka bir doktor almak için ilan verdiğini ve evraklarının kendisine teslim edilmediğini ileri sürerek dava açmıştır.

Davacı doktor; ödenmeyen maaş bakiye alacakları, sözleşme ihlal tazminatı, kötü niyet ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin faiziyle tahsil edilmesini talep etmiştir. İşveren tarafı ise doktorla iki ayrı sözleşme yapıldığını, doktorun kendi isteğiyle istifa ettiğini ve hiçbir ücret alacağının kalmadığını savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, bu uyuşmazlığı çözerken öncelikle adil yargılanma hakkı ve kararların gerekçeli olması prensiplerine dayanmıştır. Anayasa'nın 138. ve 141. maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27 kapsamında düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı gereğince, tarafların iddia ve savunmalarının, toplanan delillerin mahkemece dikkate alınması ve kararların somut, açık bir şekilde gerekçelendirilmesi zorunludur. Görünüşte veya yalnızca şeklî bir gerekçe yazılması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297 uyarınca açık bir usul ihlalidir.

Uyuşmazlığın esas yönünden çözümünde ise 4857 sayılı İş Kanunu m. 17 kapsamında düzenlenen kötü niyet tazminatı kurallarına vurgu yapılmıştır. İş sözleşmesinin fesih hakkının tıpkı diğer tüm haklar gibi dürüstlük ve objektif iyi niyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekmektedir. Fesih hakkının kötüye kullanılması durumunda işveren, bildirim sürelerine ait ücretin üç katı tutarında kötü niyet tazminatı ödemek zorundadır. Ancak bu kuralın uygulanabilmesi için işçinin iş güvencesi kapsamında olmaması gerekir. En temel hukuk kuralı olarak, kötü niyetli feshin varlığını ispat yükü tamamen bunu iddia eden işçinin üzerindedir.

Fazla mesai ve ulusal bayram, genel tatil ücretlerinin ispatı noktasında ise yine genel ispat kuralları geçerlidir. Çalışma saatlerini ve düzenini gösteren elektronik veya yazılı belgeler mevcutken, bu kayıtlar değerlendirilmeden eksik incelemeye dayalı olarak hesaplama yapılması hukuka aykırıdır. Taraflar arasındaki iş sözleşmesi hükümleri çerçevesinde belirlenen mesai saatlerinin fazla çalışma hesabında mutlak surette dikkate alınması ve hakkaniyete uygun, denetime elverişli bir tespit yapılması yerleşik içtihat prensiplerinin bir gereğidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda Yargıtay, yerel mahkemenin kararını hem usul hem de esas yönünden ciddi eksiklikler barındırdığı gerekçesiyle kapsamlı bir incelemeye tabi tutmuştur. İlk olarak usul açısından mahkemenin, taraflar arasında imzalandığı iddia edilen iki farklı iş sözleşmesinden neden sadece ilkini geçerli sayıp ikincisine itibar etmediğini kararında açıklamaması büyük bir eksiklik olarak tespit edilmiştir. Aynı şekilde, işverenin iş ilişkisinin sona erdiğini ispatlamak için dosyaya sunduğu istifa dilekçesinin ve maaş ödemelerini kanıtlamak için sunulan ödeme belgelerinin gerekçeli kararda hiç tartışılmadığı görülmüştür. Üstelik ödeme belgelerinin değerlendirilmesi için mahkemece alınan ek bilirkişi raporunun neden dikkate alınmadığı dahi açıklanmamıştır. Bu durum, kararın Anayasa ve ilgili kanunlar gereği sahip olması gereken gerekçeli olma şartından ve hukuki denetim imkânından tamamen yoksun bırakılmasına yol açmıştır.

Esasa ilişkin yapılan incelemede ise, doktorun fazla çalışma ve tatil alacaklarının hesaplanmasında bilirkişi tarafından sözleşme saatleri esas alınarak yapılan hesaptaki bariz matematiksel ve mantıksal hatalar eleştirilmiştir. Dosya ekinde işyerinin çalışma düzenini gösteren elektronik ve yazılı belgeleri barındıran klasörler bulunmasına rağmen, bilirkişinin ve mahkemenin bu nesnel delilleri hiç incelemeden hesaplama yaptığı saptanmıştır.

Kötü niyet tazminatı talebi incelendiğinde ise mahkemenin ispat yükü kuralını tersine çevirerek büyük bir hukuki yanılgıya düştüğü vurgulanmıştır. Davacı doktor, iş sözleşmesinin kötü niyetle feshedildiğini iddia etmiş ancak bu iddiayı somut maddi delillerle kanıtlayamamıştır. Mahkeme ise, kötü niyetin aksini işverenin ispat etmesi gerektiği gibi temel hukuk prensiplerine aykırı bir gerekçeyle tazminat talebini kabul etmiştir. Yargıtay, ispat yükünün açıkça davacı işçide olduğunu hatırlatarak bu hukuki hatayı bozma nedeni yapmıştır. Ek olarak, dosyada bulunan istifa dilekçesinin yeniden irdelenmesi ve bu çerçevede tüm işçilik alacaklarının tekrar ele alınması gerektiği belirtilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kararın gerekçesiz bırakılması, ispat yükünün tersine çevrilmesi ve eksik inceleme ile hatalı raporlara itibar edilmesi nedenleriyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

İşveren beni kötü niyetle kovdu, bunu kim ispatlayacak? expand_more
İş hukuku kuralları gereği, iş sözleşmesinin kötü niyetle feshedildiğini iddia ediyorsanız, bu iddianızı somut maddi delillerle ispatlamak zorundasınız. İspat yükü davacı işçidedir; mahkeme ispat yükünü tersine çevirerek işverenden "kötü niyetli olmadığını ispatlamasını" bekleyemez.
Fazla mesai alacağım hesaplanırken işyeri kayıtlarına bakılmak zorunda mı? expand_more
Evet, kesinlikle bakılmak zorundadır. Yargıtay emsal kararlarına göre, işyerinin çalışma düzenini gösteren elektronik veya yazılı belgeler gibi nesnel kayıtlar mevcutken, bu deliller incelenmeden eksik incelemeyle veya sadece sözleşme saatleri baz alınarak hesaplama yapılması hukuka aykırıdır.
Mahkeme sunduğum belgeleri ve istifa dilekçesini hiç incelememiş, karar bozulur mu? expand_more
Evet, bu durum kararın Yargıtay tarafından bozulmasına neden olur. Anayasa ve usul hukukumuz gereği, tarafların dosyaya sunduğu istifa dilekçesi, ödeme belgeleri gibi kritik delillerin mahkemece incelenmesi, tartışılması ve neden reddedildiğinin gerekçeli kararda somut olarak açıklanması zorunludur.
İşyerinde iki farklı sözleşme imzaladım, mahkeme hangisini geçerli sayar? expand_more
Mahkeme, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözerken dosyaya sunulan her iki sözleşmeyi de incelemek ve hangisine, hangi sebeplerle üstünlük tanıdığını kararında açıkça belirtmek zorundadır. Herhangi bir somut gerekçe göstermeden sözleşmelerden birinin geçerli sayılarak diğerinin görmezden gelinmesi, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının açık bir ihlalidir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir