Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Muhammed Orhan Kararı 2020/33385 B.

Anayasa Mahkemesi Muhammed Orhan Kararı 2020/33385 B.

Bu karar, adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden biri olan gerekçeli karar hakkının yargılamadaki kritik önemini bir kez daha vurgulaması açısından büyük bir hukuki değer taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, yargı mercilerinin önüne getirilen ve davanın sonucunu doğrudan etkileyebilecek nitelikteki esaslı iddiaların mahkemelerce mutlaka değerlendirilmesi ve makul bir gerekçeyle karşılanması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Yargılama sürecinde taraflarca ileri sürülen ve uyuşmazlığın çözümünde hayati öneme sahip argümanların cevapsız bırakılması, sadece şeklî bir eksiklik değil, aynı zamanda adil yargılanma hakkının özüne yönelik ağır bir ihlal olarak kabul edilmiştir.
search

Anayasa Mahkemesi
Muhammed Orhan Kararı 2020/33385 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2020/33385
Karar Tarihi 10.07.2024
Taraf Muhammed Orhan
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Kararlar davanın esasına etkili iddiaları karşılamalıdır.
Esaslı iddiaların cevapsız bırakılması hakkı ihlal eder.
Kanun yolu mercileri itirazları gerekçelendirmekle yükümlüdür.
Mahkeme kararları denetime elverişli ve makul olmalıdır.

Bu karar, adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden biri olan gerekçeli karar hakkının yargılamadaki kritik önemini bir kez daha vurgulaması açısından büyük bir hukuki değer taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, yargı mercilerinin önüne getirilen ve davanın sonucunu doğrudan etkileyebilecek nitelikteki esaslı iddiaların mahkemelerce mutlaka değerlendirilmesi ve makul bir gerekçeyle karşılanması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Yargılama sürecinde taraflarca ileri sürülen ve uyuşmazlığın çözümünde hayati öneme sahip argümanların cevapsız bırakılması, sadece şeklî bir eksiklik değil, aynı zamanda adil yargılanma hakkının özüne yönelik ağır bir ihlal olarak kabul edilmiştir.

Uygulamadaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar özellikle kanun yolu incelemesi yapan bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay daireleri için önemli bir yol göstericidir. İstinaf veya temyiz incelemesi sırasında dile getirilen ve hükmün kaderini değiştirecek çapta olan hukuki itirazların, matbu veya genel geçer ifadelerle geçiştirilemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Somut olayda zamanaşımı süresinin başlangıcına etki eden bir "kesinleşme şerhinin kaldırılması" kararının dikkate alınmaması, kararın gerekçesiz kalması sonucunu doğurmuştur.

Sonuç itibarıyla bu ihlal kararı, vatandaşların yargıya olan güveninin zedelenmemesi ve hukuki güvenlik ilkesinin tam anlamıyla hayata geçirilmesi için mahkeme gerekçelerinin doyurucu ve ikna edici olması gerektiği yönündeki yerleşik içtihadı güçlendirmektedir. Mahkemelerin her iddiaya cevap verme zorunluluğu bulunmasa da, uyuşmazlığın kalbini oluşturan temel meselelerde sessiz kalmaları anayasal bir ihlal sebebi sayılacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Muhammed Orhan, hissedarı olduğu arazinin orman vasfı taşıdığı gerekçesiyle Orman İşletme Müdürlüğü tarafından açılan dava sonucunda tapusunun iptal edilmesi ve Hazineye devredilmesi üzerine yasal yollara başvurmuştur. 1994 yılında verilen tapu iptal kararı, davalılara usulüne uygun tebliğ edilmediği için mahkeme yıllar sonra, 2016 yılında verdiği ek bir kararla kesinleşme şerhini kaldırmıştır. Bunun üzerine Muhammed Orhan, tapusunun iptal edilmesi nedeniyle uğradığı zararın karşılanması amacıyla Hazineye karşı maddi tazminat davası açmıştır. Ancak tazminat davasına bakan mahkeme ve sonrasındaki istinaf mahkemesi, 2016 yılında kesinleşme şerhini kaldıran ek kararı dikkate almamış ve davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtiği gerekçesiyle reddine karar vermiştir. Başvurucu, zamanaşımı süresinin hesaplanmasında mahkemenin verdiği ek kararın dikkate alınmadığını ve bu hayati itirazının cevapsız bırakıldığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı çerçevesinde incelemiştir. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." hükmü uyarınca, mahkemelerin verdikleri kararlarda uyuşmazlığın maddi ve hukuki temellerini açıklama zorunluluğu bulunmaktadır. Gerekçeli karar hakkı, tarafların ileri sürdüğü her türlü iddiaya ayrıntılı yanıt verilmesini gerektirmese de, davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların mahkemelerce mutlaka makul bir gerekçeyle karşılanmasını zorunlu kılar.

Yargılama makamlarının, uyuşmazlığın çözümünde kritik rol oynayan ve davanın kaderini etkileyecek olan argümanları sessizlikle geçiştirmesi, adil yargılanma hakkının açık bir ihlali olarak kabul edilmektedir. İstinaf ve temyiz mercileri ilk derece mahkemesinin kararını onarken aynı gerekçeyi kullanabilir veya atıf yapabilirler; ancak kanun yolunda ilk defa dile getirilen veya ilk derece mahkemesince hiç değerlendirilmeyen hayati öneme sahip itirazların, üst mahkemelerce de cevapsız bırakılması gerekçeli karar hakkını zedeler.

Ayrıca, somut uyuşmazlığın temelini oluşturan mülkiyet hakkına müdahaleler nedeniyle açılan tazminat davalarının dayanağı olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.1007 hükmü uyarınca, tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet kusursuz olarak sorumludur. Devletin bu sorumluluğu nedeniyle açılacak davalarda zamanaşımı süresinin başlangıcı, zararın doğduğunun, yani tapu iptal kararının kesinleştiğinin öğrenildiği tarihtir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.302 uyarınca kesinleşme şerhinin düzenlenmesi idari bir işlem niteliğinde olup, usulsüzlük tespiti hâlinde mahkemece bu şerhin kaldırılabileceği yerleşik içtihatlarla sabittir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken öncelikle başvurucunun tazminat davasında ileri sürdüğü iddiaların mahkemeler tarafından ne ölçüde dikkate alındığını değerlendirmiştir. Başvurucu, Hazine aleyhine açtığı tazminat davasında, tapu iptaline ilişkin 1999 yılındaki kesinleşme şerhinin usulsüz tebligat nedeniyle 2016 yılında mahkeme tarafından verilen ek kararla kaldırıldığını, bu nedenle tazminat davası için öngörülen zamanaşımı süresinin dolmadığını açıkça ileri sürmüştür. Bölge Adliye Mahkemesi ise tazminat davasını zamanaşımı gerekçesiyle reddederken, davanın 1999 yılında kesinleştiğini kabul etmiş, ancak kesinleşme şerhini kaldıran 2016 tarihli ek kararın zamanaşımı süresinin hesaplanmasına neden etki etmediği konusunda hiçbir açıklama getirmemiştir.

Hukuk devleti ilkesinin en önemli unsurlarından biri olan hukuki güvenlik ilkesi, bireylerin mahkeme kararlarına güvenerek işlem yapabilmelerini gerektirir. Başvurucu, mahkemenin 2016 yılında verdiği ek karara haklı olarak güvenmiş ve bu kararın oluşturduğu yeni hukuki durum çerçevesinde tazminat davası açmıştır. İstinaf mahkemesinin, kesinleşme şerhini kaldıran ek karara hukuki bir değer atfetmemesi ve bu kararın tazminat davasındaki zamanaşımı defi karşısındaki durumunu tartışmaması, yargılamanın en önemli meselesinin cevapsız bırakılması anlamına gelmektedir. Yargıtay Dairesi de onama kararında bu eksikliği giderecek herhangi bir gerekçe sunmamıştır.

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun davanın sonucuna doğrudan etki edecek nitelikteki "kesinleşme şerhinin kaldırıldığına" yönelik esaslı itirazının yargı mercilerince tartışılmamasını ve makul bir gerekçeyle karşılanmamasını adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkına aykırı bulmuştur. Mahkemelerin, uyuşmazlığın temelini oluşturan böylesi kritik bir argümanı görmezden gelerek sadece şeklî bir zamanaşımı incelemesi yapmaları, yargılamanın adil ve hakkaniyete uygun yürütüldüğü kanaatini zedelemiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Tapum orman diye yıllar önce iptal olmuş ama bana yeni bildirildi. Tazminat alabilir miyim? expand_more
Evet, alabilirsiniz. Devletin tapu sicilinin tutulmasından doğan sorumluluğu kusursuzdur ve mülkiyet hakkınıza yönelik bu müdahale nedeniyle Hazineye karşı tazminat davası açabilirsiniz. Bu tür davalarda zamanaşımı süresi, tapu iptal kararının kesinleştiğinin tarafınızca öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Eğer geçmişte yapılan tebligat usulsüzse, yasal yollara başvurarak mahkemeden kesinleşme şerhinin kaldırılmasını talep edebilir ve ortaya çıkan bu yeni hukuki duruma göre hakkınızı arayabilirsiniz.
Mahkeme sunduğum en önemli delili ve itirazı hiç incelemeden reddetti. Ne yapabilirim? expand_more
Bu durum adil yargılanma hakkınızın açık bir ihlalidir. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların mahkemelerce mutlaka değerlendirilmesi ve makul bir gerekçeyle karşılanması zorunludur. Yargı mercilerinin uyuşmazlığın çözümünde kritik rol oynayan argümanları sessizlikle geçiştirmesi gerekçeli karar hakkını zedeler. Bu eksiklik nedeniyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilirsiniz.
İstinaf mahkemesi itirazlarıma cevap vermeden kararı onadı. Bu adil yargılanmaya aykırı mı? expand_more
Evet, aykırıdır. Kanun yolu mercileri (istinaf veya Yargıtay) ilk derece mahkemesinin kararını onarken aynı gerekçeyi kullanabilir veya karara atıf yapabilirler; ancak kanun yolunda dile getirdiğiniz ve hükmün kaderini değiştirecek çapta olan hukuki itirazların üst mahkemelerce cevapsız bırakılması gerekçeli karar hakkını ihlal eder. Mahkemelerin, uyuşmazlığın kalbini oluşturan meselelerde sessiz kalmaları ve iddiaları genel geçer ifadelerle geçiştirmeleri anayasal bir ihlal sebebidir.
Hazineye açtığım tazminat davası zamanaşımından reddedildi. Hak ihlali sayılır mı? expand_more
Eğer davanız reddedilirken, zamanaşımı süresinin başlangıcına etki eden kritik bir mahkeme kararını (örneğin kesinleşme şerhinin kaldırılması kararı) mahkemeye sunmuşsanız ve mahkeme bu esaslı itirazınızı hiç tartışmadan davanızı reddettiyse, bu durum hak ihlali sayılır. Mahkemelerin, davanın kaderini etkileyecek bu tür iddiaları görmezden gelerek yalnızca şeklî bir zamanaşımı incelemesi yapması, yargılamanın adil yürütüldüğü kanaatini zedeler ve gerekçeli karar hakkına aykırılık teşkil eder.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir