Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 22. HD | 2018/9335 E. | 2018/18190 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 22. HD 2018/9335 E. 2018/18190 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Esas No 2018/9335
Karar No 2018/18190
Karar Tarihi 11.09.2018
Dava Türü İşe İade
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Karar gerekçesi somut uyuşmazlıkla uyumlu olmalıdır.
  • İstinaf incelemesinde mevcut deliller dikkate alınmalıdır.
  • Gerekçesiz veya ilgisiz gerekçeli kararlar bozma sebebidir.
  • Sendikal fesih iddiaları kendi olguları içinde değerlendirilmelidir.

Bu karar, Türk hukuk sisteminde mahkeme ilamlarının gerekçelendirilmesi yükümlülüğü ve istinaf mahkemelerinin inceleme sınırları bakımından usul hukukuna dair oldukça kritik ve yol gösterici bir öneme sahiptir. Bir işe iade davasında, bilhassa sendikal tazminat gibi ağır yaptırımları barındıran uyuşmazlıklarda, istinaf incelemesi sonucunda yazılan gerekçeli kararın davanın tarafları ve somut olayın maddi vakıaları ile tam bir uyum içinde olması şarttır. Yargıtay bu kararında, mahkemenin dosyada var olan iddia ve savunmalardan bütünüyle kopuk, dava konusu olayla ilgisi bulunmayan bambaşka bir olaya dayanarak gerekçe oluşturmasının hukuka aykırılığını vurgulamaktadır. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması anayasal bir hak olduğu gibi, hak arama hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının da en temel güvencelerinden biridir.

Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi değerlendirildiğinde, bu karar, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin yoğun iş yükü altında sehven de olsa hatalı dosyalar üzerinden veya şablon metinlerle gerekçe oluşturmasının önüne geçmeyi hedeflemektedir. Özellike iş hukukunda feshin sendikal nedene mi yoksa işçinin haklı fesih oluşturan eylemlerine mi dayandığı sorunu, doğrudan dosyadaki özgün delillere bakılarak çözülmelidir. Aksi halde mahkemenin kurduğu hüküm sonuç itibarıyla adalete uygun görünse dahi, usuli eksiklikler ve gerekçe ile maddi olay arasındaki açık kopukluk nedeniyle Yargıtay denetiminden geçemeyecek ve yargılama sürecinin uzamasına, tarafların mağduriyetine sebebiyet verecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, çalışmakta olduğu işyerinde sendikaya üye olduktan ve bu durumu noter kanalıyla işverene ihtar ettikten sonra doğrudan hedefe konularak kendisine sistemli bir şekilde mobbing uygulanmaya başlandığını ileri sürmektedir. İddiasına göre, işe giriş ve çıkışlarda üzeri tacize varacak boyutta kapsamlı bir şekilde aranmış, çalışma huzuru bozulmuştur. Kısa bir süre sonra da iş sözleşmesi; mesai saatleri içinde izinsiz sendika broşürü dağıttığı, kendisini uyaran çavuşa hakaret ettiği ve iş güvenliğini hiçe sayarak kendi sağlığı ile başkalarının sağlığını tehlikeye attığı gerekçeleriyle işverence feshedilmiştir.

Davacı, kendisine yöneltilen bu iddiaların tamamen asılsız olduğunu, asıl amacın sendikal örgütlenmeyi kırmak olduğunu belirterek feshin geçersizliğine, işe iadesine ve en az on iki aylık ücreti tutarında sendikal tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı işveren ise davacının broşür dağıtma uyarısı üzerine amirine hakaret edip, çalışmak istemediğini bağırarak tuvalet aynasını yumruklamak suretiyle kırdığını, bu durumun haklı fesih oluşturduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İş sözleşmesinin feshi ve bu feshin nitelendirilmesi bağlamında, öncelikle 4857 sayılı İş Kanunu m. 18 ve devamı hükümleri uyarınca işverenin feshi geçerli bir nedene dayandırması zorunluluğu karşımıza çıkmaktadır. Şayet işçinin iş sözleşmesi, salt sendikaya üye olması veya sendikal faaliyetlerde bulunması sebebiyle feshedilmişse, bu eylem doğrudan 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 25 kapsamında sendikal nedenle fesih olarak değerlendirilir. Bu durumda, feshin geçersizliğiyle birlikte işçiye en az bir yıllık ücreti tutarında ağır bir sendikal tazminat ödenmesi yasal bir gerekliliktir.

Diğer taraftan, işverenin savunmalarında belirttiği üzere işçinin amirlerine hakaret etmesi, işyeri malına kasten zarar vermesi ve iş güvenliğini tehlikeye düşürmesi gibi haller, 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II çerçevesinde ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller olup, işverene haklı nedenle derhal fesih hakkı verir. Bu davada mahkemelerin temel görevi, hangi iddianın hukuki delillerle ispatlandığını ortaya koymaktır.

Bunun ötesinde, uyuşmazlığın usul hukuku boyutunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297 büyük bir önem taşır. Anılan maddeye göre, mahkeme kararlarının mutlaka gerekçeli olması, tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi, uyuşmazlık konularının net olarak tespit edilmesi ve mahkemenin hangi somut delillere dayanarak söz konusu sonuca vardığının kararda açık, şüpheye yer bırakmayacak şekilde yazılması emredici bir kuraldır. Mahkeme kararlarının, incelenen dava dosyasıyla tamamen ilgisiz başka bir olayın maddi vakıalarına dayanılarak gerekçelendirilmesi, hukuki dinlenilme hakkının ve adil yargılanma ilkesinin açık bir ihlali sayılarak Yargıtay nezdinde kesin bir bozma sebebi oluşturur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde, işveren tarafından gerçekleştirilen feshin haklı nedene dayanmadığı, ancak işletmenin ve işin işleyişi bakımından geçerli bir nedene dayandığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bu yerel mahkeme kararına karşı hem davacı işçi hem de davalı işveren vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf Mahkemesi, dosyayı yeniden değerlendirerek ilk derece mahkemesinin kararını kaldırmış, davacının işe iadesine ve iş sözleşmesinin feshinin sendikal nedenlerle gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle tazminat tutarının işçinin tam bir yıllık brüt ücreti oranında belirlenmesine karar vermiştir. Kararın, davalı işveren vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin önüne gelmiştir.

Yargıtay tarafından yapılan temyiz incelemesinde çok temel bir usul hatası tespit edilmiştir. İstinaf mahkemesinin yazmış olduğu gerekçeli kararda, feshe dayanak teşkil ettiği belirtilen ve hükme esas alınan olayların, incelenen somut dava dosyasında iddia edilen hususlarla hiçbir ilgisinin bulunmadığı saptanmıştır. Dosyadaki mevcut iddialar arasında aynayı kırmak, amire hakaret etmek, sendika broşürü dağıtmak ve üst aramasında mobbinge maruz kalmak gibi özgün konular varken, istinaf mahkemesinin gerekçesinin bambaşka olaylar üzerinden kurulmuş olması kararı hukuken sakatlamıştır. Yargıtay, gerekçeli kararın somut olayla bağdaşmamasının hukuki denetimi imkânsız hale getirdiğini ve dosyada mevcut iddia ve delillere göre istinaf incelemesinin usule uygun şekilde baştan yapılması gerektiğini vurgulamıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, istinaf incelemesinin somut dosyada gerçekleşen olaylarla ilgisiz bir gerekçeye dayandırılmış olması nedeniyle yeniden inceleme yapılması gerektiği yönünde kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: