Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2018/9335 E. 2018/18190 K.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2018/9335 E. 2018/18190 K.

Bu karar, Türk hukuk sisteminde mahkeme ilamlarının gerekçelendirilmesi yükümlülüğü ve istinaf mahkemelerinin inceleme sınırları bakımından usul hukukuna dair oldukça kritik ve yol gösterici bir öneme sahiptir. Bir işe iade davasında, bilhassa sendikal tazminat gibi ağır yaptırımları barındıran uyuşmazlıklarda, istinaf incelemesi sonucunda yazılan gerekçeli kararın davanın tarafları ve somut olayın maddi vakıaları ile tam bir uyum içinde olması şarttır. Yargıtay bu kararında, mahkemenin dosyada var olan iddia ve savunmalardan bütünüyle kopuk, dava konusu olayla ilgisi bulunmayan bambaşka bir olaya dayanarak gerekçe oluşturmasının hukuka aykırılığını vurgulamaktadır. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması anayasal bir hak olduğu gibi, hak arama hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının da en temel güvencelerinden biridir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Esas No 2018/9335
Karar No 2018/18190
Karar Tarihi 11.09.2018
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Karar gerekçesi somut uyuşmazlıkla uyumlu olmalıdır.
  • gavel İstinaf incelemesinde mevcut deliller dikkate alınmalıdır.
  • gavel Gerekçesiz veya ilgisiz gerekçeli kararlar bozma sebebidir.
  • gavel Sendikal fesih iddiaları kendi olguları içinde değerlendirilmelidir.

Bu karar, Türk hukuk sisteminde mahkeme ilamlarının gerekçelendirilmesi yükümlülüğü ve istinaf mahkemelerinin inceleme sınırları bakımından usul hukukuna dair oldukça kritik ve yol gösterici bir öneme sahiptir. Bir işe iade davasında, bilhassa sendikal tazminat gibi ağır yaptırımları barındıran uyuşmazlıklarda, istinaf incelemesi sonucunda yazılan gerekçeli kararın davanın tarafları ve somut olayın maddi vakıaları ile tam bir uyum içinde olması şarttır. Yargıtay bu kararında, mahkemenin dosyada var olan iddia ve savunmalardan bütünüyle kopuk, dava konusu olayla ilgisi bulunmayan bambaşka bir olaya dayanarak gerekçe oluşturmasının hukuka aykırılığını vurgulamaktadır. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması anayasal bir hak olduğu gibi, hak arama hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının da en temel güvencelerinden biridir.

Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi değerlendirildiğinde, bu karar, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin yoğun iş yükü altında sehven de olsa hatalı dosyalar üzerinden veya şablon metinlerle gerekçe oluşturmasının önüne geçmeyi hedeflemektedir. Özellike iş hukukunda feshin sendikal nedene mi yoksa işçinin haklı fesih oluşturan eylemlerine mi dayandığı sorunu, doğrudan dosyadaki özgün delillere bakılarak çözülmelidir. Aksi halde mahkemenin kurduğu hüküm sonuç itibarıyla adalete uygun görünse dahi, usuli eksiklikler ve gerekçe ile maddi olay arasındaki açık kopukluk nedeniyle Yargıtay denetiminden geçemeyecek ve yargılama sürecinin uzamasına, tarafların mağduriyetine sebebiyet verecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, çalışmakta olduğu işyerinde sendikaya üye olduktan ve bu durumu noter kanalıyla işverene ihtar ettikten sonra doğrudan hedefe konularak kendisine sistemli bir şekilde mobbing uygulanmaya başlandığını ileri sürmektedir. İddiasına göre, işe giriş ve çıkışlarda üzeri tacize varacak boyutta kapsamlı bir şekilde aranmış, çalışma huzuru bozulmuştur. Kısa bir süre sonra da iş sözleşmesi; mesai saatleri içinde izinsiz sendika broşürü dağıttığı, kendisini uyaran çavuşa hakaret ettiği ve iş güvenliğini hiçe sayarak kendi sağlığı ile başkalarının sağlığını tehlikeye attığı gerekçeleriyle işverence feshedilmiştir.

Davacı, kendisine yöneltilen bu iddiaların tamamen asılsız olduğunu, asıl amacın sendikal örgütlenmeyi kırmak olduğunu belirterek feshin geçersizliğine, işe iadesine ve en az on iki aylık ücreti tutarında sendikal tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı işveren ise davacının broşür dağıtma uyarısı üzerine amirine hakaret edip, çalışmak istemediğini bağırarak tuvalet aynasını yumruklamak suretiyle kırdığını, bu durumun haklı fesih oluşturduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İş sözleşmesinin feshi ve bu feshin nitelendirilmesi bağlamında, öncelikle 4857 sayılı İş Kanunu m. 18 ve devamı hükümleri uyarınca işverenin feshi geçerli bir nedene dayandırması zorunluluğu karşımıza çıkmaktadır. Şayet işçinin iş sözleşmesi, salt sendikaya üye olması veya sendikal faaliyetlerde bulunması sebebiyle feshedilmişse, bu eylem doğrudan 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 25 kapsamında sendikal nedenle fesih olarak değerlendirilir. Bu durumda, feshin geçersizliğiyle birlikte işçiye en az bir yıllık ücreti tutarında ağır bir sendikal tazminat ödenmesi yasal bir gerekliliktir.

Diğer taraftan, işverenin savunmalarında belirttiği üzere işçinin amirlerine hakaret etmesi, işyeri malına kasten zarar vermesi ve iş güvenliğini tehlikeye düşürmesi gibi haller, 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II çerçevesinde ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller olup, işverene haklı nedenle derhal fesih hakkı verir. Bu davada mahkemelerin temel görevi, hangi iddianın hukuki delillerle ispatlandığını ortaya koymaktır.

Bunun ötesinde, uyuşmazlığın usul hukuku boyutunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 297 büyük bir önem taşır. Anılan maddeye göre, mahkeme kararlarının mutlaka gerekçeli olması, tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi, uyuşmazlık konularının net olarak tespit edilmesi ve mahkemenin hangi somut delillere dayanarak söz konusu sonuca vardığının kararda açık, şüpheye yer bırakmayacak şekilde yazılması emredici bir kuraldır. Mahkeme kararlarının, incelenen dava dosyasıyla tamamen ilgisiz başka bir olayın maddi vakıalarına dayanılarak gerekçelendirilmesi, hukuki dinlenilme hakkının ve adil yargılanma ilkesinin açık bir ihlali sayılarak Yargıtay nezdinde kesin bir bozma sebebi oluşturur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde, işveren tarafından gerçekleştirilen feshin haklı nedene dayanmadığı, ancak işletmenin ve işin işleyişi bakımından geçerli bir nedene dayandığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bu yerel mahkeme kararına karşı hem davacı işçi hem de davalı işveren vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf Mahkemesi, dosyayı yeniden değerlendirerek ilk derece mahkemesinin kararını kaldırmış, davacının işe iadesine ve iş sözleşmesinin feshinin sendikal nedenlerle gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle tazminat tutarının işçinin tam bir yıllık brüt ücreti oranında belirlenmesine karar vermiştir. Kararın, davalı işveren vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin önüne gelmiştir.

Yargıtay tarafından yapılan temyiz incelemesinde çok temel bir usul hatası tespit edilmiştir. İstinaf mahkemesinin yazmış olduğu gerekçeli kararda, feshe dayanak teşkil ettiği belirtilen ve hükme esas alınan olayların, incelenen somut dava dosyasında iddia edilen hususlarla hiçbir ilgisinin bulunmadığı saptanmıştır. Dosyadaki mevcut iddialar arasında aynayı kırmak, amire hakaret etmek, sendika broşürü dağıtmak ve üst aramasında mobbinge maruz kalmak gibi özgün konular varken, istinaf mahkemesinin gerekçesinin bambaşka olaylar üzerinden kurulmuş olması kararı hukuken sakatlamıştır. Yargıtay, gerekçeli kararın somut olayla bağdaşmamasının hukuki denetimi imkânsız hale getirdiğini ve dosyada mevcut iddia ve delillere göre istinaf incelemesinin usule uygun şekilde baştan yapılması gerektiğini vurgulamıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, istinaf incelemesinin somut dosyada gerçekleşen olaylarla ilgisiz bir gerekçeye dayandırılmış olması nedeniyle yeniden inceleme yapılması gerektiği yönünde kararı bozmuştur.

Sendikaya üye oldum diye işten kovuldum, hangi haklarım var? expand_more
İş sözleşmeniz salt sendikaya üye olmanız veya sendikal faaliyetlerde bulunmanız sebebiyle feshedilmişse, bu eylem 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 25. maddesi kapsamında doğrudan sendikal nedenle fesih kabul edilmektedir. İncelediğimiz emsal karara konu olan olayda da işçi, sendikaya üye olup bu durumu işverene noter kanalıyla bildirdikten sonra işe giriş ve çıkışlarda tacize varacak boyutta üst araması ve mobbinge maruz kaldığını belirterek yargı yoluna başvurmuştur. İşverenin feshinin temelinde yatan asıl amacın sendikal örgütlenmeyi kırmak olduğunu ispatladığınız takdirde, mahkeme tarafından feshin geçersizliğine ve işe iadenize hükmedilir. Dahası, sendikal feshin tespit edilmesi durumunda işverenin size en az tam bir yıllık brüt ücretiniz oranında ağır bir sendikal tazminat ödemesi yasal bir zorunluluktur.
İşverenim beni ayna kırmak gibi yalan sebeplerle kovdu, ne yapmalıyım? expand_more
İşverenler gerçek niyeti (örneğin sendikal feshi) gizlemek amacıyla, işçinin amirlerine hakaret etmesi veya işyeri malına kasten zarar vermesi gibi 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II maddesi çerçevesinde haklı fesih sayılabilecek iddialar ileri sürebilmektedir. İncelediğimiz dosyada da işveren, işçinin izinsiz broşür dağıtma uyarısı üzerine çavuşa hakaret ettiğini ve bağırarak tuvalet aynasını yumruklayıp kırdığını savunarak feshin haklı olduğunu öne sürmüştür. Ancak feshin hangi amaca dayandığını somut delillerle ispatlamak işverenin yükümlülüğündedir. Bu tür uyuşmazlıklarda mahkemelerin görevi, işten çıkarmanın gerçekte sendikal bir nedene mi yoksa işçinin haklı fesih oluşturan bu tip eylemlerine mi dayandığı sorununu doğrudan dosyaya sunulan özgün delillere bakarak çözmektir. Bu iftiraların ispatlanamaması halinde mahkeme nezdinde feshin geçersizliği ve haklarınızın iadesi sağlanacaktır.
Mahkeme gerekçesini davamla hiç alakası olmayan bir olaydan yazmış, karar bozulur mu? expand_more
Evet, söz konusu karar Yargıtay incelemesinde kesin bir bozma sebebi ile karşılaşacaktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının mutlaka gerekçeli olması, uyuşmazlık konularının net tespit edilmesi ve hükmün hangi somut delillere dayandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde yazılması emredici bir kuraldır. Yargıtay'ın bu içtihadında da istinaf mahkemesi, dosyadaki mobbing, sendika broşürü dağıtmak veya ayna kırmak gibi somut olaylardan tamamen kopuk, ilgisiz bambaşka olaylar üzerinden gerekçeli karar kurmuştur. Mahkemelerin yoğun iş yükü altında sehven veya şablon metinlerle, dosyadan ve delillerden kopuk kararlar yazması hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının açık bir ihlalidir. Bu durum, kararın hukuki denetimini imkânsız hale getireceğinden, Yargıtay kararı hukuken sakat bulmuş ve dosyanın usule uygun şekilde baştan incelenmesi için bozmuştur.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir