Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2018/9463 E. 2019/8051 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2018/9463 |
| Karar No | 2019/8051 |
| Karar Tarihi | 08.04.2019 |
| Dava Türü | İşe İade |
| Karar Sonucu | Bozma ve Ret |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- İşyeri huzurunu bozan söylemler geçerli fesih nedenidir.
- Haklı fesih hallerinde savunma alınması zorunlu değildir.
- Amirin talimatlarına uymamak iş ilişkisini çekilmez kılar.
- Çalışma ortamında hakaret içeren sözler düzeni bozar.
Bu karar, işyerinde çalışma arkadaşlarına ve yöneticilere yönelik genel nitelikteki hakaretamiz sözlerin ve görev tanımında yer alan işleri yapmaktan kaçınmanın hukuki sonuçlarını netleştirmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay, işçinin açık ofis ortamında sarf ettiği küçültücü sözlerin doğrudan belli bir şahsa yöneltilmemiş olsa dahi işyeri barışını ve düzenini bozucu nitelikte olduğunu kabul etmiştir. Hakaret içeren ifadelerin ve verilen talimatlara ısrarla itaatsizliğin, işverene derhal fesih yetkisi verecek ağırlıkta olmasa dahi kesinlikle geçerli nedenle fesih imkanı tanıdığı vurgulanmıştır.
Benzer davalardaki emsal etkisi, özellikle haklı fesih ile geçerli fesih ayrımlarında ve savunma alma yükümlülüğünün sınırlarında ortaya çıkmaktadır. Karar, işverenin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini savunduğu hallerde, eylem haklı neden ağırlığına tam ulaşmasa bile geçerli neden teşkil ediyorsa feshin hukuka uygun bulunacağını göstermektedir. Ayrıca, eylemin haklı fesih ağırlığında olduğu iddiasıyla yapılan fesih işlemlerinde, işverenin fesihten önce savunma alma zorunluluğunun bulunmadığı prensibi açıkça yinelenmiştir. Bu durum, çalışma barışını bozan davranışlara karşı işverenlerin fesih hakkını kullanırken izleyecekleri usul açısından uygulamada yol gösterici temel bir içtihat niteliği taşımaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, davalı şirkette insan kaynakları uzmanı olarak çalışmaktayken iş sözleşmesinin haksız ve kötü niyetli olarak feshedildiğini ileri sürerek eski işverenine karşı işe iade davası açmıştır. İşçi, kendisine yöneticileri tarafından mobbing uygulandığını, asılsız iddialarla uyarılar verildiğini ve sonrasında savunma hakkı dahi tanınmadan tazminatsız şekilde işten çıkarıldığını iddia etmiştir. Davacı, bu haksız feshin iptal edilmesini, işe iadesine karar verilmesini ve boşta geçen süre ile işe başlatmama tazminatlarının ödenmesini talep etmiştir. Davalı işveren ise işçinin kendisine verilen eğitim kayıtlarının girilmesi gibi görevleri ısrarla yapmadığını, açık ofis ortamında çalışma arkadaşlarına yönelik "Allah'ın gerizekalıları, hırsız mı ararsın, yalancı mı" şeklinde onur kırıcı sözler sarf ettiğini, sözleşmenin bu davranışlar neticesinde haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkeme, uyuşmazlığı incelerken 4857 sayılı İş Kanunu m.18 ve 4857 sayılı İş Kanunu m.25 hükümlerini temel almıştır. Yasanın 18. maddesi uyarınca işveren, işçinin davranışlarından kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçinin kusurlu davranışı sözleşmeye aykırılık oluşturuyor ve iş ilişkisi bu durumdan olumsuz etkileniyorsa geçerli bir fesihten söz edilir. 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II bendi ise işverene ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallerde derhal fesih hakkı tanır. Özellikle ilgili bendin (b) fıkrası, işçinin işverene veya diğer bir işçiye karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesini; (h) fıkrası ise işçinin yapmakla görevli olduğu işleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesini haklı fesih nedeni sayar.
Yargıtay'ın yerleşik içtihat prensiplerine göre, işçinin iş sözleşmesini ihlal eden davranışı işverene derhal fesih hakkı verecek ağırlıkta olmasa dahi, iş ilişkisinin sürdürülmesini makul ölçüler içinde beklenemez kılıyorsa bu eylem geçerli fesih nedenidir. İşveren, yönetim hakkı kapsamında işçiye verdiği talimatlarla iş görme borcunu somutlaştırır ve işçinin bu talimatlara uymaması sözleşmenin ihlali anlamına gelir.
Ayrıca, işverene süresiz fesih hakkı veren 4857 sayılı İş Kanunu m.25 hallerinden dolayı yapılan fesihlerde, kural olarak işçiden önceden ihtar veya savunma alınmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak geçerli nedenle fesihlerde 4857 sayılı İş Kanunu m.19 uyarınca işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerde savunma alınması zorunluluğu bulunmaktadır. Bu ayrım, feshin usul yönünden hukuka uygunluğunun belirlenmesinde kritik bir rol oynamaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay tarafından yapılan incelemede, davacının iş yerinde eğitim kayıtlarının sisteme girilmesi görevini yerine getirmek istemediği ve bu konuda yöneticileri tarafından uyarılmasına rağmen görevini yapmamakta direnç gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca, tanık beyanları ve tutanaklarla sabit olduğu üzere davacının bir toplantı sonrasında açık ofis alanına girerken yüksek sesle, "Allah’ın gerizekalıları toplanmış başıma, hırsız mı ararsın, yalancı mı, ikiyüzlü mü" şeklinde ifadeler kullandığı açıkça ortaya konulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi, sarf edilen bu sözlerin doğrudan belirli bir kişiye yöneltilmediğini, bu sebeple hakaret eyleminin unsurlarının tam oluşmadığını ve olayın haklı fesih boyutunda değil, geçerli fesih boyutunda değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Buradan hareketle, geçerli fesih sebebi oluşturabilecek bu davranış karşısında işverenin önceden savunma almadığı gerekçesiyle feshin geçersiz olduğuna karar vermiştir. Ancak Yargıtay bu hukuki nitelendirmeyi ve ulaşılan sonucu hatalı bulmuştur.
Yargıtay, davalı işverenin fesih işlemini haklı nedene dayandırarak gerçekleştirdiğini, bu nedenle olayda fesihten önce savunma alma zorunluluğunun bulunmadığını vurgulamıştır. Davacının işyerinde sarf ettiği onur kırıcı ve ağır sözler ile kendisine verilen görevleri yapmamaktaki ısrarlı tutumunun işyerinde açıkça olumsuzluğa yol açtığı ortadadır. Bu davranışlar bütünü, işverenin davacı ile çalışmaya devam etmesini kendisinden beklenemez hale getirmiştir. İşçinin bu eylemleri haklı neden ağırlığına tam ulaşmasa bile en azından geçerli neden oluşturacak boyuttadır. Dolayısıyla açılan işe iade davasının reddedilmesi gerekirken yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesi tarafından feshin geçersiz sayılarak davanın kabul edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, feshin geçerli nedene dayandığı ve işe iade davasının reddedilmesi gerektiği yönünde karar vererek alt derece mahkemesi kararlarını kesin olarak bozmuştur.