Karar Bülteni
YARGITAY 4. HD 2018/4409 E. 2019/3873 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 4. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2018/4409 |
| Karar No | 2019/3873 |
| Karar Tarihi | 10.07.2019 |
| Dava Türü | Manevi Tazminat |
| Karar Sonucu | Ret |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Karar düzeltme sebepleri kanunda sınırlı olarak sayılmıştır.
- Sınırlı nedenlere uymayan karar düzeltme talepleri reddedilir.
- Haksız karar düzeltme başvurusunda idari para cezası uygulanır.
- Mobbing iddialarında usul kuralları titizlikle ve istisnasız işletilir.
Bu karar, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) döneminden intikal eden ve halen karar düzeltme (tashihi karar) müessesesine tabi olan davalarda, Yargıtay'ın bozma ilamlarına karşı yapılacak başvuruların çok katı şekil ve esas şartlarına bağlı olduğunu hukuken teyit etmektedir. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafın işyerindeki psikolojik taciz (mobbing) iddiasıyla açtığı manevi tazminat davasında verilen yerel mahkeme kararı daha önce Yargıtay tarafından bozulmuş, bu bozma ilamına karşı ise karar düzeltme yoluna gidilmiştir. Yargıtay, yasal mevzuatta tahdidi yani sınırlı olarak sayılan sebeplerden hiçbirisine uymayan bu olağanüstü kanun yolu başvurusunu esastan haklı bulmayarak reddetmiştir. Bu durum, olağanüstü bir kanun yolu olan karar düzeltme mekanizmasının sadece yasanın açıkça belirttiği çok istisnai hallerde kullanılabileceğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Uygulamada meslektaşların ve vatandaşların en çok yanılgıya düştüğü hususlardan biri, Yargıtay kararlarına karşı karar düzeltme yolunun rutin ve standart bir itiraz mekanizması gibi algılanmasıdır. Bu emsal nitelikteki karar, mobbing gibi ispatı çok zor ve hukuki hassasiyet gerektiren uyuşmazlıklarda dahi usul kurallarının asla esnetilmediğini uygulamacılara açıkça göstermektedir. Kanuni şartları oluşmadığı halde sırf süreci uzatmak için karar düzeltme yoluna başvurulmasının, uyuşmazlıkların çözümünü geciktirmenin yanı sıra talepte bulunan taraf aleyhine idari para cezası ve ret harcı gibi somut maddi yaptırımlar doğuracağı hususunda önemli bir uyarı niteliği taşımaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, çalıştığı işyerinde kendisine yönelik sistematik psikolojik taciz, yani kamuoyunda bilinen adıyla "mobbing" eylemleri gerçekleştirildiği iddiasıyla işverenine veya yöneticilerine karşı Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde manevi tazminat davası açmıştır. Olayın temelinde, davacının işyerinde yaşadığı ve kişilik haklarına saldırı olarak nitelendirdiği psikolojik baskı ve yıldırma politikalarının yarattığı manevi çöküntü yatmaktadır. Bu ağır baskılar nedeniyle derin manevi zarar gördüğünü belirten davacı, mağduriyetinin telafisi amacıyla mahkemeden uygun bir manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir.
Yargılama sürecinde yerel mahkemece davanın esasına ilişkin verilen karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından incelenerek 29 Mart 2018 tarihinde bozulmuştur. Davacı taraf, verilen bu bozma kararının hatalı olduğunu veya eksik inceleme içerdiğini ileri sürerek kararın yeniden gözden geçirilip düzeltilmesi talebiyle Yargıtay'a "karar düzeltme" başvurusu yapmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı çözerken özellikle mülga olmasına rağmen geçici maddelerle somut olaya uygulanmasına devam edilen usul hukuku kurallarını göz önünde bulundurmuştur. Uyuşmazlığın esası her ne kadar işyerinde uygulanan psikolojik taciz ve buna bağlı tazminat taleplerini düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında değerlendirilse de, Yüksek Mahkeme önündeki bu son incelemenin temelini tamamen usul hukuku kuralları oluşturmaktadır.
Karar düzeltme müessesesi, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde detaylıca şekillenmiştir. Bilindiği üzere, olağanüstü bir kanun yolu olan karar düzeltme aşaması, her türlü temyiz itirazının yeniden ve serbestçe ileri sürülebileceği bir merci değildir. 1086 sayılı Kanun m.440 uyarınca karar düzeltme talebinde bulunulabilmesi için kanunda açıkça sınırlı olarak sayılan belirli sebeplerin varlığı mutlak bir şarttır. Bu sebepler arasında Yargıtay ilamında birbirine zıt fıkraların bulunması, kararın esasına etkili bir belgenin inceleme sırasında gözden kaçırılmış olması veya Yargıtay kararında açık ve maddi bir hata yapılmış olması gibi çok istisnai haller yer almaktadır.
Ayrıca, yersiz ve kanuni dayanaktan tamamen yoksun karar düzeltme başvurularının yargı sistemini gereksiz yere meşgul etmesini kesin olarak önlemek amacıyla, 1086 sayılı Kanun m.442/3 ile 4421 sayılı Kanun m.2 ve 4421 sayılı Kanun m.4/b-1 gereğince idari ve maddi yaptırım uygulanması esastır. Bu yasal düzenlemeler kapsamında, aranan şartları taşımayan karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmekle kalınmaz, aynı zamanda haksız talepte bulunan taraf aleyhine belli bir oranda idari para cezası ve ret karar harcı yükletilir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından yapılan kapsamlı incelemede, davacı vekili tarafından sunulan karar düzeltme dilekçesi ve dosya içerisindeki tüm belgeler usul hukuku yönünden titizlikle tetkik edilmiştir. Daire, öncelikle uyuşmazlığın kökeni olan psikolojik taciz (mobbing) iddialarına dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olarak daha önce dosya kapsamında vermiş olduğu 29 Mart 2018 tarihli ve 2018/2431 Karar sayılı bozma ilamını yeniden gözden geçirmiştir.
Olağanüstü kanun yolu olan karar düzeltme talebinin incelenmesinde dikkate alınan en temel kriter, başvuru nedenlerinin kanunda belirtilen sıkı şekil ve maddi esas şartlarını taşıyıp taşımadığı hususudur. Yüksek Mahkeme tarafından dosya kapsamında yapılan nihai değerlendirme neticesinde, davacı vekilinin karar düzeltme dilekçesinde ileri sürdüğü itirazların ve sunduğu gerekçelerin hiçbirisinin, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m.440 maddesinde tahdidi yani sınırlı olarak sayılan bozma ilamından dönülmesini gerektirecek nitelikteki o istisnai hallere uymadığı çok açık bir biçimde saptanmıştır.
Dairenin önceki temyiz ilamında bildirilen bozma gerekçelerinin hukuka, maddi vakıalara ve dosya kapsamına tam olarak uygun olduğu, dolayısıyla bozma kararında sonradan düzeltilmesi gereken herhangi bir maddi hata, yasal çelişki ya da hukuki noksanlık bulunmadığı kesin kanaatine varılmıştır. Haksız ve yersiz olarak yapılan bu kanun yolu başvurusunun, uyuşmazlığın kesinleşmesini geciktirmekten öteye gidemeyeceği anlaşıldığından, yargılamanın lüzumsuz yere uzamasını engellemek amacıyla getirilen kanuni müeyyidelerin uygulanması zorunluluğu doğmuştur. Sonuç olarak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, şartları taşımayan karar düzeltme isteğinin reddine ve takdiren 370,00 TL para cezası ile ret karar harcının karar düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesi yönünde karar vermiştir.