Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2018/4365 E. | 2020/20079 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2018/4365 E. 2020/20079 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2018/4365
Karar No 2020/20079
Karar Tarihi 24.12.2020
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • İzinsiz ses kaydı alınması güveni sarsar.
  • Gizli kayıt alınması haklı fesih sebebidir.
  • Rapor bitiminde mazeretsiz devamsızlık haklı fesihtir.
  • İşveren yıllık izin talebini reddetme hakkına sahiptir.

Bu karar, işçi ve işveren arasındaki güven ilişkisinin sınırlarını ve sadakat borcunun kapsamını son derece net bir şekilde ortaya koymaktadır. Yargıtay, bir işçinin amirleriyle yaptığı görüşmeyi onların izni ve haberi olmaksızın cep telefonu ile gizlice kayda almasını, doğruluk ve bağlılığa aykırı, işverenin güvenini temelden sarsıcı bir eylem olarak nitelendirmiştir. Aynı zamanda karar, sağlık raporu bitiminde işverenin onayı olmaksızın yıllık izne ayrılma talebinin tek taraflı bir dayatma ile kullanılamayacağını, bu talebin reddedilmesine rağmen işe gitmemenin mazeretsiz devamsızlık sayılacağını vurgulamaktadır. Bu yönüyle karar, işyeri kurallarına ve hiyerarşisine itaatin öneminin altını çizmektedir.

Uygulamada sıkça karşılaşılan "mobbing ispatı amacıyla gizli ses veya görüntü kaydı alma" eğiliminin hukuki sonuçları bakımından bu karar çok kritik bir emsal teşkil etmektedir. Yargıtay, izinsiz kaydın sadece bir delil geçersizliği sorunu olmadığını, doğrudan doğruya haklı fesih boyutuna ulaşan bir disiplin suçu olduğuna hükmederek, işçi lehine dahi olsa hukuka aykırı eylemlerin sadakat borcunu ağır biçimde zedelediğini kabul etmektedir. Ayrıca işçinin tek taraflı izin bildirimleriyle işe devamsızlık yapmasının doğuracağı büyük riskler açısından da çalışma hayatındaki disiplin süreçlerine yönelik oldukça önemli ve yol gösterici bir uyarı niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, bir şirkette uzun yıllar görev yapan ve son olarak şef pozisyonunda çalışan davacı işçi ile kendisini işten çıkaran davalı işveren arasında yaşanmıştır. Davacı işçi, işyerinde yöneticileri tarafından kendisine sistematik bir biçimde mobbing (psikolojik taciz) uygulandığını iddia etmiş ve bu sorunları karşılıklı olarak görüşmek üzere bir toplantı talep etmiştir. Toplantı esnasında davacının, amirlerinin açık izni olmadan cep telefonu ile gizlice ses veya görüntü kaydı aldığı fark edilince toplantı derhal sonlandırılmıştır. Bunun üzerine davacı, bilgisayarına geçip "Bir hafta yasal iznimi kullanıyorum, avukatıma danıştım" şeklinde tek cümlelik bir e-posta atarak mesaiyi ve işyerini izinsiz terk etmiştir.

İşverence derhal disiplin süreci başlatılmış, davacı ise bu süreçte peş peşe sağlık raporları almıştır. Rapor süresinin bitiminde yıllık izne ayrılmak istediğini noter ihtarı ile bildiren işçinin bu talebi işverence reddedilerek savunmaya çağrılmıştır. İşe gitmeyen işçinin sözleşmesi, izinsiz kayıt alma ve devamsızlık gerekçeleriyle tazminatsız feshedilmiştir. Davacı işçi feshin haksız olduğunu belirterek kıdem ve ihbar tazminatlarının tahsilini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı detaylıca incelerken temel aldığı en önemli hukuki dayanak, 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II düzenlemesidir. Bu özel madde, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallerini düzenlerken, işverene iş sözleşmesini haklı nedenle ve derhal, yani herhangi bir tazminat ödemeksizin feshetme yetkisi vermektedir. Özellikle yasa metninin (e) bendi, işçinin işverenin güvenini kötüye kullanması, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunmasını kesin bir haklı fesih sebebi olarak sayar.

İş Hukuku doktrininde ve yerleşik içtihat prensiplerinde sıkça vurgulandığı üzere, işçi ile işveren arasındaki iş ilişkisinin temeli "sadakat borcu" üzerine kuruludur. Sadakat borcu, işçinin sadece işini yapmakla kalmayıp, işverenin çıkarlarını korumasını, sırlarını ifşa etmemesini ve işyeri düzenini bozacak, yöneticilerle olan güven ilişkisini temelden sarsacak her türlü eylemden kaçınmasını da zorunlu kılar. Bir toplantının veya birebir görüşmenin, ortamdaki katılımcıların rızası ve açık haberi olmaksızın teknolojik cihazlarla gizlice kayda alınması, yerleşik içtihatlara göre sadakat borcunun son derece ağır bir ihlali ve işverenin güvenini yıkan bir eylem olarak kabul edilir.

Öte yandan, işçinin devamsızlık halleri de 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II-g bendi kapsamında sıkı kurallara bağlanmıştır. İşçinin, işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü işine devam etmemesi mutlak bir haklı fesih nedenidir. Yıllık ücretli izin kullanımında planlama ve yönetim hakkı münhasıran işverene aittir. İşçi, kendi tek taraflı beyanıyla, e-posta atarak veya ihtarname göndererek kendi kendine yıllık izne ayrılamaz. İşveren tarafından uygun görülmeyen izin döneminde inatla işe gelmemek, hukuken geçerli bir hak kullanımı değil, doğrudan doğruya mazeretsiz devamsızlık olarak nitelendirilir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesinin (istinaf) uyuşmazlığa dair verdiği kararları detaylı bir biçimde inceleyerek somut olaya dair çok önemli hukuki tespitlerde bulunmuştur. Yerel mahkeme ve istinaf mahkemesi, işçinin izinsiz kayıt almasının haklı fesih ağırlığına ulaşmadığını, eylemin en fazla geçerli fesih nedeni olabileceğini ve devamsızlık konusunda işverenin usulüne uygun ihtar veya davet işlemi yapmadığını belirterek işçi lehine tazminatların ödenmesine karar vermiştir. Ancak Yargıtay, alt derece mahkemelerinin bu değerlendirmelerini kanuna ve içtihatlara açıkça aykırı bularak hatalı değerlendirme yapıldığını belirtmiştir.

Yargıtay'ın dosyaya yansıyan deliller ışığındaki tespitine göre; davacı işçi bizzat kendi isteği ile yaşadığı sorunları görüşmek üzere üst düzey amirlerinden bir toplantı talep etmiş, ancak bu toplantıda bulunan amirlerinin hiçbir şekilde iznini ve rızasını almadan cep telefonu ile görüşmeleri gizlice kaydetme yoluna gitmiştir. Bu eylem, açıkça işverenin güvenini sarsıcı, sadakat yükümlülüğünü ihlal eden ve doğruluk ve bağlılık kuralları ile hiçbir şekilde bağdaşmayan ağır bir kusurlu davranıştır.

İkinci bağımsız fesih nedeni olarak, davacı işçi hakkında disiplin soruşturması devam ederken 09.02.2015 ile 26.02.2015 tarihleri arasında aile hekimliğinden ardı ardına sağlık raporları almıştır. Rapor süresinin bitiminde ise yıllık izninin kalan kısmını kullanmak istediğini noter ihtarıyla kuruma bildirmiştir. Fakat işveren, işyerindeki işleyişi ve devam eden disiplin sürecini gözeterek davacının bu tek taraflı talebini uygun bulmamış ve izin talebini reddetmiştir. Davacı, yıllık izninin onaylanmadığını ve savunmaya çağrıldığını bilmesine rağmen rapor bitim tarihinde derhal işbaşı yapması gerekirken işe gelmeyerek günlerce devamsızlık yapmıştır.

Yargıtay, işçinin amirlerinin izni olmadan gizli ses kaydı almasını ve yıllık izni onaylanmadan işe gitmeyerek devamsızlık yapmasını birlikte ele aldığında, her iki eylemin de işveren açısından açıkça ve şüpheye yer bırakmayacak biçimde haklı fesih sebebi oluşturduğuna kanaat getirmiştir. Davacının iş akdinin haklı nedenle tazminatsız olarak feshedildiği anlaşıldığından kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin tümden reddedilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, davacının eylemlerinin haklı fesih nedeni oluşturduğu yönünde karar vererek ilk derece ve istinaf mahkemesi kararlarını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: