Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 2. Daire | 2020/1479 E. | 2021/79 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 2. Daire 2020/1479 E. 2021/79 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 2. Daire
Esas No 2020/1479
Karar No 2021/79
Karar Tarihi 07.01.2021
Dava Türü Tam Yargı
Karar Sonucu Ret
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Karar düzeltme nedenleri kanunda sınırlı olarak sayılmıştır.
  • Kanuni sebeplere dayanmayan karar düzeltme istemleri reddedilir.
  • Danıştay, ileri sürülen karar düzeltme iddialarıyla bağlıdır.
  • Davanın esası karar düzeltme aşamasında yeniden incelenemez.

Bu karar, idari yargılama usulünde son derece istisnai ve olağanüstü bir kanun yolu olarak kabul edilen karar düzeltme müessesesinin yasal sınırlarını, uygulama alanını ve usul hukuku kurallarının katı doğasını çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. Karar düzeltme kurumu, ilk derece mahkemesi kararlarının istinaf veya temyiz incelemesi sonrasında Danıştay daireleri tarafından verilen nihai kararlara karşı, kanunda sınırlı ve açıkça sayılan çok spesifik hukuki hata veya eksikliklerin giderilmesi amacıyla hukuk sistemimizde öngörülmüştür. Danıştay 2. Dairesi, bu kararında hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde belirtmiştir ki; karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen tüm iddialar, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ilgili maddesinde tahdidi olarak sayılan zorunlu sebeplerden en az birine uymak mecburiyetindedir. Davacının alt derece mahkemelerinde ve temyiz aşamasında bütünüyle incelenip karara bağlanmış olan uyuşmazlığın esasına yönelik konuları, özellikle de mobbing, haksız disiplin cezaları ve sicil iptali gibi iddiaları karar düzeltme dilekçesinde şeklen tekrar öne sürmesi, usul kanununun aradığı katı şartları sağlamadığı için istemin esastan incelenmesine olanak tanımamaktadır.

Benzer nitelikteki tam yargı ve idari iptal davalarında bu kararın emsal etkisi, yargılama sürecinin kesinleşmesinden sonra tarafların davanın esasına ilişkin argümanları basitçe tekrar gündeme getirerek olağanüstü kanun yollarını bir nevi yeni bir temyiz aşaması gibi istismar etmelerinin kesin olarak önüne geçilmesidir. Kararın uygulamadaki en büyük önemi ise, hukukçular, avukatlar ve idari davacılar için karar düzeltme aşamasında sunulacak hukuki dilekçelerin çok büyük bir titizlikle hazırlanması gerektiğini hatırlatmasıdır. Bu dilekçeler mutlaka kanunda sayılan; kararın esasına etkili evrakın dikkate alınmamış olması veya hükmün fıkraları arasında açık bir çelişki bulunması gibi spesifik bozma nedenlerine dayandırılmak zorundadır. Yüksek mahkemelerin bu gibi olağanüstü kanun yollarındaki inceleme yetkisinin, yalnızca dilekçede ileri sürülen yasal karar düzeltme nedenleriyle sıkı sıkıya bağlı olduğu bir kez daha teyit edilerek hukuki belirlilik ilkesi güvence altına alınmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bir devlet memuru, daha önce çalıştığı Döner Sermaye Saymanlığında geçmişte haksız yere soruşturmalar geçirdiğini, bu soruşturmalar bahane edilerek kendisine iş verilmeyip kurum içinde açıkça ayrımcılık yapıldığını ve amirleri tarafından sürekli olarak psikolojik baskıya (mobbing) maruz kaldığını iddia ederek hukuk mücadelesi başlatmıştır. Davacı memur, yaşadığı bu haksız ve hukuka aykırı uygulamalar, sistemli yıldırma ve sindirme politikaları ile gerçeğe aykırı gerekçelerle düzenlenen olumsuz sicil notları nedeniyle maneviyatının çok ağır şekilde zarar gördüğünü belirtmiş ve ilgili Valiliğe karşı 50.000 Türk Lirası manevi tazminat talebiyle tam yargı davası açmıştır. Ancak, ilk derece mahkemesi bu tazminat talebini delil yetersizliği ve yasal şartların oluşmaması sebebiyle reddetmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Danıştay ilgili dairesi de yerel mahkemenin ret kararını hukuka ve usule uygun bularak onamıştır. Bütün bu yargılama süreçlerinin ardından davacı, davanın esasına ilişkin mağduriyet iddialarını aynen tekrarlayarak, aleyhine sonuçlanan ve kesinleşme aşamasına gelen bu Danıştay onama kararının düzeltilmesi ve bozulması talebiyle idari yargıdaki olağanüstü kanun yolu olan karar düzeltme müessesesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Danıştay dava daireleri ile idari veya vergi dava daireleri kurulları tarafından verilmiş olan kesin nitelikteki kararların karar düzeltme yolu ile idari yargıda yeniden incelenebilmesi, usul hukuku kuralları gereğince son derece belirli ve dar kapsamlı hukuki şartlara bağlanmıştır. Bahsi geçen usuli şartlar ve süreçler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu Geçici 8. maddesi yollamasıyla yürürlükte kalmasına ve uygulanmasına devam edilen mülga 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. madde kapsamında detaylı bir şekilde düzenlenmiştir.

Söz konusu Kanun maddesinin birinci fıkrası, kararın düzeltilmesi talebinin yüksek mahkemece esastan kabul edilebilmesi için mutlaka var olması gereken yasal nedenleri tahdidi (sınırlı) olarak açıkça saymıştır. Bu mutlak nedenler arasında; mahkeme kararının esasına doğrudan etkisi olan hayati iddia ve itirazların yargılama sırasında hiç karara bağlanmamış olması, verilen bir kararın kendi içinde birbirine aykırı veya çelişik hükümler barındırması, kararın esasına etkili durumdaki resmi belgelerde sonradan hile ve sahtekarlığın ortaya çıkması veya mahkemenin dayandığı bilirkişinin bilerek gerçeğe aykırı bir rapor vermiş olduğunun daha sonradan kesin olarak anlaşılması gibi tamamen olağanüstü ve çok spesifik haller yer almaktadır.

Aynı Kanun maddesinin ikinci fıkrasında ise, idari yargı mercilerinin ve yüksek mahkeme heyetlerinin, karar düzeltme isteminde taraflarca ileri sürülen bu nedenlerle sıkı sıkıya bağlı oldukları çok açık bir dille hüküm altına alınmıştır. Yasa koyucu tarafından getirilen bu kesin kural, olağan yargılamanın ve temyiz incelemesinin tamamlanıp kararın kesinleşmesinden sonra taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasına ilişkin hukuki tartışmaların sonsuza dek sürmesini engellemeyi, usul ekonomisini sağlamayı ve yargı kararlarındaki hukuki belirlilik ile istikrar ilkesini korumayı amaçlamaktadır. Nitekim yerleşik idare hukuku içtihatlarına göre, kanunda açıkça sayılan bu spesifik düzeltme nedenlerinden herhangi birine hukuken dayanmayan veya yalnızca temyiz aşamasında öne sürülen iddiaların kelimesi kelimesine tekrarı niteliğinde olan karar düzeltme taleplerinin idari yargı mercilerince esasa girilerek incelenmesi hukuken ve usulen kati surette mümkün değildir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 2. Dairesi, önüne gelen uyuşmazlık konusu dosyayı olağan yargı yollarının tükenmesinin ardından başvurulan olağanüstü kanun yolu olan karar düzeltme aşamasında çok titiz bir usul incelemesine tabi tutmuştur. Dosya kapsamındaki geçmiş yargılama evrakları, mahkeme kararları ve davacının bizzat sunmuş olduğu karar düzeltme dilekçesinin içeriği hukuki sınırlar dahilinde detaylı bir biçimde değerlendirilmiştir.

Davacı taraf, Danıştay'a sunduğu karar düzeltme dilekçesinde; geçmişte görev yaptığı kurum bünyesinde geçirdiği idari soruşturmaların haksızlığını, amirleri tarafından kendisine kasıtlı olarak iş verilmemesini, kurum içinde ağır bir ayrımcılığa tabi tutulduğunu, haksız ve yanlış idari uygulamalara karşı sessiz kalmaması ve göz yummaması sebebiyle maruz kaldığı sistemli yıldırma ve sindirme (mobbing) eylemleri gibi davanın tamamen esasına ilişkin hususları yeniden ve uzun uzadıya dile getirmiştir. Bunun yanı sıra, geçmişte aldığı disiplin cezalarının açıkça haksız olduğuna, 2010 yılı memur sicilinin idarece gerçek dışı ve kinci nedenlerle kasıtlı olarak olumsuz verildiğine ve yaşadığı bu uzun süreç sonucunda maneviyatının ve psikolojik sağlığının ciddi oranda bozulduğuna dair uzman doktor raporları bulunduğuna güçlü bir şekilde vurgu yaparak Danıştay'ın daha önce vermiş olduğu onama kararının düzeltilerek davanın kabul edilmesini talep etmiştir.

Ancak Yüksek Mahkeme heyeti, karar düzeltme kurumunun hukuki niteliği ve kanuni amacı gereği, bu kanun yolunun alt derece mahkemelerinin yerine geçilerek yapılacak yeni bir temyiz incelemesi veya davanın esasına bütünüyle girilerek maddi delillerin en baştan tartışılabileceği bir aşama olmadığını net olarak tespit etmiştir. Yapılan usul incelemesi neticesinde, davacının karar düzeltme dilekçesinde ısrarla ileri sürdüğü hususların tamamen ilk derece ve temyiz aşamasındaki eski argümanların salt bir tekrarı niteliğinde olduğu ve halihazırda idari yargıda uygulanmasına devam edilen 2577 sayılı Kanun'un mülga 54. maddesinde çok sınırlı olarak sayılan karar düzeltme nedenlerinden hiçbirine uymadığı hukuken saptanmıştır. Yasal usul düzenlemeleri gereği, idari yargı mercilerinin sadece dilekçede ileri sürülen kanuni nedenlerle sıkı sıkıya bağlı olması karşısında, kanunda öngörülen zorunlu şekil ve esas şartlarını taşımayan bu istemin mahkemece esastan kabul edilebilir hiçbir meşru yanı bulunmadığı kesin kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, davacının ileri sürdüğü nedenlerin kanunda sayılan şartlara uymaması sebebiyle karar düzeltme istemini kesin olarak reddetmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: