Karar Bülteni
AYM Erol Karakoç BN. 2022/79553
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/79553 |
| Karar Tarihi | 02.07.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kanunla alacak tahsilinin engellenmesi mülkiyet hakkı ihlalidir.
- Mülkiyetle bağlantılı etkili başvuru hakkı güvence altındadır.
- Makul süre şikayetinde tazminat komisyonu öncelikli yoldur.
- İhlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılması zorunludur.
Bu karar, bireylerin özel hukuk kişileriyle veya ticari şirketlerle olan uyuşmazlıklarında yargı yoluna başvurmalarının ardından, yasama organı tarafından sonradan yapılan kanuni düzenlemelerle devam eden davaların ve alacak tahsil imkânlarının fiilen ortadan kaldırılmasının anayasal düzeyde ağır bir hak ihlali oluşturduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, hakkına kavuşmak için uygun hukuki yollara başvuran ancak yargılama sırasında yürürlüğe giren sürpriz bir yasa nedeniyle bu yasal mekanizmaları işletme imkânından mahrum bırakılan vatandaşların mülkiyet hakkının zedelendiğine hükmetmiştir. Bununla birlikte karar, yargılamaların uzun sürmesi nedeniyle doğan makul sürede yargılanma hakkı ihlali iddiaları bakımından yeni ihdas edilen Tazminat Komisyonu yolunun tüketilmesi gereken ilk ve zorunlu merci olduğunu netleştirmiştir.
Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi bakımından bu karar; özellikle ortaklık, kooperatif veya çeşitli şirketlere yatırılan paraların iadesi için açılan alacak davalarında, devletin sonradan kanun çıkararak mahkeme kapılarını kapatması durumunda yerel mahkemelerin ve üst derece yargı organlarının nasıl bir refleks göstermesi gerektiğine dair rehber niteliğindedir. Yasama tasarruflarının devam eden davalara müdahalesi sonucunda vatandaşın adalete erişiminin engellenemeyeceği vurgulanmış ve yeniden yargılama yapılarak ihlalin sonuçlarının bertaraf edilmesi gerektiği emredilmiştir. Yerel mahkemeler, ihlal kararı sonrası yapacakları yeniden yargılamalarda Anayasa Mahkemesinin belirlediği bu ilkeler doğrultusunda hak ihlali nedenlerini gidererek yeni ve adil bir hüküm kurmakla yükümlüdür.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu Erol Karakoç, bir ticari şirkete yatırdığı paranın tarafına iade edilmesi talebiyle Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde alacak davası açmıştır. Ancak, yerel mahkemedeki yargılama süreci devam ederken yasama organı tarafından yeni bir kanuni düzenleme hayata geçirilmiştir. Yürürlüğe giren bu yasal düzenleme neticesinde, başvurucunun dava konusu ettiği alacağının şirket üzerinden tahsil edilme imkânı hukuken ve fiilen ortadan kaldırılmıştır.
Başvurucu, alacağını almak için gerekli yasal yollara başvurmasına ve yasal prosedürü eksiksiz izlemesine rağmen, sonradan çıkarılan bu kanun yüzünden mahkeme mekanizmasını sonuç alıcı bir şekilde işletememiş ve hakkına kavuşamamıştır. Bunun üzerine başvurucu, hem alacağını tahsil edememesi hem de devam eden yargılamasının çok uzun sürmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının, etkili başvuru hakkının ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.35'te güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile Anayasa m.40'ta yer alan etkili başvuru hakkını merkeze almıştır. Mülkiyet hakkı, bireylerin malvarlığı değerleri ve meşru alacak beklentileri üzerinde tasarrufta bulunabilmelerini teminat altına alırken; etkili başvuru hakkı, kişilerin anayasal haklarının ihlal edildiği durumlarda hukuki çarelere ulaşabilmesini ve hakkının pratik olarak telafi edilmesini güvence altına alır.
Kararda, benzer uyuşmazlıklarda temel referans alınan yerleşik Turgay Kılıç içtihadına atıf yapılmıştır. Bu içtihat prensibine göre; meşru alacağın tahsili için uygun hukuki yollara başvurmasına rağmen, bizzat yargılama sırasında yapılan ve geçmişe yürüyen nitelikteki kanuni düzenleme nedeniyle adalete erişim imkânından mahrum bırakılan kişilerin anayasal mülkiyet hakkı ihlal edilmiş sayılmaktadır. Devlet, kişilerin mülkiyet haklarını korumak için gerekli yasal yolları açık tutmakla yükümlüdür ve kanunla bu yolları işlevsiz hâle getiremez.
Ayrıca makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarının çözümü noktasında, 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'a eklenen 5/A maddesi temel kural olarak işletilmiştir. Yüksek Mahkeme, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m.50 uyarınca, ihlalin sonuçlarını gidermenin en etkin yolunun yeniden yargılama yapmak olduğunu hukuki bir kural olarak benimsemiştir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun iddialarını iki ana başlık altında inceleyerek somut olaya ilişkin son derece kritik tespitlerde bulunmuştur. İlk olarak, başvurucunun yargılamanın uzun sürmesi sebebiyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiası ele alınmıştır. Mahkeme, 7499 sayılı Kanun ile mevzuata dâhil edilen ve 12 Mart 2024 itibarıyla aktif hâle gelen Tazminat Komisyonunun, yargılamaların uzaması şikâyetlerine karşı ulaşılabilir, yeterli giderim sağlama kapasitesi olan ve başarı şansı sunan etkili bir hukuki yol olduğunu saptamıştır. Başvurucunun bu komisyon yolunu tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurması, bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmadığından, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle bu şikâyet kabul edilemez bulunmuştur.
İkinci ve en temel değerlendirme ise şirkete yatırılan paranın iadesi talebiyle açılan davanın kanuni düzenleme ile işlevsiz kılınmasına ilişkindir. Mahkeme, mevcut olayın daha önce ihlal ile sonuçlanan emsal dosyalarla hukuken aynı çerçevede olduğunu tespit etmiştir. Başvurucu, alacağının tahsili için mahkeme yolunu usulüne uygun şekilde kullanmıştır. Ancak yargılama devam ederken devlet tarafından çıkarılan bir kanun, söz konusu hukuki mekanizmayı sonuçsuz bırakmıştır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının korunmasına yönelik yasal güvencelerin bu şekilde ortadan kaldırılmasını ve vatandaşın hakkını arama imkânından mahrum bırakılmasını anayasal bir ihlal olarak nitelendirmiştir.
Somut olayda, tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin ve bu ihlalin yıkıcı sonuçlarının tamamen ortadan kaldırılması için yerel mahkemece yeniden yargılama yapılmasında mutlak bir hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğu ifade edilmiştir. Yargı mercilerince yapılması gereken işlemin, hak ihlali nedenlerini gidererek anayasal ilkelere uygun yeni bir karar vermek olduğu açıkça belirtilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için başvuruyu kabul etmiştir.