Anasayfa Karar Bülteni AYM | Emine Özbek | BN. 2022/62664

Karar Bülteni

AYM Emine Özbek BN. 2022/62664

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/62664
Karar Tarihi 02.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kanuni düzenlemeyle alacak tahsili imkansızlaştırılamaz.
  • Devlet, alacağın tahsili için etkili yollar sunmalıdır.
  • Mülkiyet hakkı ile etkili başvuru hakkı bağlantılıdır.
  • Yargılama sırasındaki yasa değişikliği hak ihlali yaratmamalıdır.

Bu karar hukuken, devam eden bir alacak davası sırasında yasama organı tarafından yapılan bir kanuni düzenlemenin, bireyin alacağını tahsil etme imkânını tamamen ortadan kaldırmasının anayasal hakların ihlali anlamına geldiğini net bir şekilde vurgulamaktadır. Yargı sürecine müdahale niteliği taşıyan ve alacağın tahsilini imkânsız kılan yasa değişiklikleri, mülkiyet hakkının özüne dokunan ölçüsüz bir sınırlamadır. Karar, devletin bireylere alacaklarını tahsil edebilmeleri için uygun ve etkili hukuki mekanizmalar sunma şeklindeki pozitif yükümlülüğünün altını çizmekte, açılmış davaları geriye dönük olarak etkisiz kılan sonradan çıkarılmış kanunların Anayasa'ya aykırılık boyutunu gözler önüne sermektedir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, özellikle şirketlere veya kurumlara yatırılan paraların iadesi sürecinde idarece veya yasa koyucu tarafından çıkarılan tahsil imkânsızlığı getiren yasal düzenlemelerin, derdest davalardaki mağduriyetleri meşru kılmadığını, bilakis mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını doğrudan ihlal ettiğini mahkemelere hatırlatmasıdır. Kararın uygulamadaki önemi, mahkemelerin bu tür kanuni düzenlemeleri uygularken temel anayasal ilkeler ışığında değerlendirme yapmalarını ve bireylerin hukuki güvenlik ilkesi gereği hak arama hürriyetlerinin ellerinden alınmamasını güvenceye bağlamasıdır. Derece mahkemeleri, benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda Anayasa Mahkemesinin belirlediği bu ilkeler doğrultusunda hareket ederek bireylerin haklarına kavuşabilmeleri için gerekli yargısal korumayı sağlamakla yükümlü olacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Emine Özbek, bir şirkete yatırdığı paranın tarafına iade edilmesi talebiyle Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde alacak davası açmıştır. Başvurucunun yürüttüğü bu hukuki süreç olağan seyrinde devam ederken, uyuşmazlığın esasına doğrudan etki edecek nitelikte yeni bir kanuni düzenleme yürürlüğe girmiştir. Yapılan bu yasal düzenleme sonucunda, başvurucunun ilgili şirkete karşı açtığı davada alacağını tahsil etme imkânı hukuken ve fiilen tamamen ortadan kalkmıştır.

Bunun üzerine başvurucu, alacağının tahsili amacıyla usulüne uygun şekilde harekete geçip gerekli hukuki yollara başvurmasına ve mahkeme sürecini usulüne uygun işletmesine rağmen, sonradan yürürlüğe konulan yasa değişikliği yüzünden hakkını arama imkânından ve alacağından mahrum bırakıldığını iddia etmiştir. Uyuşmazlığın temelini, yasama işlemiyle devam eden bir davanın fiilen konusuz ve işlevsiz bırakılarak bireyin mülkiyet ile etkili başvuru haklarının engellenip engellenmediği hususu oluşturmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken, öncelikle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının ortaklaşa ve bağlantılı bir biçimde değerlendirilmesi prensibine dayanmıştır. Mülkiyet hakkı, kişilere sahip oldukları malvarlığı değerleri üzerinde diledikleri gibi tasarrufta bulunma ve beklentilerine ulaşma yetkisi verirken, devletin bu hakkın kullanılmasını zorlaştırıcı haksız müdahalelerden kaçınmasını gerektirir.

Etkili başvuru hakkı ise, bireylerin hak ihlali iddialarını taşıyabilecekleri, şikâyetlerinin esasının incelenmesine imkân sağlayan ve gerektiğinde uygun bir telafi yöntemi sunan hukuki yolların varlığını zorunlu kılar. Somut olayda, alacağın tahsili için uygun hukuki yollara başvurulmasına rağmen, yargılama sırasında yapılan yasal bir düzenleme ile bu yolların işlemez hâle getirilmesi, doktrinde hukuki güvenlik ve kazanılmış haklara saygı ilkelerinin bariz ihlali olarak nitelendirilmektedir.

Ayrıca Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasında ölçülülük ilkesine riayet edilmesi zorunludur. Bireylerin yargı mercileri önünde devam eden hak arama süreçlerine sonradan kanun yoluyla yapılan müdahalelerin, kişinin hakkına ulaşmasını tamamen engellemesi ölçülülük ilkesiyle açıkça çelişmektedir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihat prensiplerine göre (özellikle Turgay Kılıç kararı referans alınarak), alacağın tahsili için açılan bir dava sürerken, yasa koyucunun uyuşmazlığın çözümünü doğrudan etkileyen ve davacının alacağına kavuşmasını fiilen imkânsız hâle getiren kanuni düzenlemeler yapması, mülkiyet hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerle bağdaşmaz. Yargılamanın devamı sırasında yürürlüğe giren kanunların, bireyin hak arama hürriyetini ve sahip olduğu mülkiyet hakkını anlamsız kılacak ölçüde ağır bir etki yaratması durumunda, etkili başvuru hakkının mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak ihlal edildiği kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, Emine Özbek tarafından yapılan bireysel başvuruyu incelerken, olay ve olguların benzer nitelikte olduğu Turgay Kılıç (B. No: 2020/21022) kararında belirlenen anayasal ilkeleri referans almıştır. Mahkeme, başvurucunun şirkete yatırdığı paranın iadesi için usulüne uygun olarak dava açtığını ve alacağının tahsili amacıyla gerekli hukuki mekanizmaları aktif bir şekilde işlettiğini açıkça tespit etmiştir.

Yargılama süreci devam ederken gerçekleştirilen kanuni düzenleme ile başvurucunun açtığı davanın esasına doğrudan müdahale edildiği, bu düzenlemenin başvurucunun alacağını tahsil etme imkânını tamamen ortadan kaldırdığı anlaşılmıştır. Mahkeme, uygun hukuki yollara başvurulmasına rağmen yargılama sırasında yasama organı tarafından yapılan bir müdahale nedeniyle, hukuki mekanizmaları işletme imkânının bireyin elinden alınmasının hukuk devleti ve demokratik toplum düzeniyle bağdaşmadığını vurgulamıştır. Bireylerin haklarını aramak üzere yargı mercilerine başvurduktan sonra, yasa koyucu eliyle getirilen genel düzenlemelerin, görülmekte olan davaları sonuçsuz bırakacak şekilde uygulanması, mahkemeye erişim ve etkili başvuru hakkının özünü zedelemektedir.

Başvurucunun mülkiyet hakkının korunması talebiyle başvurduğu yargı yolunun, sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenleme ile işlevsiz hâle getirilmesi, bireyin devlete ve hukuk sistemine olan haklı güvenini sarsıcı niteliktedir. Anayasa Mahkemesi, somut başvuruda önceki içtihatlarından ayrılmayı gerektiren herhangi bir farklı veya istisnai durum bulunmadığını belirlemiş ve başvurucunun hukuki korumadan yoksun bırakıldığını saptamıştır. Mahkeme, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve başvurucunun mağduriyetinin giderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğu kanaatine ulaşmıştır. Ancak ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından, başvurucunun talep ettiği yüksek miktarlı maddi ve manevi tazminat talepleri Mahkemece reddedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: