Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/26307 E. 2016/20960 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/26307 E. 2016/20960 K.

Bu karar, işçi eylemlerinin anayasal ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan demokratik haklar kapsamında değerlendirilebilmesi için sahip olması gereken sınırları net bir biçimde çizmektedir. Sendikal tercihleri veya ekonomik talepleri nedeniyle toplu iş bırakma eylemi yapan işçilerin, bu haklarını kullanırken işverene özel olarak zarar verme kastı taşımamaları ve eylemlerinin ölçülülük ilkesiyle bağdaşması gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay, özellikle işyerinin günlerce terk edilmemesi ve üretimin tamamen durdurulması gibi fiillerin demokratik tepki sınırlarını aşarak yasa dışı grev niteliği kazanacağına hükmetmiştir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/26307
Karar No 2016/20960
Karar Tarihi 28.11.2016
Karar Sonucu Bozma ve Ret
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kanuni şartları taşımayan iş bırakma eylemleri yasa dışıdır.
  • gavel Toplu eylem hakkının ölçülü ve barışçıl olması gerekir.
  • gavel İşyerini terk etmeme şeklindeki eylemler ölçülülükten uzaktır.
  • gavel Yasa dışı greve katılan işçinin sözleşmesi feshedilebilir.

Bu karar, işçi eylemlerinin anayasal ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan demokratik haklar kapsamında değerlendirilebilmesi için sahip olması gereken sınırları net bir biçimde çizmektedir. Sendikal tercihleri veya ekonomik talepleri nedeniyle toplu iş bırakma eylemi yapan işçilerin, bu haklarını kullanırken işverene özel olarak zarar verme kastı taşımamaları ve eylemlerinin ölçülülük ilkesiyle bağdaşması gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay, özellikle işyerinin günlerce terk edilmemesi ve üretimin tamamen durdurulması gibi fiillerin demokratik tepki sınırlarını aşarak yasa dışı grev niteliği kazanacağına hükmetmiştir.

Uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu karar, işyerinde yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesi varken ortaya çıkan kanun dışı iş bırakma eylemlerinde işverenin haklı fesih hakkını meşrulaştırmaktadır. Sendikal nedenlerle dahi olsa, işçilerin yasal prosedürlere uymadan gerçekleştirdikleri ve iş barışını zedeleyerek ölçülülük ilkesini aşan protestoların, işverene İş Kanunu kapsamında tazminatsız fesih imkânı tanıdığı kabul edilmiştir. Benzer davalarda yerel mahkemeler, eylemin süresi, katılımcı sayısı, taleplerin muhatabı ve işyerini işgal boyutu gibi temel kriterleri dikkate alarak eylemin demokratik sınırları aşıp aşmadığını bu emsal içtihat doğrultusunda değerlendirecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, çalıştığı fabrikada yetkili sendikadan istifa ettikten sonra işveren ve sendika temsilcilerince kendisine ağır baskılar uygulandığını, sürecin devamında ise iş sözleşmesinin haksız yere feshedildiğini belirterek işverene karşı işe iade ve sendikal tazminat davası açmıştır. Davalı işveren ise davacının da aralarında bulunduğu bir grup işçinin, metal sektöründe yaşanan diğer ücret eylemlerini bahane ederek yasa dışı iş bırakma eylemi başlattığını savunmuştur. Savunmaya göre işçiler, "ölmek var dönmek yok" sloganlarıyla fabrikada üretimi durdurmuş, işyerini işgal etmiş ve yapılan tüm sağduyu çağrılarına olumsuz yanıt vermiştir. Uyuşmazlığın temelinde, işçilerin fabrika içindeki bu eylemlerinin demokratik bir protesto mu yoksa yasa dışı grev mi olduğu ve işverene haklı fesih hakkı verip vermediği sorunu yatmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay, bu uyuşmazlığı çözerken öncelikle grev hakkı ve toplu eylem özgürlüğünün yasal çerçevesini dikkate alarak içtihat prensiplerini uygulamıştır. Karara dayanak teşkil eden temel hukuk kuralları şunlardır:

Öncelikle, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.58 hükmü gereğince; işçilerin, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak işi bırakmaları grev olarak tanımlanmıştır. Kanuni grev için aranan şartlar gerçekleşmeden yapılan eylemler ise açıkça kanun dışı grev sayılmaktadır.

Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 87 ve 98 sayılı Sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ve Anayasa’nın 51. ve 54. maddeleri, işçilere ekonomik ve sosyal haklarını korumak amacıyla barışçıl toplu eylem hakkı tanımaktadır. Ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihat prensiplerine göre, bu hakkın kullanımı sınırsız bir özgürlük alanı yaratmaz. Bir eylemin koruma görebilmesi için işverene özel olarak zarar verme kastı içermemesi ve "ölçülülük" ilkesine mutlak surette uyması zorunludur.

İşçilerin diyalog yollarını kapatmaları, işi bıraktıkları halde işyerini terk etmeyerek işgale dönüştürmeleri durumunda barışçıl ve ölçülü nitelik ortadan kalkar. Bu gibi kanun dışı eylemlere eylemlere katılan işçilerin iş sözleşmelerinin, 6356 sayılı Kanun m.70 ile 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II bendi uyarınca işverence tazminatsız ve derhal feshedilebileceği yerleşik bir kuraldır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, somut olayı incelediğinde, işyerinde 01.09.2014 – 31.08.2017 tarihleri arasında hâlihazırda yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesinin bulunduğunu ve uyuşmazlığın çözümüne ilişkin kanuni bir grev hakkının kullanılmadığını belirlemiştir. Metal sektöründeki genel uyuşmazlıklardan etkilenen davacı ve beraberindeki işçilerin işbaşı yapmayarak üretimi durdurdukları, işverenin tüm iyi niyetli görüşme taleplerini ve fabrikayı boşaltmaları yönündeki uyarılarını ısrarla geri çevirdikleri tespit edilmiştir.

Yerel mahkeme her ne kadar işçilerin makine ve aletlere zarar vermediğini, giriş çıkışları engellemediğini belirterek eylemin barışçıl ve ölçülü olduğu yönünde kanaat kullanmış ve feshin geçersizliğine hükmetmişse de, Daire bu değerlendirmeyi hatalı bulmuştur. İşçilerin ancak emniyet güçlerinin müdahalesi ile sona erdirilebilen, fabrika binasından çıkmama ve slogan atma şeklindeki eylemlerinin süresi, yüksek katılımcı sayısı ve zamanlaması değerlendirildiğinde, olayın demokratik bir protesto olmaktan çıktığı ve ölçülülük sınırını aştığı açıkça ifade edilmiştir.

Kararda ayrıca, eylemin asıl hedefinin işverenden ziyade yetkili sendika olduğu, sendika temsilciliklerinin kaldırılması gibi taleplerin mevcut yasal düzende işverenden beklenemeyeceği saptanmıştır. İşverenin eyleme katıldığını tespit ettiği tüm işçilere aynı fesih prosedürünü uyguladığı, sendikalı olanlar veya olmayanlar arasında herhangi bir ayrıma giderek sendikal bir kastla hareket ettiğine dair somut bir delil bulunmadığı vurgulanmıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yasa dışı grev niteliği taşıyan iş bırakma eylemi sebebiyle işverenin gerçekleştirdiği feshin haklı nedene dayandığını belirterek yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Hakkımızı aramak için işi bırakıp fabrikadan çıkmasak işten atılır mıyız? expand_more
Anayasa ve uluslararası sözleşmeler barışçıl toplu eylem hakkını güvence altına alsa da, bu hakkın kullanımı sınırsız bir özgürlük alanı yaratmaz. İşçilerin taleplerini dile getirirken işyerini terk etmemesi, işgale dönüştürmesi ve diyalog yollarını kapatması, eylemin barışçıl niteliğini ortadan kaldırır. Yargıtay kararlarına göre, işyerini işgal şeklinde gerçekleşen ve ölçülülük ilkesini aşan protestolar kanun dışı grev sayılır ve işverene İş Kanunu madde 25/II kapsamında iş sözleşmesini derhal ve tazminatsız feshetme hakkı verir.
Sendikaya kızıp işi durdursak yasal grev sayılmaz mı? expand_more
İşyerinde halihazırda yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesi varken kanuni şartlar sağlanmadan yapılan iş bırakma eylemleri yasa dışı grev olarak kabul edilmektedir. Özellikle eylemin asıl hedefinin işverenden ziyade yetkili sendika olması ve mevcut yasal düzende işverenden karşılanması beklenemeyecek talepler öne sürülmesi durumu hukuken korunmaz. Bu tarz yasa dışı ve kanuni prosedürlere uymayan eylemler işverene haklı fesih imkanı tanımaktadır.
Eylemde makinelere zarar vermedik, yine de tazminatsız atılabilir miyiz? expand_more
Evet, atılabilirsiniz. İşyerindeki makinelere veya aletlere zarar vermemiş ya da giriş çıkışları engellememiş olmanız eyleminizi otomatik olarak demokratik ve barışçıl kılmaz. Yargıtay'a göre; işbaşı yapmayarak üretimin tamamen durdurulması, işverenin fabrikayı boşaltma uyarılarının ısrarla reddedilmesi ve eylemin uzun sürmesi eylemin demokratik sınırları aştığını gösterir. Ölçülülük sınırını aşan bu tür yasa dışı grev eylemlerine katılan işçilerin sözleşmeleri işverence tazminatsız olarak feshedilebilir.
İşveren eyleme katılan herkesi işten çıkarabilir mi? expand_more
Kanun dışı grev niteliğindeki bir eyleme katılan tüm işçilerin sözleşmelerinin feshedilmesi mümkündür. Yargıtay içtihatlarına göre, işverenin yasa dışı eyleme katılan işçiler arasında sendikalı veya sendikasız gibi ayrımlara gitmeden katılan herkese aynı fesih prosedürünü uygulaması eşit işleme işaret eder. Sendikal bir ayrımcılık kastı ispatlanmadığı sürece işveren kanun dışı eyleme katılan işçileri haklı nedenle işten çıkarabilir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir