Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ercan Ünal | BN. 2022/27338

Karar Bülteni

AYM Ercan Ünal BN. 2022/27338

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2022/27338
Karar Tarihi 19.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kanuni düzenlemeyle tahsil imkânının ortadan kaldırılması ölçüsüzdür.
  • Mülkiyet hakkı ile etkili başvuru hakkı birbiriyle bağlantılıdır.
  • Yargılama sırasındaki yasa değişikliği hakkın özünü zedeleyebilir.
  • Alacağın tahsili için etkili hukuki mekanizmalar işletilebilmelidir.

Bu karar, kişilerin meşru yollara başvurarak elde etmeyi umdukları alacak haklarının, devam eden yargılama süreci esnasında yürürlüğe giren kanuni düzenlemelerle geriye dönük olarak fiilen ve hukuken ortadan kaldırılmasının mülkiyet ile etkili başvuru haklarını zedelediğini açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, devletin sadece mülkiyet hakkına keyfî müdahaleden kaçınma yükümlülüğü altında olmadığını, aynı zamanda bu hakkın korunması için gerekli ve etkili hukuki mekanizmaları sunma pozitif yükümlülüğü bulunduğunu vurgulamıştır. Bireyin yargı yoluna başvurmasına rağmen sonradan yapılan bir kanun değişikliğiyle alacağın tahsilinin imkânsız hâle getirilmesi, kişiyi sahip olduğu temel anayasal güvencelerden mahrum bırakmakta ve hukuki güvenlik ilkesini sarsmaktadır.

Benzer nitelikteki uyuşmazlıklar ve özellikle şirketlere yatırılan paraların iadesi amacıyla açılan alacak davaları bakımından bu karar güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Kanun koyucunun düzenleme yapma yetkisinin, derdest davalarda bireylerin kazanılmış haklarını veya haklı beklentilerini doğrudan ve ölçüsüz bir biçimde yok edecek şekilde kullanılamayacağı anayasal bir sınır olarak çizilmiştir. Uygulamada mahkemelerin ve yasa koyucunun, mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden idari ve yasal tasarrufları hayata geçirirken bireyin mahkemeye erişim ile etkili başvuru hakkını zedeleyecek adımlardan kaçınması gerektiği bir kez daha teyit edilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Ercan Ünal, bir şirkete yatırdığı paranın kendisine iade edilmesi talebiyle Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde alacak davası açmıştır. Davaya konu edilen süreçte başvurucu, yasal çerçevede sahip olduğu alacak hakkına kavuşmayı talep etmiştir. Ancak söz konusu yargılama süreci devam ederken yeni bir kanuni düzenleme yapılmış ve yürürlüğe girmiştir.

Yapılan bu yeni yasal düzenleme sonucunda başvurucunun alacağını hukuki yollarla tahsil etme imkânı bütünüyle ortadan kaldırılmıştır. Başvurucu, parasını geri alabilmek için kanunun öngördüğü meşru ve uygun hukuki yollara başvurmuş olmasına rağmen, kendi iradesi ve kusuru dışında gelişen yasa değişikliği nedeniyle mahkeme sürecinden hiçbir fayda sağlayamamıştır. Bunun üzerine başvurucu, alacağını tahsil etmek amacıyla işletebileceği tüm etkili hukuki mekanizmaların elinden alındığını ve mülkiyet hakkına yönelik koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken temel olarak mülkiyet hakkı ve bu hakla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkına ilişkin anayasal kuralları, ayrıca bu konudaki yerleşik içtihat prensiplerini dikkate almıştır. İncelemenin merkezini, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 uyarınca güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 40 hükmünde düzenlenen etkili başvuru hakkı oluşturmuştur.

Anayasa Mahkemesinin istikrar kazanmış içtihatlarına göre mülkiyet hakkı, kişilere sadece sahip oldukları ekonomik değerleri koruma imkânı vermez; aynı zamanda bu hakka yönelik haksız müdahalelerin önlenmesi ve var olan zararların giderilmesi için etkili yargısal yolların ulaşılabilir olmasını gerektirir. Devletin mülkiyet hakkı bağlamındaki pozitif yükümlülükleri, kişilerin alacaklarını yasal yollarla tahsil edebilmeleri için gerekli hukuki altyapının sağlanmasını ve adil bir usul güvencesinin sunulmasını zorunlu kılar.

Etkili başvuru hakkı ise temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kişilerin yetkili makamlara başvurma imkânının kâğıt üzerinde kalmamasını, fiilen de sonuç doğurucu ve giderim sağlayıcı bir nitelik taşımasını emretmektedir. Bir kişinin alacağının tahsili amacıyla usulüne uygun şekilde mahkemeye başvurmasının ardından, yasama organı tarafından yapılan bir kanuni düzenleme ile söz konusu uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesinin veya alacağın fiilen tahsil edilmesinin imkânsız hâle getirilmesi, mahkemeye erişim ve etkili başvuru hakkının özüne dokunan bir müdahale niteliği taşır. Mahkeme, Turgay Kılıç başvurusunda ortaya koyduğu genel prensipleri mevcut olaya uygulayarak, hukuki mekanizmaların işlevsiz bırakılmasının anayasal hak ihlali doğurduğunu tespit etmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda Anayasa Mahkemesi, başvurucu Ercan Ünal'ın şirkete yatırdığı paranın iadesi için hukukun öngördüğü meşru ve olağan yolları zamanında kullandığını tespit etmiştir. Başvurucunun, mülkiyet hakkı kapsamında sahip olduğu alacağını tahsil edebilmek amacıyla görevli asliye ticaret mahkemesinde dava açtığı ve bu suretle hakkını aradığı görülmüştür. Ancak ilgili davanın yargılama süreci devam ederken yasama organı tarafından yürürlüğe konulan yeni bir kanuni düzenleme ile başvurucunun alacağının tahsil imkânı fiilen ve hukuken tamamen ortadan kaldırılmıştır.

Anayasa Mahkemesi, daha önce benzer mahiyetteki başvurularda belirlediği anayasal ilkeleri bu uyuşmazlığa da doğrudan uygulamıştır. Yüksek Mahkeme, alacağın tahsili için uygun hukuki yollara müracaat edilmesine rağmen, yargılama devam ederken sonradan yapılan kanuni düzenlemenin başvurucuyu hukuki mekanizmaları işletme imkânından mahrum bıraktığını belirlemiştir. Bu durum, sadece mülkiyet hakkına yönelik doğrudan bir müdahale oluşturmakla kalmamış, aynı zamanda bireyin hakkını aramasını ve muhtemel ihlali gidermesini sağlayan etkili başvuru hakkını da işlevsiz hâle getirmiştir. Başvurucunun tüm yasal yollara başvurmuş olmasının, sonradan çıkarılan yasa neticesinde hiçbir hukuki sonuç doğurmaması, hak arama hürriyetinin ve mülkiyet hakkının devlete yüklediği koruma yükümlülüğünün açık bir ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Mevcut dosyada, emsal teşkil eden kararlarda açıklanan ilkelerden ayrılmayı gerektiren herhangi bir farklı durum veya hukuki gerekçe bulunmadığı açıkça ifade edilmiştir. Yapılan müdahale neticesinde bireyin alacağına kavuşma ihtimalinin yasal bir engelle bütünüyle yok edilmesi, devletin hukuki güvenlik ilkesi ve hakkaniyet prensipleri çerçevesinde kabul edilemez bulunmuştur. Bu bağlamda, tespit edilen ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve başvurucunun yaşadığı hukuki mağduriyetin giderilmesi amacıyla dosyanın ilgili derece mahkemesine gönderilerek yeniden yargılama yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: