Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2021/26914 BN.

Karar Bülteni

AYM 2021/26914 BN.

Anayasa Mahkemesi | Gülver Sarısoy | 2021/26914 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/26914
Karar Tarihi 07.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kanuni düzenlemeyle dava hakkının engellenmesi mülkiyeti ihlal eder.
  • Yargılama sürerken alacak hakkının yasa ile ortadan kaldırılması ölçüsüzdür.
  • Mülkiyet hakkının korunmasında etkili başvuru yolu güvencesi esastır.

Bu karar, bireylerin mahkemeler önünde devam eden alacak davalarının, yargılama sürecinde yürürlüğe giren yeni kanuni düzenlemelerle ortadan kaldırılmasının hukuki sonuçlarını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, şirkete yatırılan paranın iadesi amacıyla başlatılan hukuki sürecin yasa koyucu müdahalesiyle tahsil imkânsızlığına dönüştürülmesini, anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkı bağlamında değerlendirmiştir. Karar, devletin yasal düzenleme yapma yetkisinin, bireylerin meşru beklentilerini ve mahkemeye erişim haklarını ihlal edecek şekilde geriye yürütülemeyeceğini veya mevcut davaları düşürecek nitelikte kullanılamayacağını teyit etmesi açısından büyük bir hukuki anlama sahiptir.

Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar, özellikle şirketlere yatırılan paraların iadesi için açılan davalarda yasa koyucunun getirdiği sınırlamaların yargısal denetiminde önemli bir referans noktasıdır. Anayasa Mahkemesi, benzer nitelikteki emsal içtihatlarına atıf yaparak, alacağın tahsili için uygun hukuki yollara başvuran kişilerin sonradan çıkarılan yasalarla bu mekanizmaları işletme imkânından mahrum bırakılmasını anayasaya aykırı bulmuştur. Bu yaklaşım, mahkemelerde derdest olan davalarda mülkiyet hakkını zedeleyen kanuni düzenlemelerin somut olayda uygulanmaması gerektiği yönünde derece mahkemelerine güçlü bir mesaj vermektedir. Uygulamada, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin yasa koyucu tarafından ihlal edilmesine karşı bireylerin elindeki anayasal kalkanı güçlendirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, başvurucu Gülver Sarısoy'un geçmişte bir şirkete yatırdığı paranın tarafına iade edilmesi amacıyla başlattığı hukuki süreçten kaynaklanmaktadır. Başvurucu, alacağını tahsil edebilmek için adli merciler önünde dava açarak hakkını arama yoluna gitmiştir. Ancak bu yargılama süreci devam ederken yasa koyucu tarafından yeni bir kanuni düzenleme yürürlüğe konulmuştur. Çıkarılan bu yeni yasa, başvurucunun alacağını mahkeme kanalıyla tahsil edebilme imkânını hukuken ortadan kaldırmıştır. Davanın esasına girilerek karar verilmesi beklenirken yasa değişikliği sebebiyle alacağın tahsilatı fiilen imkânsız hâle gelmiştir. Başvurucu, yargılama sırasında yapılan bu kanuni müdahale nedeniyle parasını geri alamadığını, alacak hakkının elinden alındığını ve hukuki yollara başvurma imkânının anlamsızlaştığını belirterek mülkiyet hakkının ve etkili başvuru hakkının zedelendiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa m.35'te güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile Anayasa m.40'ta düzenlenen etkili başvuru hakkı çerçevesinde bir hukuki değerlendirme yapmıştır. Mülkiyet hakkı, bireylerin mal varlığı değerleri üzerinde diledikleri gibi tasarrufta bulunabilmelerini ve bu değerlerin her türlü haksız müdahalelere karşı korunmasını güvence altına alır. Bu hak, sadece somut ve mevcut malları değil, aynı zamanda mahkemeler aracılığıyla elde edilmesi kuvvetle muhtemel olan alacak haklarını ve hukuken korunan meşru beklentileri de doğrudan kapsar.

Öte yandan etkili başvuru hakkı ise, anayasal bir hakkı ihlal edilen kişilerin bağımsız yetkili makamlara başvurarak bu ihlalin derhal durdurulmasını ve doğan her türlü zararın giderilmesini talep edebilme imkânını güvenceye alır. Yargı sürecinde, kişilerin alacaklarını tahsil etmek için başvurdukları kanuni mekanizmaların, sonradan çıkarılan yasal düzenlemelerle işlevsiz hâle getirilmesi, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının özüne dokunan ağır bir müdahale oluşturur.

Yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatları, özellikle bu kararda atıf yapılan Turgay Kılıç kararı, devletin yasama faaliyeti yoluyla sürmekte olan adli davalara geriye dönük müdahale etmesinin, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleriyle kesinlikle bağdaşmadığını ortaya koymaktadır. Bireylerin mevcut hukuka ve yargı sistemine güvenerek başlattıkları yasal süreçlerin, tamamen öngörülemez yasa değişiklikleriyle bir anda sonuçsuz bırakılması, kişilere şahsi olarak aşırı ve katlanılamaz bir külfet yüklemektedir. Bu tür istisnai durumlarda, mülkiyetin korunması ile genel kamu yararı arasında bulunması gereken adil denge doğrudan birey aleyhine bozulmuş olur ve anayasal hak arama hürriyeti fiilen kullanılamaz hâle gelerek anlamını yitirir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda Gülver Sarısoy'un bir şirkete geçmişte yatırdığı paranın tarafına iadesi için başlattığı hukuki sürecin sonradan çıkarılan bir kanunla sonuçsuz bırakılmasını derinlemesine incelemiştir. Yapılan yasal değerlendirmede, olay ve olguların daha önce karara bağlanan ve emsal niteliği taşıyan Turgay Kılıç kararıyla büyük ölçüde benzerlik taşıdığı açıkça tespit edilmiştir. Yüksek Mahkeme, uyuşmazlığa uygulanacak temel anayasal ilkeleri bu emsal kararın çizdiği hukuki çerçevede belirlemiştir.

Somut olayda başvurucu, iddia ettiği alacağının tahsili amacıyla süresi içinde olağan kanun yollarına başvurmuş ve hakkını aramak için yargısal mekanizmaları usulüne uygun şekilde harekete geçirerek davasını açmıştır. Ancak, açılan bu dava mahkeme nezdinde henüz nihai olarak sonuçlanmadan yürürlüğe giren yeni kanuni düzenleme, mevcut davanın esastan görülmesine ve alacağın tahsil edilmesine aşılması imkânsız yasal bir engel teşkil etmiştir. Anayasa Mahkemesi, yargılama esnasında yasa koyucunun sürece doğrudan dâhil olarak bireyin hukuki mekanizmaları işletme imkânını ortadan kaldırmasının, anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkı üzerinde çok ağır bir tahribat yarattığını belirlemiştir.

Modern bir hukuk devletinde bireylerin, yaşadıkları uyuşmazlıkların bağımsız ve tarafsız mahkemelerce adil bir şekilde çözüleceğine dair haklı ve korunması gereken bir beklentisi her zaman vardır. Başvurucunun alacağını elde etmek için yürüttüğü zorlu hukuki mücadelenin, ani bir yasama işlemi ile kesilmesi, mülkiyet hakkının etkin korunmasına yönelik temel usuli güvencelerin ağır biçimde ihlal edilmesi anlamını taşımaktadır. Bu haksız durum, başvurucunun yasal yollarla hakkını aramasını ve hak ettiği mülkiyetine kavuşmasını tamamen olanaksız kılmış, anayasal güvence altındaki etkili başvuru hakkını tümüyle işlevsiz bırakmıştır.

Mahkeme, tespit edilen bu ağır hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla, yargılamanın yeniden yapılmasında mutlak hukuki bir yarar ve zorunluluk görmüştür. Bu bağlamda, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi nezdinde dava dosyasının ilk derece mahkemesinden temin edilerek yeniden yargılama işlemlerinin başlatılması gerektiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: