Karar Bülteni
AYM 2022/23039 BN.
Anayasa Mahkemesi | Fazlı Biber ve Hüseyin Odabaş | 2022/23039 BN.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2022/23039 |
| Karar Tarihi | 28.11.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kanuni düzenlemeyle alacak tahsilinin engellenmesi hak ihlalidir.
- Etkili başvuru hakkı mülkiyet hakkıyla ayrılmaz bağlantılıdır.
- Makul süre şikayetlerinde Tazminat Komisyonuna başvurulmalıdır.
- Yeniden yargılama ihlalin giderimi için temel yoldur.
Bu karar, bireylerin alacaklarını tahsil etmek amacıyla yargı yoluna başvurdukları bir dönemde, sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenlemelerle alacağın tahsil imkânının ortadan kaldırılmasının anayasal haklar üzerindeki doğrudan ve yıkıcı etkisini açıkça ortaya koymaktadır. Mahkeme, hak arama hürriyetinin ve mahkemeye erişim hakkının vazgeçilmez bir uzantısı olan etkili başvuru hakkının mülkiyet hakkı temelinde nasıl zedelenebileceğini derinlemesine değerlendirmiştir. Kanun koyucunun geçmişe dönük olarak veya hâlihazırda derdest olan davaları doğrudan etkileyecek şekilde yaptığı kısıtlayıcı düzenlemelerin, bireylerin uzun uğraşlar sonucunda alacaklarına kavuşmasını imkânsız hâle getirmesi, anayasal sistemde mülkiyet hakkına yönelik oldukça ağır ve ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirilmiştir. Bu yönüyle karar, kanunların geriye yürümezliği ve hukuki güvenlik ilkelerinin korunması açısından kritik bir öneme sahiptir.
Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi bakımından bu karar, özellikle şirketlere veya kooperatiflere yatırılan paraların iadesi talebiyle açılan davalarda sıklıkla karşılaşılan yasal müdahalelere karşı vatandaşlara güçlü bir anayasal koruma kalkanı sağlamaktadır. Yasama organı tarafından yargılama sürecinde yapılan radikal değişikliklerin, kişilerin hukuki yolları işletme imkânını ellerinden alması durumunda, uğranılan hak kayıplarının telafisi için yeniden yargılama yapılmasının anayasal bir zorunluluk olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca, adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan makul sürede yargılanma hakkı ihlallerine ilişkin bireysel başvurularda, yasal değişiklikle kurulan Tazminat Komisyonunun öncelikli olarak tüketilmesi gereken mutlak bir yol olduğunun altı çizilmiş, bu yönüyle usul hukukunda da yol gösterici katı bir emsal teşkil etmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular Fazlı Biber ve Hüseyin Odabaş, geçmiş tarihlerde bir ticari şirkete yatırdıkları yüklü miktardaki paranın iade edilmesi talebiyle ilgili şirkete karşı alacak davası açmışlardır. Yargılama süreci yerel mahkemeler nezdinde olağan seyrinde devam ederken, uyuşmazlığın çözümünü doğrudan etkileyen ve şirket borçlarının tahsilini imkânsız kılan yeni bir kanuni düzenleme yürürlüğe girmiştir. Yürürlüğe giren bu yasa değişikliği sonucunda, başvurucuların alacaklarına kavuşmak için açtıkları dava fiilen hukuki dayanağını yitirmiş ve yatırdıkları parayı tahsil etme imkânları kanun yoluyla tamamen ortadan kaldırılmıştır.
Bunun üzerine başvurucular, alacaklarının tahsili için kanunun gösterdiği uygun hukuki yollara zamanında başvurmalarına rağmen, sırf yargılama sırasında meclis tarafından çıkarılan yeni yasa nedeniyle haklarını arayamadıklarını ve mahkeme kapılarının yüzlerine kapandığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Ayrıca başvuruculardan Hüseyin Odabaş, yıllarca süren bu sonuçsuz yargılama sürecinin makul sürede bitirilmediğinden şikâyet ederek makul sürede yargılanma hakkının da ihlal edildiğini iddia etmiştir. Uyuşmazlığın temelindeki talep, yaşanan bu yasal mağduriyetin tespiti ile uğranılan zararların devlet tarafından tazmin edilmesidir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, bu kapsamlı uyuşmazlığı çözerken özellikle mülkiyet hakkı, hak arama hürriyeti ve etkili başvuru hakkı ekseninde evrensel hukuk kurallarına dayanan değerlendirmeler yapmıştır. Kararın temelini, kişilerin maddi kazanımlarını koruyan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35'te güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bireylerin hak arama yollarını teminat altına alan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 40'ta düzenlenen etkili başvuru hakkı oluşturmaktadır. Bu iki temel anayasal kural, uyuşmazlığın çözümündeki ana referans noktalarıdır.
Yerleşik içtihat prensiplerine göre, bireylerin alacaklarına kavuşmak için başvurdukları ve anayasal güvence altında olan yargısal yolların, sonradan çıkarılan yasalarla anlamsız veya işlevsiz hâle getirilmesi hak arama hürriyetine ve devletin sağlamakla yükümlü olduğu etkili başvuru mekanizmalarına açıkça aykırıdır. Bir alacağın tahsili için kanunların öngördüğü uygun hukuki yollara zamanında başvuran kişilerin, sırf devam eden yargılama sırasında yasama organı tarafından gerçekleştirilen bir mevzuat değişikliği nedeniyle hukuki mekanizmaları işletme imkânından mahrum bırakılması hiçbir hukuk sisteminde kabul edilemez.
Bunun yanı sıra makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyetlerin çözümünde usul hukuku kuralları dikkate alınmıştır. Bu kapsamda 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri İle Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun ve bu kanuna yeni eklenen 7499 sayılı Kanun hükümleri temel usul kuralı olarak benimsenmiştir. Söz konusu değişiklikler uyarınca, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan tüm bireysel başvurularda, Anayasa Mahkemesinden önce zorunlu bir idari yol olan Tazminat Komisyonuna başvurulması kanuni bir mecburiyettir. Komisyon yolu usulünce tüketilmeden Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılan başvurular, bireysel başvurunun ikincil niteliği prensibi gereğince usulden reddedilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, başvurucuların somut durumunu ve dosya kapsamındaki verileri incelediğinde uyuşmazlığın hukuki dayanaklarını iki ayrı temel başlık altında tespit edip karara bağlamıştır. İlk olarak başvurucu Hüseyin Odabaş tarafından ileri sürülen, açılan alacak davasının makul sürede sonuçlandırılamadığına ve yargılamanın olağandışı şekilde uzun sürdüğüne yönelik şikâyet ele alınmıştır. Mahkeme, yakın zamanda yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun ile yapılan yasal değişiklikleri gözeterek, makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik iddialar bakımından ilk derece mahkemesi niteliğindeki Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesi gerektiğini saptamıştır. İlgili başvurucu tarafından bu yeni kurulan idari yola başvurulmadan doğrudan bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından, söz konusu şikâyet yönünden başvuru yollarının tüketilmemiş olması sebebiyle kabul edilemezlik kararı verilmiştir.
İkinci ve asıl uyuşmazlık noktası olarak, her iki başvurucunun da ortak şikâyeti olan mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlali iddiası esastan incelenmiştir. Somut olayda başvurucular, ticari şirkete yatırdıkları meblağın iadesi için hukuka uygun şekilde alacak davası açmış ve yargılama sürecini başlatmışlardır. Ancak dava henüz derdest iken çıkarılan ve tahsil imkânını geriye dönük olarak engelleyen yasal düzenleme, başvurucuların hukuki mekanizmaları işletme olanağını fiilen ve hukuken ellerinden almıştır. Yüksek Mahkeme, bu tablonun devletin koruma yükümlülüklerine aykırı olduğunu belirtmiş ve daha önce Turgay Kılıç emsal kararında ortaya koyduğu ilkelerin bu olayda da aynen geçerli olduğunu tespit etmiştir. Bu tespitler ışığında, başvurucuların anayasal güvence altındaki mülkiyet ve etkili başvuru haklarının açıkça ihlal edildiğine kanaat getirilmiştir.
İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından mahkeme, yalnızca maddi tazminat ödenmesinin bu aşamada yeterli bir onarım sağlamayacağını, sorunun temelinden çözülmesi adına yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğunu belirlemiştir. Bu sebeple ihlalin sonuçlarını gidermek üzere dosyaların ilgili yerel mahkemelere gönderilmesine karar verilmiş, başvurucuların ileri sürdüğü maddi ve manevi tazminat talepleri ise yeniden yargılamanın hukuken yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.