Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Yakup Keleş ve Diğerleri Kararı 2022/100748 B.

Anayasa Mahkemesi Yakup Keleş ve Diğerleri Kararı 2022/100748 B.

Bu karar, hukuki yollara başvurarak alacağını tahsil etmeye çalışan vatandaşların, yargılama sürecinde yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemeler nedeniyle bu imkândan mahrum bırakılmasının mülkiyet ve etkili başvuru haklarını ihlal ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, devletin kanun yapma yetkisini kullanırken devam eden hukuki süreçleri işlevsiz kılacak ve bireylerin meşru beklentilerini ortadan kaldıracak şekilde geriye dönük hak kayıplarına yol açmaması gerektiğini vurgulamaktadır. Adalet arayışıyla yargı yoluna giden bir kimsenin, sonradan çıkan bir yasa ile hakkını arama imkânının bütünüyle elinden alınması, hukuk devleti ilkesiyle ve anayasal güvencelerle kesinlikle bağdaşmamaktadır. Hak arama hürriyetinin kağıt üzerinde kalmaması, pratik bir sonuç doğurması gerektiği bu kararla perçinlenmiştir.
search

Anayasa Mahkemesi
Yakup Keleş ve Diğerleri Kararı 2022/100748 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2022/100748
Karar Tarihi 10.12.2024
Taraf Yakup Keleş ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Kanuni düzenlemeyle alacak tahsilinin engellenmesi hak ihlalidir.
Davaya taraf olmayanlar bireysel başvuruda bulunamaz.
Makul süre şikâyetlerinde öncelikle Tazminat Komisyonuna başvurulmalıdır.

Bu karar, hukuki yollara başvurarak alacağını tahsil etmeye çalışan vatandaşların, yargılama sürecinde yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemeler nedeniyle bu imkândan mahrum bırakılmasının mülkiyet ve etkili başvuru haklarını ihlal ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, devletin kanun yapma yetkisini kullanırken devam eden hukuki süreçleri işlevsiz kılacak ve bireylerin meşru beklentilerini ortadan kaldıracak şekilde geriye dönük hak kayıplarına yol açmaması gerektiğini vurgulamaktadır. Adalet arayışıyla yargı yoluna giden bir kimsenin, sonradan çıkan bir yasa ile hakkını arama imkânının bütünüyle elinden alınması, hukuk devleti ilkesiyle ve anayasal güvencelerle kesinlikle bağdaşmamaktadır. Hak arama hürriyetinin kağıt üzerinde kalmaması, pratik bir sonuç doğurması gerektiği bu kararla perçinlenmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar son derece kritik bir öneme sahiptir. Özellikle olağanüstü hâl döneminde veya sonrasında çıkarılan kanuni düzenlemelerle alacak hakları engellenen kişiler için önemli bir hukuki güvence sağlamaktadır. Karar, yargılama sırasında yapılan yasal değişikliklerin mülkiyet hakkını ihlal ettiği durumlarda derece mahkemelerine yeniden yargılama yolunu açarak hak arama hürriyetinin etkin kullanımını temin etmektedir. Ayrıca, makul sürede yargılanma şikâyetleri için öncelikle yeni kurulan Tazminat Komisyonuna gidilmesi gerektiği ve davaya doğrudan taraf olmayan kişilerin bireysel başvuru ehliyetinin bulunmadığı yönündeki usul kurallarını da bir kez daha teyit ederek alt derece mahkemelerine ve meslektaşlara uygulamaya yönelik net bir yön vermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, bir şirkete yatırılan paranın geri alınması amacıyla başlatılan hukuki sürecin, yargılama esnasında yürürlüğe giren yeni bir kanuni düzenleme ile sonuçsuz bırakılması etrafında şekillenmektedir. Başvurucular Yakup Keleş ve Kemal Coşkun, yatırdıkları paraya ilişkin alacaklarını tahsil edebilmek için mahkemeye başvurarak dava açmışlardır. Ancak mahkeme süreci devam ederken yasama organı tarafından yapılan yasal bir değişiklik, doğrudan bu alacağın tahsil edilme imkânını ve yargı yolunu tamamen ortadan kaldırmıştır.

Başvurucular, devletin sonradan çıkardığı bu yasa nedeniyle mahkeme yoluyla haklarını elde edememelerinin anayasal güvence altındaki mülkiyet haklarını ve etkili başvuru haklarını ihlal ettiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Öte yandan, başvuruculardan biri olan Bilge Doğru'nun ise aslında söz konusu alacak davalarına taraf olmadığı ortaya çıkmıştır. Başvurucular genel olarak ihlalin tespiti, uğradıkları maddi ve manevi zararların tazmini ve haklarına kavuşabilmek amacıyla yeniden yargılama yapılmasını talep etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu uyuşmazlığı çözerken Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35'te düzenlenen mülkiyet hakkı ile Anayasa m. 40'ta güvence altına alınan etkili başvuru hakkını temel almıştır. Mülkiyet hakkı, bireylerin mal varlığı değerleri üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma yetkisini güvence altına alırken, etkili başvuru hakkı ise kişilerin hak ihlallerine karşı işleyen ve sonuç doğuran hukuki mekanizmalara ulaşabilmesini temin eder.

Mahkeme, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Turgay Kılıç kararına atıf yapmıştır. Bu yerleşik içtihat prensibine göre, alacağın tahsili için uygun hukuki yollara başvurulmasına rağmen, yargılama sırasında sonradan yapılan bir kanuni düzenleme nedeniyle mahkeme mekanizmalarını işletme imkânının ortadan kaldırılması anayasal hakların ağır bir ihlali anlamına gelmektedir.

Ayrıca usul hukuku bakımından iki temel kural uygulanmıştır. Birincisi, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 46 uyarınca bireysel başvuruda bulunabilmek için kişinin ihlale yol açtığı ileri sürülen işlemden kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş olması zorunluluğudur. İkincisi ise, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyetlerde, 6384 sayılı Kanun'a 7499 sayılı Kanun ile eklenen hükümler doğrultusunda öncelikle yetkili kılınan Tazminat Komisyonuna başvurulması gerektiği kuralıdır. Bu kural, Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurunun ikincillik niteliğinin kati bir gereği olarak tüm benzer dosyalarda titizlikle uygulanmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi somut olayı incelerken başvurucuları farklı hukuki durumları üzerinden değerlendirmiştir. Öncelikle, başvuruculardan Bilge Doğru'nun ihlal iddialarına konu edilen hukuk dava dosyalarına hiçbir aşamada taraf olmadığı saptanmıştır. Anılan işlemden kişisel ve doğrudan etkilenmeyen bu başvurucunun mağdur sıfatı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurusu kişi bakımından yetkisizlik sebebiyle kabul edilemez bulunmuştur.

Diğer başvurucular Kemal Coşkun ve Yakup Keleş'in yargılamanın uzun sürmesi yönündeki şikâyetleri açısından ise yasal mevzuatta yapılan son değişiklikler dikkate alınmıştır. Makul sürede yargılanma iddiaları için oluşturulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine gelinmesi, bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığından bu talep başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle reddedilmiştir.

Esasa ilişkin incelemede ise, başvurucuların şirkete yatırdıkları parayı tahsil etmek amacıyla süresinde hukuki yollara başvurdukları dosya kapsamından sabittir. Ancak yargılama süreci devam ederken yürürlüğe giren yeni bir kanuni düzenleme, başvurucuların alacaklarını hukuki yoldan elde etme mekanizmalarını tamamen işlevsiz kılmıştır. Mahkeme, daha önceki emsal kararlarında da altını çizdiği üzere, kanun koyucunun sonradan yaptığı yasal düzenlemelerle kişilerin derdest davalardaki hak arama yollarını kapatmasının mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını açıkça zedelediğini tespit etmiştir. Bu ihlalin ve olumsuz sonuçlarının ortadan kaldırılması için ilk derece mahkemesi nezdinde yeniden yargılama yapılması zorunlu görülmüştür. Anayasa Mahkemesi, ihlalin mahiyetine göre yeniden yargılama kararı verilmesinin mağduriyetin giderimi için yeterli bir yol olduğunu kabul ettiğinden, başvurucuların ek olarak talep ettikleri maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi yoluna gitmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vererek, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere kararı ilgili mahkemelere gönderme yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Dava sürerken çıkan yeni yasayla alacağımı iptal edebilirler mi? expand_more
Hayır, mahkeme süreci devam ederken devletin sonradan çıkardığı bir yasayla alacağınızı tahsil etme ve mahkeme mekanizmalarını işletme imkânınızı elinizden alması Anayasa'ya aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, devletin devam eden hukuki süreçleri işlevsiz kılacak şekilde geriye dönük hak kayıplarına yol açmasını mülkiyet hakkının ve etkili başvuru hakkının açık bir ihlali olarak değerlendirmektedir.
Yeni yasa yüzünden davam düşerse paramı almak için ne yapmalıyım? expand_more
Bireysel başvuru hakkınızı kullanarak Anayasa Mahkemesine müracaat edebilirsiniz. Mahkeme, yasal değişiklik nedeniyle hak arama yollarının kapatılmasını ihlal saymakta ve mağduriyetinizin giderilmesi amacıyla alt derece mahkemelerinde yeniden yargılama yapılmasına karar vermektedir. Yeniden yargılama yolu açıldığı için ayrıca maddi ve manevi tazminata hükmedilmemektedir.
Davam yıllardır bitmedi, direkt Anayasa Mahkemesine gidebilir miyim? expand_more
Hayır, davanızın uzun sürmesine ilişkin makul sürede yargılanma şikâyetleriniz için öncelikle yeni kurulan Tazminat Komisyonuna başvurmanız zorunludur. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurunun ikincillik niteliği gereğince, bu komisyon yolu tüketilmeden doğrudan yapılan başvurular reddedilmektedir.
Eşimin veya yakınımın davası için ben Anayasa Mahkemesine başvurabilir miyim? expand_more
Hayır, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için ihlale konu edilen işlemden kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş olmanız yasal bir zorunluluktur. Dava dosyalarına bizzat taraf olmayan kişilerin "mağdur sıfatı" bulunmadığı kabul edildiğinden, bu kişilerin yapacağı başvurular yetkisizlik sebebiyle incelenmeksizin reddedilmektedir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir