Anasayfa Karar Bülteni AYM | Fatih Günaydın | BN. 2019/35578

Karar Bülteni

AYM Fatih Günaydın BN. 2019/35578

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2019/35578
Karar Tarihi 25.06.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kanun yolları bildirimindeki eksiklikler vatandaşa yüklenemez.
  • Süre tutum dilekçesi sonrası gerekçe bildirimi zorunludur.
  • Eksik ihtar mahkemeye erişim hakkını ihlal eder.

Bu karar, ceza yargılamasında istinaf veya temyiz kanun yollarına başvuru sırasında mahkemelerin taraflara haklarını ve bu hakların kullanılma şekillerini eksiksiz olarak bildirme yükümlülüğünün altını çizmesi bakımından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Yargı makamları tarafından kanun yolu bildirimlerinde başvuruculara yalnızca genel başvuru süresinin hatırlatılması, ancak gerekçeli kararın tebliğinden sonra gerekçeli temyiz dilekçesinin sunulması gereken yedi günlük özel sürenin belirtilmemesi, hak arama hürriyetinin özünü zedeleyen ağır bir eksiklik olarak nitelendirilmiştir. Adil yargılanma hakkının temel unsurlarından olan mahkemeye erişim hakkı, tarafların yargısal yolları etkin ve belirsizlikten uzak bir şekilde kullanabilmelerini gerektirir.

Hak arama özgürlüğü, bireylerin devlet otoritesi karşısında sahip olduğu en hayati güvencelerden biridir. Bu özgürlüğün kâğıt üzerinde kalmaması, fiilen ve etkin bir şekilde kullanılabilmesi için yargı organlarının da üzerine düşen pozitif yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmesi zorunludur. Mahkeme ilamlarında, kanun yollarına başvuru şeklinin, merciinin ve bilhassa sürelerinin net, anlaşılır ve hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak açıklıkta yazılması anayasal bir gerekliliktir.

Benzer davalarda emsal niteliği taşıyan bu karar, özellikle ceza muhakemesi süreçlerinde yapılan süre tutum ve gerekçeli temyiz dilekçesi sunma pratiklerinde mahkemelerin ihtar yükümlülüğünü genişletmektedir. Yargıtay tarafından salt şekli süre kurallarının katı bir biçimde uygulanarak temyiz taleplerinin reddedilmesi, mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz bir müdahale kabul edilmiştir. Uygulamada, kararların kanun yolu kısımlarında vatandaşları veya vekillerini yanıltabilecek eksik bildirimler nedeniyle yaşanan hak kayıplarının önüne geçilmesi adına bu karar yol göstericidir. Karar, mahkemelerin hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleri gereğince daha dikkatli, aydınlatıcı ve kapsayıcı ihtar metinleri oluşturmaları gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Fatih Günaydın, Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından esastan reddedilmiştir. Ret kararında temyiz başvurusu için on beş günlük yasal süre bulunduğu belirtilmiş, ancak gerekçeli kararın tebliğinden sonra temyiz gerekçelerinin bildirilmesi için gereken yedi günlük süreye ilişkin herhangi bir uyarı veya ihtar yapılmamıştır. Başvurucu müdafii, yasal süresi içinde süre tutum dilekçesi vererek kararı temyiz etmiş, ancak eksik bilgilendirme sebebiyle gerekçeli kararın tebliğini müteakip yedi günlük süre geçtikten sonra temyiz gerekçelerini Yargıtaya sunmuştur. Yargıtay, gerekçeli temyiz dilekçesinin yasal süreden sonra verildiği gerekçesiyle temyiz talebini usulden reddetmiştir. Başvurucu, kanun yolu bildiriminin eksik yapıldığını ve bu yüzden davasının Yargıtay tarafından esastan incelenmediğini belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde Anayasa Mahkemesi tarafından temel alınan hukuki kurallar ve anayasal ilkeler şu şekildedir:

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Bu hak, bireylerin bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilme ve etkili bir şekilde esastan karara bağlanmasını isteyebilme özgürlüğünü kesin bir biçimde koruma altına almaktadır.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.291 uyarınca temyiz kanun yoluna başvurmak için hükmün yüze karşı açıklanmasından veya tebliğinden itibaren on beş günlük bir süre öngörülmüştür.

Aynı Kanunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.294 hükmüne göre temyiz eden taraf, hükmün bozulmasını neden istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır ve bu temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.

Yine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.295 uyarınca, temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse, temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan mahkemeye bu nedenleri içeren ek bir gerekçeli dilekçe verilmesi zorunludur.

Bunun yanı sıra Anayasa'nın 13. maddesi gereğince, temel hak ve özgürlüklere yapılacak müdahalelerin kanuni dayanağı bulunsa dahi, bu sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Ölçülülük ilkesi; elverişlilik, gereklilik ve orantılılık alt unsurlarından oluşur. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, temyiz talebiyle ilgili karar verilmeden önce temyiz sebeplerinin bildirilmemesinin sonuçları hakkında mahkeme kararıyla eksiksiz bilgilendirme yapılmaması, mahkemeye erişim hakkını güçleştiren ve kişiye aşırı külfet yükleyen orantısız bir müdahale olarak değerlendirilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin kararına karşı başvurucunun yaptığı temyiz talebinin, temyiz sebeplerini gösterir dilekçenin yasal süresi içinde verilmediği gerekçesiyle Yargıtay tarafından reddedilmesini anayasal haklar çerçevesinde incelemiştir. Bu ret kararı, başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik açık ve ağır bir müdahale teşkil etmektedir. Bu müdahale, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.294 ve devamı maddelerine dayandığından şeklen kanuni bir temele ve Yargıtayın gereksiz başvurularla meşgul edilmesini önleyerek içtihat mahkemesi olma işlevini korumak gibi meşru bir amaca sahiptir.

Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi müdahalenin ölçülülük boyutunu değerlendirdiğinde, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz süreciyle ilgili eksik ve yanıltıcı bildirimde bulunduğunu tespit etmiştir. Mahkemenin hüküm fıkrasında, temyiz için genel başvuru süresi olan on beş günlük süre hatırlatılmış, ancak gerekçeli kararın tebliğinden itibaren temyiz gerekçelerini içeren ek dilekçenin sunulması için öngörülen yedi günlük özel ve kritik süreye ilişkin hiçbir ihtar yapılmamıştır. Başvurucu ve müdafii, bu eksik bilgilendirme sonucunda sadece süreyi korumak adına süre tutum dilekçesi vermiş, temyiz gerekçelerini ise yedi günlük yasal süre geçtikten sonra sunmuştur.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi ise, alt derece mahkemesinin bu eksik kanun yolu ihtarını dikkate almadan, şekli süre kurallarını katı bir biçimde uygulayarak temyiz talebini usulden reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, eksik bilgilendirme içeren bir mahkeme kararına karşı yapılan temyiz başvurusunun, vatandaşın mağduriyetini giderecek dengeleyici tedbirler devreye sokulmaksızın reddedilmesinin başvurucuya aşırı bir külfet yüklediğini ve mahkemeye erişim hakkını orantısız biçimde sınırlandırdığını belirlemiştir. Devletin, yargılama süreçlerinde kişileri hak düşürücü süreler konusunda tam ve doğru aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır.

Yargı organlarının kanun yolu bildirimlerini eksik ya da hatalı yapması, Anayasa'nın 36. maddesi ile güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının özünü doğrudan zedelemektedir. Çünkü bireyler, mahkemelerin kendilerine tebliğ ettiği resmi kararlarda yazan yönlendirmelere güvenerek hareket ederler. Devletin kendi kurumları vasıtasıyla yarattığı belirsizliğin olumsuz sonuçlarının, savunma hakkını kullanan vatandaşa yüklenmesi hakkaniyet ilkesiyle de bağdaşmamaktadır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, eksik kanun yolu ihtarı nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: