Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Ali Yıldırım (2) Kararı 2021/59582 B.

Anayasa Mahkemesi Ali Yıldırım (2) Kararı 2021/59582 B.

Bu karar, ceza yargılamalarında sanığın aleyhine ifade veren tanıkları sorgulama hakkının, adil yargılanma hakkının en temel güvencelerinden biri olduğunu hukuken teyit etmektedir. Mahkûmiyet kararının tek veya belirleyici ölçüde sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanık beyanlarına dayandırılması durumunda, savunma makamının karşılaştığı bu dezavantajı telafi edecek dengeleyici usul güvencelerinin kesinlikle sağlanması gerektiği vurgulanmıştır. Somut olayda salt istinabe yoluyla alınan tanık beyanlarına dayanılarak, sanığa doğrudan soru sorma imkânı verilmeden mahkûmiyet hükmü kurulması adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirilmiştir.
search

Anayasa Mahkemesi
Ali Yıldırım (2) Kararı 2021/59582 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/59582
Karar Tarihi 25.06.2025
Taraf Ali Yıldırım (2)
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Belirleyici tanık duruşmada sanıkça mutlaka sorgulanabilmelidir.
Sorgulanmayan tanık beyanı tek belirleyici delil olamaz.
Tanık sorgulama kısıtlamasında dengeleyici güvenceler kesinlikle sağlanmalıdır.

Bu karar, ceza yargılamalarında sanığın aleyhine ifade veren tanıkları sorgulama hakkının, adil yargılanma hakkının en temel güvencelerinden biri olduğunu hukuken teyit etmektedir. Mahkûmiyet kararının tek veya belirleyici ölçüde sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanık beyanlarına dayandırılması durumunda, savunma makamının karşılaştığı bu dezavantajı telafi edecek dengeleyici usul güvencelerinin kesinlikle sağlanması gerektiği vurgulanmıştır. Somut olayda salt istinabe yoluyla alınan tanık beyanlarına dayanılarak, sanığa doğrudan soru sorma imkânı verilmeden mahkûmiyet hükmü kurulması adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Karar, özellikle terör örgütü üyeliği ve yöneticiliği yargılamalarında sıklıkla başvurulan istinabe veya eş zamanlı olmayan yöntemlerle alınan tanık beyanlarının ispat gücüne dair çok önemli bir emsal oluşturmaktadır. Yerel mahkemelerin, davanın sonucunu belirleyici nitelikteki tanıkları mutlaka sanığın veya müdafiinin huzurunda ya da eş zamanlı ses ve görüntü nakli sağlayan sistemler yoluyla dinlemesi gerektiğine açıkça işaret etmektedir. Aksi takdirde, savunma hakkının telafisi imkansız şekilde kısıtlanmış sayılacağı ve bu durumun verilen mahkûmiyet hükümlerinin bozulması sonucunu doğuracağı uygulamadaki tüm ceza mahkemeleri için bağlayıcı bir prensip olarak ortaya konulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünü kurma ve yönetme suçlamasıyla ceza davası açılmıştır. İddianamede, başvurucunun örgüt içinde belirli bir kod adı kullandığı ve bölge talebe mesulü olarak faaliyet yürüttüğü ileri sürülmüştür. Yargılama sırasında, başvurucu aleyhine beyanda bulunan iki temel tanığın ifadeleri istinabe yoluyla (başka yer mahkemesi aracılığıyla) alınmış ve duruşmada sadece okunmakla yetinilmiştir. Başvurucu, suçlamaları reddederek tanıkları tanımadığını ve onlara mahkeme huzurunda soru sorma imkânı bulamadığını belirtmiştir. Ancak yerel mahkeme, başvurucunun sorgulayamadığı bu tanık beyanlarını mahkûmiyete esas alarak alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle hapis cezası vermiştir. Başvurucu, aleyhindeki tanıkları duruşmada sorgulama imkânı verilmediği için adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkının ihlal edilip edilmediğini değerlendirirken üç aşamalı bir test uygulamaktadır. İlk olarak, tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedeninin bulunup bulunmadığına bakılır. Geçerli bir nedenin ortaya konulamaması tek başına ihlal sonucunu doğurmaz. İkinci aşamada, sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanık beyanının mahkûmiyetin dayandığı "tek veya belirleyici delil" olup olmadığı değerlendirilir. Son aşamada ise, eğer beyan belirleyici ise, savunma tarafının maruz kaldığı bu dezavantajı telafi edecek yeterli düzeyde "karşı dengeleyici güvencelerin" sağlanıp sağlanmadığı incelenir.

Ceza muhakemesi hukukunda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 180 uyarınca, tanık veya bilirkişinin aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin (SEGBİS) kullanılması suretiyle dinlenebilmeleri olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak ifade alınması gerekmektedir.

Ayrıca, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 314 kapsamında silahlı terör örgütü üyeliği veya yöneticiliği suçunun sübutu için yalnızca iletişim verilerinin getirtilmesi tek başına yeterli delil kabul edilmemektedir. Örgütle iltisaklı kurumlarda çalışmak veya genel iletişim kayıtları da tek başına yeterli görülmemektedir. Bu durumda, tanık beyanlarının mahkûmiyet hükmünün kurulmasında ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 61 gereğince temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde oynadığı belirleyici rol dikkate alınarak, savunma hakkının kısıtlanmaması için tanıkların sanık tarafından etkin bir şekilde sorgulanabilmesi adil yargılanma hakkının vazgeçilmez bir kuralıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda, yerel mahkeme tarafından başvurucu aleyhine beyanda bulunan tanıkların istinabe mahkemesi aracılığıyla alınan ifadeleri başvurucu ve müdafiine duruşmada okunmuştur. Ancak tanıkların duruşmada doğrudan veya eş zamanlı ses ve görüntü nakli sağlayan vasıtalarla dinlenilmesine yönelik herhangi bir çaba gösterilmemiştir. Mahkemenin gerekçeli kararında, tanıkların bizzat mahkemede hazır edilememesi veya çevrim içi sistemlerle dinlenememesinin hangi geçerli nedene dayandığına ilişkin bir açıklamaya da yer verilmemiştir.

Mahkemenin mahkûmiyet kararına giden süreçte, iletişim verilerine dair tespitler ve diğer bazı deliller bulunsa da, başvurucunun örgüt hiyerarşisi içindeki konumunun, kod adı kullanmasının ve sorumluluklarının belirlenmesinde söz konusu iki tanığın ifadelerinin belirleyici ölçüde dikkate alındığı anlaşılmaktadır. Nitekim yerel mahkeme, bu tanık beyanlarına dayanarak cezanın alt sınırından uzaklaşmış ve başvurucuyu teşdiden cezalandırmıştır.

Yargılama sürecinde başvurucuya olayları kendi bakış açısıyla anlatma fırsatı verilmiş olsa da, tanıklar istinabe mahkemesinde dinlenirken başvurucu haberdar edilmemiş, ses ve görüntü nakli yoluyla da olsa tanıklara soru sorma, onların tepkilerini gözlemleme ve beyanlarının güvenilirliğini test etme imkânı bulamamıştır. Doğruluğu ve güvenilirliği test edilmemiş tanık ifadelerinin cezanın belirlenmesinde ve bireyselleştirilmesinde belirleyici ölçüde esas alındığı bir durumda, savunma tarafının karşılaştığı bu dezavantajı telafi edecek karşı dengeleyici usul güvencelerinin mahkemece sağlanmadığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda, tanıkların duruşmada veya iletişim araçlarıyla dinlenmemesinin bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği görülmüştür.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Yüzleşmediğim, soru soramadığım tanığın ifadesiyle ceza alabilir miyim? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, hakkınızdaki mahkûmiyet kararı tek veya belirleyici ölçüde sizin sorgulama imkânı bulamadığınız bir tanığın beyanına dayanıyorsa, adil yargılanma hakkınız ihlal edilmiş olabilir. Mahkeme, aleyhinize ifade veren tanıkları duruşmada veya aynı anda ses ve görüntü nakli sağlayan iletişim araçlarıyla bizzat sorgulamanıza olanak tanımalıdır. Aksi takdirde, savunma hakkınız telafisi imkansız şekilde kısıtlanmış sayılır ve bu dezavantajı telafi edecek dengeleyici usul güvenceleri sağlanmadıysa verilen mahkûmiyet kararı hukuka aykırıdır.
Tanık başka şehirde dinlenmiş, bana soru hakkı verilmedi. Karar bozulur mu? expand_more
Evet, bu durum mahkûmiyet hükmünün bozulmasına yol açabilir. Ceza yargılamalarında yerel mahkemelerin, davanın sonucunu etkileyecek belirleyici nitelikteki tanıkları mutlaka sizin veya avukatınızın huzurunda ya da eş zamanlı ses ve görüntü nakli sağlayan sistemler (SEGBİS) yoluyla dinlemesi gerekmektedir. Tanığın istinabe (başka yer mahkemesi) yoluyla sizden habersiz dinlenmesi, tanığın tepkilerini gözlemleme ve anlattıklarının güvenilirliğini test etme hakkınızı elinizden aldığı için bağlayıcı bir ihlal sebebidir.
Soru soramadığım tanığın sözleriyle hâkim cezamı üst sınırdan verebilir mi? expand_more
Hayır, veremez. Doğruluğu test edilmemiş ve size doğrudan soru sorma imkânı tanınmamış ifadelerin, cezanın bireyselleştirilmesinde ve temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak (teşdiden) artırılmasında temel dayanak yapılması adil yargılanma hakkının vazgeçilmez kurallarına aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, savunma makamına karşı dengeleyici güvenceler sunulmadan böylesi eksik bir tanık beyanıyla cezanın ağırlaştırılmasını bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedeleyen bir ihlal kabul etmektedir.
Anayasa Mahkemesi tanık yüzleştirilmemesi şikayetlerini nasıl inceliyor? expand_more
Anayasa Mahkemesi bu ihlal iddialarında üç aşamalı sıkı bir test uygulamaktadır. İlk olarak, tanığın mahkemede bizzat hazır edilmemesinin geçerli bir nedeni olup olmadığını sorgular. İkinci olarak, sanığın sorgulayamadığı bu tanık beyanının mahkûmiyete giden yolda "tek veya belirleyici delil" olup olmadığını inceler. Son aşamada ise, eğer bu beyan mahkûmiyette belirleyici ise, savunma tarafının maruz kaldığı bu dezavantajı giderecek yeterli "karşı dengeleyici güvencelerin" mahkemece sağlanıp sağlanmadığını titizlikle denetler.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir