Anasayfa Karar Bülteni AYM | Mehmet Fatih Yılmaz | BN. 2019/6613

Karar Bülteni

AYM Mehmet Fatih Yılmaz BN. 2019/6613

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2019/6613
Karar Tarihi 02.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kanun hükmünde kararname işlemleri denetimsiz bırakılamaz.
  • Davanın incelenmeksizin reddi mahkemeye erişimi engeller.
  • Görevsizlik kararı yerine yetkili komisyona gönderme yapılmalıdır.
  • Kişilere keyfiliğe karşı anayasal yargı güvenceleri sağlanmalıdır.

Bu karar, olağanüstü hâl döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararnameler ile tesis edilen ve kişilerin hukuki statülerini doğrudan etkileyen işlemlerin yargısal veya idari denetiminin nasıl yapılması gerektiği konusunda son derece kritik bir anlama sahiptir. Karar, idare mahkemelerinin önüne gelen uyuşmazlıklarda, salt işlemin bir kanun hükmünde kararnameye dayandığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu net bir biçimde ortaya koymaktadır. Mahkemelerin, uyuşmazlığı tamamen yargı veya denetim dışı bırakmak yerine, hak arama hürriyetini koruyacak şekilde dosyayı yetkili inceleme merciine sevk etme yükümlülüğü bulunduğu vurgulanmıştır.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi oldukça büyüktür. Özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde astsubaylıktan subaylığa veya uzman erbaşlıktan astsubaylığa geçiş aşamasında olup sınavları kazanmalarına rağmen kanun hükmünde kararname ile işlemleri iptal edilen çok sayıda asker kişi bulunmaktadır. Bu emsal karar ile idari yargı makamlarının usul kurallarını aşırı katı ve şekilci bir biçimde yorumlayarak kişilerin adalete erişimini engellemesinin önüne geçilmiştir. Hak arama yollarının tamamen kapatılamayacağı ve iddiaların esastan değerlendirilebileceği alternatif idari veya yargısal yolların (OHAL Komisyonu veya görev süresi bitiminde belirlenen halefi kurumların) mutlaka işletilmesi gerektiği güvence altına alınmıştır. Bu yönüyle karar, temel hak ve özgürlüklerin korunması adına uygulamadaki katı usuli engelleri kaldıran güçlü bir içtihat niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmakta olan başvurucu, mesleki kariyerinde ilerlemek amacıyla subaylık sınavlarına girmiş ve bu sınavları başarıyla geçerek gerekli eğitim kurslarını almıştır. Ancak başvurucunun subaylığa resmi olarak atanması (nasıp işlemi) henüz onaylanmadan önce, olağanüstü hâl kapsamında çıkarılan bir kanun hükmünde kararname ile ataması yapılmamış olan tüm adayların statüye geçiş işlemleri iptal edilmiştir.

Başvurucu, yıllarca emek verip kazandığı hakkın elinden alınması ve subay olarak atamasının yapılmaması üzerine, bu işlemin iptal edilmesi ve mahrum kaldığı parasal haklarının kendisine ödenmesi talebiyle idare mahkemesinde dava açmıştır. Ancak idare mahkemesi, atamanın yapılmaması durumunun doğrudan olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesi ile gerçekleştiğini, bu nedenle ortada mahkemenin iptal edebileceği standart bir idari işlem bulunmadığını belirterek davayı esastan incelemeden doğrudan reddetmiştir. Başvurucu, mahkemenin davasını hiç incelemeyip doğrudan reddetmesinin haksızlık olduğunu ve derdini anlatacak hiçbir merci bulamadığını ifade ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu tür bireysel başvurularda uyuşmazlığı temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı çerçevesinde ele almaktadır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığın mahkeme önüne taşınabilmesini ve iddiaların bağımsız bir yargı merci tarafından incelenerek karara bağlanmasını garanti altına alan vazgeçilmez bir haktır.

Olayın temel dayanağı olan 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, nasıpları henüz onaylanmamış subay ve astsubay adaylarının statüye geçiş işlemlerini kanun gücüyle doğrudan iptal etmiştir. Normal şartlarda idari yargı makamları, kanun niteliği taşıyan bu tür düzenleyici işlemleri doğrudan iptal etme yetkisine sahip değildir.

Ancak hukuk devleti ilkesi gereği idare edilenlerin tamamen denetimsiz ve güvencesiz bırakılması da mümkün değildir. Bu amaçla çıkarılan 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun, doğrudan kanun hükmünde kararnameler ile gerçek kişilerin hukuki statülerini etkileyen işlemlerin incelenmesi görevini özel olarak kurulan Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna vermiştir.

Yerleşik anayasal yargı içtihatlarına göre, bir davanın mahkemenin görev alanına girmemesi durumunda mahkemenin yapması gereken şey davayı "incelenmeksizin ret" kararıyla tamamen sonlandırarak kişinin hak arama yolunu kapatmak değildir. Bunun yerine, hukuki uyuşmazlığın çözümsüz kalmaması ve kişilerin keyfiliğe karşı korunabilmesi için yetkili merci neresi ise dosyanın oraya gönderilmesi gerekmektedir. Usul kurallarının, adalete erişimi imkânsız kılacak derecede katı ve şekilci yorumlanması, Anayasa ile korunan mahkemeye erişim hakkının açık bir ihlalini oluşturmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde subaylık eğitimini tamamlamasına rağmen atama onayının henüz gerçekleşmediği bir evrede, çıkarılan 675 sayılı olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesi ile statüye geçiş işleminin bütünüyle iptal edildiğini saptamıştır. Başvurucunun atamasının yapılmaması işlemine karşı açtığı iptal davasında, Ankara 7. İdare Mahkemesinin söz konusu işlemin doğrudan kanun niteliği taşıyan bir düzenleme ile yapıldığını, idarenin takdir veya değerlendirme yetkisi bulunmadığını belirterek davayı esastan incelemeden usulden reddettiği görülmüştür.

Yüksek Mahkeme, bu noktada benzer mahiyetteki başvurular için verilen ve emsal teşkil eden Engin Kaplan ve diğerleri kararına atıfta bulunmuştur. İlgili emsal kararda da vurgulandığı üzere, doğrudan olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleriyle tesis edilen ve kişilerin hukuki statülerini etkileyen işlemlerin incelenme yetkisi Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna aittir. İdare mahkemesinin yapması gereken, davayı incelenmeksizin reddederek başvuru yolunu tamamen tüketmek yerine, başvurucuya keyfiliğe karşı anayasal güvenceler sağlayacak nitelikte hakkaniyetli bir yorum geliştirerek dava dosyasını görevli ve yetkili merci olan bu Komisyona göndermek olmalıydı.

İlk derece mahkemesinin tercih ettiği katı usuli yaklaşım, başvurucunun iddialarını sunabileceği, davasını anlatabileceği ve hakkını arayabileceği hiçbir hukuki veya idari merci bırakmamış; bu suretle kişinin yargı mekanizmalarına veya hak arama yollarına erişimini imkânsız hâle getirmiştir. Anayasa Mahkemesi, OHAL Komisyonunun görev süresi sona ermiş olsa dahi, ilgili kanuna eklenen geçici maddeler uyarınca mahkemelerce verilecek yeniden yargılama kararları üzerine bu işlemleri yürütecek kurum ve kuruluşların hâlihazırda belirlenmiş olduğunu hatırlatmış, dolayısıyla ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yargılamanın yenilenmesinde hukuki yarar bulunduğunu tespit etmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: