Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2016/29773 E. | 2017/3787 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2016/29773 E. 2017/3787 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/29773
Karar No 2017/3787
Karar Tarihi 13.03.2017
Dava Türü İşe İade
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Kanun dışı grev haklı fesih nedenidir.
  • Toplu eylemler ölçülülük ilkesine uygun olmalıdır.
  • Sözleşmeye aykırı talepler eylemi yasadışı kılar.
  • İşyeri işgali demokratik hak arama sınırlarını aşar.

Bu karar, işçi ve sendika hukukunda sıkça karşılaşılan toplu iş bırakma eylemlerinin yasal sınırlarını çizmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay, işçilerin anayasal ve uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan demokratik tepki ve barışçıl eylem haklarını kabul etmekle birlikte, bu hakkın kullanımının mutlak olmadığını ve işverenin mülkiyet ile girişim özgürlüğüne orantısız zarar vermemesi gerektiğini vurgulamıştır. Özellikle tarafları bağlayan yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi varken gerçekleştirilen iş bırakma ve işyeri işgali eylemlerinin kanun dışı grev boyutuna ulaştığı açıkça ifade edilmiştir. Karar, sendikal hakların kullanımında hakkın kötüye kullanılması yasağına işaret etmektedir.

Uygulamadaki emsal etkisine bakıldığında, işçilerin sırf başka işyerlerindeki ücret artışlarını emsal göstererek mevcut ve bağlayıcı bir toplu iş sözleşmesini yok sayan taleplerle üretimi durdurmalarının yasal koruma görmeyeceği netleşmiştir. İşverenin hukuken yerine getirmesi imkansız olan talepler, örneğin yetkili sendika temsilciliğinin kaldırılması ve resmi olmayan sözcülerin tanınması gibi istekler için yapılan zorlayıcı eylemler orantısız bulunmuştur. Bu içtihat, benzer nitelikteki endüstriyel uyuşmazlıklarda işverenin haklı nedenle derhal fesih yetkisini hukuka uygun kabul ederek, barışçıl eylem ile kanun dışı grev arasındaki ince çizgiyi eylemin ölçülülüğü, katılımcı sayısı ve eylemin süresi gibi somut kriterlerle net bir biçimde belirlemektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, üyesi bulunduğu yetkili sendikadan istifa ettikten sonra işveren ve sendika temsilcileri tarafından kendisine psikolojik baskı uygulandığını, yeniden sendikaya üye olması için çeşitli tehditlere maruz kaldığını ve bu süreçte iş sözleşmesinin haksız yere feshedildiğini iddia ederek işe iadesine ve sendikal tazminata hükmedilmesine karar verilmesi talebiyle dava açmıştır.

Davalı işveren ise işyerinde herhangi bir psikolojik baskı veya sendikal ayrımcılık yapılmadığını, uyuşmazlığın asıl kaynağının metal sektöründe başka işyerlerinde yapılan ücret artışlarından etkilenen bir grup işçinin mevcut toplu iş sözleşmesine rağmen kanun dışı eylemlere kalkışması olduğunu belirtmiştir. İşveren, işçilerin işbaşı yapmayarak üretimi tamamen durdurduklarını, işyerini fiilen işgal ettiklerini ve yasadışı eylemlerini tüm uyarılara rağmen sürdürdüklerini belirterek iş sözleşmesinin haklı nedenle derhal feshedildiğini savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan kuralların başında grev hakkının kullanımı ve yasadışı eylemlerin hukuki sınırları gelmektedir. Mahkemenin incelemesinde özellikle 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.58 hükmü dikkate alınmıştır. İlgili kanun maddesi uyarınca, işçilerin topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak işi bırakmaları grev olarak tanımlanmıştır.

Aynı kanuni düzenlemeye göre, kanuni grev ancak toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması hâlinde, işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarını korumak amacıyla yapılabilir. Kanuni grev için aranan bu yasal şartlar gerçekleşmeden yapılan her türlü iş bırakma eylemi ise açıkça kanun dışı grev sayılmaktadır.

Bununla birlikte, bireysel veya toplu iş hukukuna dair bazı hakların savunulması için işçilerin demokratik ve barışçıl toplu eylem haklarının bulunduğu, 87 ve 98 sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.51, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.54 ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.90 kapsamında koruma altına alınmıştır. Fakat yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, bu hakkın kullanımı sınırsız değildir. Eylemin barışçıl nitelik taşıması, mutlaka ölçülülük ilkesine uygun olması ve işverene özel olarak zarar verme kastı içermemesi şarttır. Ölçülülük sınırını aşan durumlarda işverenin 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II uyarınca sözleşmeyi haklı nedenle derhal feshetme hakkı doğmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay tarafından yapılan detaylı inceleme ve değerlendirmede, davalı işyerinde uyuşmazlık tarihi itibarıyla 01.09.2014 ile 31.08.2017 tarihleri arasında geçerli olan bağlayıcı bir toplu iş sözleşmesinin bulunduğu saptanmıştır. İşçilerin, metal sektöründeki diğer şirketlerdeki zam oranlarını emsal göstererek gerçekleştirdikleri iş bırakma eyleminin, ortada yasal bir uyuşmazlık süreci olmaksızın yapıldığı için kanuni grev hakkı kapsamında korunamayacağı net bir şekilde belirlenmiştir.

Her ne kadar demokratik ve barışçıl toplu eylem hakkı anayasal kurallar ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olsa da, somut olaydaki eylemin ölçülülük ilkesinden tamamen uzak olduğu tespit edilmiştir. Katılımcı sayısının çokluğu, eylemin zamanlaması ve fabrika binasından çıkmama şeklindeki fiili işgale varan üretimi durdurma durumunun üç gün boyunca aralıksız devam etmesi, eylemin barışçıl hak arama sınırlarını aştığını ve işverene zarar verdiğini göstermektedir.

Öte yandan, işçilerin eyleme dayanak yaptığı yetkili sendika temsilcilik odalarının kaldırılması ve kendi seçtikleri resmi olmayan sözcülerin tanınması gibi taleplerin, yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi varken işverence hukuken yerine getirilmesi imkansız talepler olduğu vurgulanmıştır. Yasal bir statüsü bulunmayan topluluk temsilcilerinin muhatap alınmasını işverenden beklemek yasalara uygun görülmemiştir. Ayrıca, feshin sendikal ayrımcılık taşıdığına dair herhangi bir somut delil bulunmadığı ve işverenin fesih prosedürünü katılan tüm işçilere eşit uyguladığı belirlenmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, gerçekleştirilen eylemin kanun dışı grev niteliği taşıdığı ve işverenin haklı nedenle fesih yetkisinin doğduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yönünde kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: