Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/29147 E. 2017/3777 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/29147 E. 2017/3777 K.

Bu karar, işçilerin sendikal haklar ve toplu eylem özgürlüğü çerçevesinde gerçekleştirdikleri iş bırakma eylemlerinin hukuki sınırlarını net bir biçimde çizmektedir. Karara göre, işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarını korumak amacıyla demokratik ve barışçıl eylem yapma hakları uluslararası sözleşmeler ve anayasa ile güvence altına alınmış olsa da, bu hakkın kullanımı sınırsız değildir. Eylemin barışçıl nitelikte olması, işverene özel olarak zarar verme kastı taşımaması ve ölçülülük ilkesine uygun hareket edilmesi hukuka uygunluğun temel şartlarıdır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/29147
Karar No 2017/3777
Karar Tarihi 13.03.2017
Karar Sonucu Bozma ve Ret
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kanun dışı grev haklı fesih nedenidir.
  • gavel Toplu eylemler ölçülülük ilkesine uygun olmalıdır.
  • gavel İşverene zarar verme kastı eylemi hukuka aykırı kılar.
  • gavel Yasal olmayan talepler için iş bırakılamaz.

Bu karar, işçilerin sendikal haklar ve toplu eylem özgürlüğü çerçevesinde gerçekleştirdikleri iş bırakma eylemlerinin hukuki sınırlarını net bir biçimde çizmektedir. Karara göre, işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarını korumak amacıyla demokratik ve barışçıl eylem yapma hakları uluslararası sözleşmeler ve anayasa ile güvence altına alınmış olsa da, bu hakkın kullanımı sınırsız değildir. Eylemin barışçıl nitelikte olması, işverene özel olarak zarar verme kastı taşımaması ve ölçülülük ilkesine uygun hareket edilmesi hukuka uygunluğun temel şartlarıdır.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu içtihat özellikle yetkili sendikaya tepki amacıyla başlatılan ve üretimi durdurmaya varan eylemlerin kanun dışı grev niteliğinde sayılabileceğini göstermektedir. Hukuken karşılanması mümkün olmayan taleplerle, örneğin yasal bir dayanağı bulunmayan gayriresmi temsilcilerin tanınması gibi imkansız isteklerle işyerinin işgal edilmesi ve eylemin günlerce ısrarla sürdürülmesi, işverene haklı fesih imkanı vermektedir. Yargıtay, bu tür ölçüsüz ve yasa dışı eylemlere katılan işçilerin iş sözleşmelerinin feshini geçerli ve haklı nedene dayalı kabul ederek, iş barışının ve üretim sürekliliğinin korunmasına öncelik tanımıştır. Mevcut karar, benzer iş uyuşmazlıklarında işçi ve işveren haklarının dengelenmesi açısından oldukça önemli bir emsal teşkil etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, bir fabrikada çalışan işçi ile işveren arasında, iş sözleşmesinin işverence haklı bir nedene dayanarak feshedilip feshedilmediği konusunda yaşanmıştır. İşçi, fabrikada yetkili olan sendikadan istifa edenlere işveren ve sendika temsilcileri tarafından ciddi baskılar ve mobbing uygulandığını, bu baskılar sonucunda iş sözleşmesinin haksız yere feshedildiğini ileri sürerek işe iadesini ve sendikal tazminat talep etmiştir.

Buna karşılık işveren, işçilerin yasa dışı bir şekilde üretimi durdurduklarını, işyerini işgal ettiklerini, yasal olarak karşılanması mümkün olmayan taleplerde bulunduklarını ve tüm iyi niyetli görüşme çağrılarına rağmen eylemlerini sürdürdüklerini belirtmiştir. İşveren, eyleme katılan işçilerin iş akitlerini haklı nedenle ve tazminatsız olarak feshettiğini savunmuştur. Uyuşmazlığın temelini, yaşanan bu iş bırakma eyleminin yasal bir hak arama özgürlüğü mü yoksa yasa dışı bir grev mi olduğu sorusu oluşturmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yüksek Mahkeme, uyuşmazlığı çözerken öncelikle toplu iş hukuku kurallarını ve uluslararası sözleşmeleri dikkate almıştır. Uyuşmazlığın temel dayanağı 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.58 düzenlemesidir. Bu maddeye göre, işçilerin topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak işi bırakmaları grev olarak tanımlanmaktadır. Kanuni grev için aranan şartlar gerçekleşmeden yapılan grev ise kanun dışı grev sayılmaktadır. Somut olayda bu yasal çerçevenin dışına çıkıldığı tespiti ön plandadır.

Mahkeme, işçilerin demokratik ve barışçıl toplu eylem haklarının 87 ve 98 sayılı İLO Sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.51, 54 ve 90 kapsamında güvence altına alındığını belirtmektedir. Ancak yerleşik içtihat prensiplerine göre, bu hakkın kullanımı belirli katı sınırlamalara tabidir. Eylemin işverene özel olarak zarar verme kastı içermemesi ve eylemin mahiyetinin mutlak surette ölçülü olması temel bir hukuk kuralıdır.

Doktrin ve Yargıtay kararlarında sıkça vurgulandığı üzere, barışçıl eylem hakkı işçilere işyerini işgal etme, üretimi tamamen durdurma ve yasal olmayan taleplerde diretme gibi hukuka aykırı eylem hakkı vermez. Sendikal faaliyetlerin, yasal olarak yetkili kılınmış sendika üzerinden yürütülmesi kanuni bir esastır. Tüzel kişiliği bulunmayan ve yasadan kaynaklanmayan gayriresmi bir topluluğun temsilcilerinin işverence tanınmasının beklenmesi hukuken mümkün değildir. İşveren, kanun dışı grev niteliğindeki bu tür eylemlere karşı, yasal prosedürleri işleterek sözleşmeleri feshetme hakkına sahiptir. İş sözleşmelerinin feshinde gözetilmesi gereken kural ise 4857 sayılı İş Kanunu m.25 çerçevesinde haklı nedenlerin oluşup oluşmadığıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda, davalıya ait fabrikada yetkili sendika ile yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesi bulunmasına rağmen, bazı işçilerin başka işyerlerindeki ücret artışlarını emsal göstererek iş bırakma eylemi başlattıkları tespit edilmiştir. Eylemin yaklaşık 150 kişilik bir grupla başladığı, işçilerin üretim alanında toplanarak işbaşı yapmadıkları ve üretimi tamamen durdurdukları anlaşılmıştır. İşverenin tüm iyi niyetli görüşme taleplerine, çağrı ve uyarılarına rağmen işçiler işyerini terk etmeyerek işgali inatla sürdürmüştür.

Yargıtay incelemesinde, emniyet güçlerinin müdahalesi ile ancak sona erdirilebilen bu fabrika binasından çıkmama ve toplu iş bırakma eyleminin zamanlaması, katılımcı sayısı ve süresi dikkate alındığında ölçülü olmaktan uzak olduğu açıkça vurgulanmıştır. Tanık beyanları da eylemin aslında işverene değil, yetkili sendikaya yönelik bir tepki olduğunu doğrulamıştır. İşçilerin, yürürlükte yasal bir toplu iş sözleşmesi varken sendika temsilcilerinin odalarının kaldırılması ve kendi gayriresmi temsilcilerinin muhatap alınması gibi taleplerde bulunmaları, hukuken karşılanması imkansız istekler olarak değerlendirilmiştir.

İşverenin, olaylar sırasında yasal prosedürü eksiksiz bir biçimde işlettiği, feshe ilişkin süreçleri haklı gerekçelerle uyguladığı ve eyleme katıldığını saptadığı işçileri ayrım yapmaksızın işten çıkardığı belirlenmiştir. İşverenin sendikalı işçileri korumaya yönelik veya sendikal ayrımcılık yaptığına dair dosyada somut hiçbir delil bulunmamıştır. Bu nedenlerle, gerçekleştirilen eylemin hak arama hürriyeti kapsamında barışçıl bir eylem sayılamayacağı ve işveren açısından net bir haklı fesih nedeni oluşturduğu kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işverenin feshinin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddine hükmederek yerel mahkeme kararını bozmuştur.

İşyerinde toplanıp iş bıraksak patron bizi tazminatsız atabilir mi? expand_more
Evet, yasal grev şartları oluşmadan üretimi durdurmak amacıyla iş bırakmanız halinde işveren sözleşmenizi tazminatsız ve haklı nedenle feshedebilir. Yargıtay kararlarına göre, işyerini işgal etmek ve inatla eylemi sürdürmek ölçüsüz bir davranıştır. Bu tür kanun dışı grev sayılan eylemler işverene derhal fesih hakkı tanır.
Maaş zammı için arkadaşlarla anlaşıp işi durdursak bu yasal hak mıdır? expand_more
Hayır, bu durum doğrudan yasal bir hak olarak kabul edilmez. Anayasa ve uluslararası sözleşmeler barışçıl eylem hakkını güvence altına alsa da, hakkın kullanımı sınırsız değildir ve ölçülülük ilkesine uygun olmalıdır. Başka işyerlerindeki zamları emsal göstererek üretimi tamamen durdurmak ve emniyet güçleri müdahale edene kadar işyerinden çıkmamak, yasal sınırları aşan kanun dışı bir eylemdir.
Sendikaya kızıp kendi seçtiğimiz temsilciyle patronun görüşmesini isteyebilir miyiz? expand_more
Hayır, hukuken böyle bir talepte bulunamazsınız. İşyerinde yetkili bir sendika ve yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesi varken, gayriresmi temsilcilerinizin muhatap alınmasını istemek hukuken karşılanması imkansız bir taleptir. Yasal dayanaktan yoksun bu tür isteklerde diretmek ve eylem yapmak, işverene iş sözleşmelerinizi haklı nedenle feshetme yetkisi verir.
Yasa dışı eylemden işten çıkarılırsam işe iade davası kazanabilir miyim? expand_more
Mevcut Yargıtay içtihatlarına göre bu durumda işe iade davasını kazanmanız hukuken mümkün değildir. Yüksek Mahkeme, eylemin yetkili sendikaya tepki amacıyla yapılmış olmasını ve üretimi durdurarak fabrikanın işgal edilmesini haklı fesih sebebi saymaktadır. İşveren feshin usullerini doğru işletmişse açacağınız işe iade davası reddedilecektir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir