Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/29148 E. 2017/3778 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/29148 E. 2017/3778 K.

Bu karar, işçi sendikaları hukukunda ve toplu iş hukukunda kanun dışı grev ile anayasal ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan demokratik tepki hakkı arasındaki ince çizgiyi net bir şekilde ortaya koymaktadır. Karar, işçilerin iş yerinde üretimi durdurarak günlerce süren iş bırakma ve işyeri işgali eylemlerinin, uluslararası sözleşmelerin koruma şemsiyesinden hangi şartlarda çıkacağını göstermesi bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Yüksek Mahkeme, eylemin ölçülülük ilkesini aşması ve işverene zarar verme boyutuna ulaşması durumunda demokratik hak arayışı olmaktan çıkıp yasa dışı grev niteliği kazanacağını vurgulamaktadır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/29148
Karar No 2017/3778
Karar Tarihi 13.03.2017
Karar Sonucu Bozma ve Ret
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kanuni grev şartlarını taşımayan iş bırakmalar yasadışıdır.
  • gavel Demokratik toplu eylem hakkı ölçülülük ilkesiyle sınırlıdır.
  • gavel Ölçüsüz işyeri işgali işverene haklı fesih imkanı verir.
  • gavel Toplu iş sözleşmesi varken fiili temsilcilik tanınamaz.

Bu karar, işçi sendikaları hukukunda ve toplu iş hukukunda kanun dışı grev ile anayasal ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan demokratik tepki hakkı arasındaki ince çizgiyi net bir şekilde ortaya koymaktadır. Karar, işçilerin iş yerinde üretimi durdurarak günlerce süren iş bırakma ve işyeri işgali eylemlerinin, uluslararası sözleşmelerin koruma şemsiyesinden hangi şartlarda çıkacağını göstermesi bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Yüksek Mahkeme, eylemin ölçülülük ilkesini aşması ve işverene zarar verme boyutuna ulaşması durumunda demokratik hak arayışı olmaktan çıkıp yasa dışı grev niteliği kazanacağını vurgulamaktadır.

Benzer uyuşmazlıklar ve emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu içtihat uygulamadaki pek çok toplu iş uyuşmazlığına yön verecek temel bir ölçüt sunmaktadır. Özellikle yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi bulunduğu dönemde işçilerin gayri resmi temsilciler seçerek işvereni bunlarla muhatap olmaya zorlamasının hukuken korunamayacağı tescillenmiştir. Mahkemelerin, işçi eylemlerini değerlendirirken eylemin zamanlaması, katılımcı sayısı, süresi ve orantılılığı gibi somut kriterleri dikkate alması gerektiği bu kararla kesinleşmiş olup, işverenlerin eşit işlem borcuna aykırı davranmadıkları sürece bu tür orantısız eylemlere karşı haklı nedenle fesih yetkilerini kullanabilecekleri uygulamada emsal teşkil edecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı işverene ait fabrikada çalışırken sendika yöneticileri ve işveren temsilcileri tarafından kendisine psikolojik baskı (mobbing) yapıldığını, zorla yetkili sendikadan istifa ettirildiğini ve sırf bu sendikal nedenlerle iş sözleşmesinin haksız yere feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine, işe iadesine ve sendikal tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

Buna karşılık davalı işveren, metal iş kolunda ülke genelinde yaşanan eylemlerin kendi fabrikalarına da sıçradığını, bir grup işçinin iş yerini işgal ettiğini ve uyarı ile çağrılara rağmen üretimi yasa dışı şekilde durdurduklarını savunmuştur. İşveren, eylemcilerin yetkili sendikayı dışlayarak kendi seçtikleri temsilcilerin resmi muhatap olarak tanınmasını istediklerini, hukuken karşılanması imkansız olan bu taleplerde ısrar edip işyerini terk etmemeleri üzerine son çare olarak iş sözleşmelerinin haklı nedenle tazminatsız olarak feshedildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde, iş hukukunun ve sendikalar hukukunun temel prensipleri ile uluslararası normlar bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Karara dayanak teşkil eden birincil yasal düzenleme, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 58 hükmüdür. Bu maddeye göre, işçilerin aralarında anlaşarak işyerindeki faaliyeti durdurmak veya önemli ölçüde aksatmak amacıyla topluca iş bırakmaları grev olarak tanımlanmakta, yasadaki şekil şartlarını ve uyuşmazlık aşamalarını taşımayan grevlerin ise kanun dışı grev olduğu ifade edilmektedir.

Bunun yanı sıra, işverenlerin haklı fesih imkanını düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II maddesindeki ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ile kanun dışı grev eylemlerine katılmanın hukuki yaptırımını belirleyen 6356 sayılı Kanun m. 70 hükümleri kararın yasal zeminini oluşturmaktadır.

Yargıtay, bu kuralları uygularken anayasal ve uluslararası normlara da önemli atıflar yapmaktadır. 87 ve 98 sayılı ILO Sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 51, 54 ve 90 kapsamında işçilerin bireysel veya toplu haklarını savunmak için demokratik ve barışçıl toplu eylem hakları bulunduğu kabul edilmektedir. Ancak yerleşik içtihat prensipleri gereğince, bu temel hakların kullanımı da sınırsız değildir. Eylemin hukuken meşru sayılabilmesi için, işverene özel olarak zarar verme kastı içermemesi ve demokratik bir hak arayışı çerçevesinde mutlak surette "ölçülülük" ilkesine uygun olması zorunlu tutulmuştur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin davanın kabulü yönündeki kararını incelediğinde, somut olayın özelliklerini ve gerçekleşen iş bırakma eyleminin ulaştığı boyutu titizlikle değerlendirmiştir. Öncelikle, işyerinde 2014 ile 2017 yılları arasını kapsayan, halihazırda yürürlükte olan ve bağıtlanmış bir toplu iş sözleşmesinin bulunduğu tespit edilmiştir. Toplu iş sözleşmesinin zaten yürürlükte olduğu bir dönemde, yasal prosedüre uygun bir kanuni grev hakkının kullanılamayacağı açıktır.

Olay tarihinde, ülke genelinde metal iş kolunda başlayan eylemlerin davalı işyerine de sıçradığı, yaklaşık 150 kişilik bir grubun fabrikada üretimi durdurarak işyeri alanını fiilen işgal ettiği anlaşılmıştır. İşverenin tüm iyiniyetli görüşme taleplerine, yazılı ve sözlü çağrı ile uyarılarına rağmen eylemin vardiya değişimlerinde dahi kesintisiz olarak günlerce sürdürüldüğü görülmüştür. Yüksek Mahkeme, işçilerin iş yerinden çıkmama ve üretimi tamamen engelleme şeklindeki eylemlerini; zamanlaması, katılımcı sayısı ve kesintisiz süresi bakımından değerlendirdiğinde bu hareketin demokratik tepki sınırlarını aştığını ve "ölçülü olmaktan uzak" olduğunu saptamıştır.

Ayrıca, tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere eyleme katılan işçilerin asıl tepkisinin işverene değil, yürürlükteki toplu iş sözleşmesine taraf olan yetkili sendikaya yönelik olduğu belirlenmiştir. İşçilerin, sendika temsilciliklerinin kaldırılması ve kendi aralarından seçtikleri resmi olmayan kişilerin işverence temsilci olarak tanınması yönündeki taleplerinin hukuken karşılanması imkansızdır. İşverenden, yasal dayanaktan ve tüzel kişilikten yoksun bir topluluğu resmi olarak muhatap alması beklenemez.

İşverenin, yasa dışı eyleme katıldığını saptadığı tüm işçilerin iş akitlerini prosedüre uygun feshettiği, sendikalı ya da sendikasız ayrımı yapmadığı, yetkili sendikayı korumak adına dahli olduğuna dair dosyada hiçbir somut delil bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle işverenin fesih işleminin haklı nedene dayandığı kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işverenin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinin anlaşıldığı ve davanın reddi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararını ortadan kaldırarak kararı bozmuştur.

Sendikayı protesto için fabrikada işi durdurursak tazminatsız atılır mıyız? expand_more
İşçilerin uluslararası sözleşmeler ve anayasa kapsamında demokratik tepki ve toplu eylem hakkı bulunmakla birlikte, bu hakkın kullanımı "ölçülülük" ilkesiyle sınırlıdır. Yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi varken üretimi durdurmak, işyerini fiilen işgal etmek ve işverenin uyarılarına rağmen günlerce vardiya değişimlerinde dahi eyleme devam etmek kanun dışı grev niteliğindedir. Yargıtay içtihatlarına göre, bu tür ölçüsüz ve sınırları aşan eylemlerde işverenin iş sözleşmesini haklı nedenle, yani tazminatsız olarak feshetme yetkisi bulunmaktadır.
İşyerindeki resmi sendika yerine kendi seçtiğimiz temsilcileri tanıtabilir miyiz? expand_more
İşyerinizde halihazırda bağıtlanmış ve yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesi (TİS) bulunuyorsa, işçilerin kendi aralarından seçtikleri resmi olmayan temsilcilerin işverence muhatap alınması hukuken mümkün değildir. Yargıtay emsal kararı gereği, işverenden yasal dayanağı ve tüzel kişiliği bulunmayan bu gayri resmi topluluğu muhatap alması beklenemez; bu yöndeki talepler geçerli bir hukuki zemin oluşturmaz.
Eyleme katıldığım için işten çıkarılırsam sendikal tazminat alabilir miyim? expand_more
İşe iade ve sendikal tazminat alabilmeniz için feshin yalnızca sendikal nedenlerle ve haksız yere yapıldığının delillerle kanıtlanması gerekir. Yüksek Mahkeme kararına göre, gerçekleşen protesto yasa dışı grev boyutuna ulaşmışsa ve işveren fesihte bulunurken sendikalı veya sendikasız işçi ayrımı yapmamışsa fesih haklı nedene dayandırılır. Dosyada işverenin yetkili sendikayı koruduğuna veya bu sürece bilerek dâhil olduğuna dair somut bir delil yoksa sendikal tazminat ve işe iade talebiniz reddedilecektir.
Mahkeme demokratik bir protesto ile yasa dışı grevi neye göre ayırıyor? expand_more
Mahkemeler bu ayrımı yaparken temel olarak eylemin zamanlamasını, katılımcı sayısını, kesintisiz devam ettiği süreyi ve en önemlisi "ölçülülük (orantılılık)" ilkesini dikkate almaktadır. Demokratik bir hak arayışı çerçevesinde değerlendirilebilecek bir eylem, şayet işverene özel olarak zarar verme amacı taşıyor, işyeri işgaline dönüşüyor ve iyiniyetli diyalog çağrılarına rağmen üretimi tamamen engelliyorsa, hukuki koruma şemsiyesinden çıkarak yasa dışı grev vasfını kazanır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir