Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/29146 E. 2017/3776 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/29146 E. 2017/3776 K.

Bu karar, iş hukukunda kanun dışı grev ve toplu eylem hakkının sınırlarını net bir şekilde çizmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay, yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi bulunmasına rağmen işçilerin salt ücret zammı veya resmi olmayan yeni bir temsilci heyetinin tanınması gibi taleplerle üretimi durdurarak işyerini terk etmemelerini yasa dışı grev olarak nitelendirmiştir. Kararda, uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan demokratik tepki ve barışçıl toplu eylem hakkının sınırsız olmadığı, eylemin ölçülülük ilkesine bağlı kalması ve işverene zarar verme kastı taşımaması gerektiği açıkça vurgulanmıştır.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/29146
Karar No 2017/3776
Karar Tarihi 13.03.2017
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kanun dışı grev haklı fesih nedenidir.
  • gavel Toplu iş bırakma eylemi ölçülü olmalıdır.
  • gavel Yürürlükteki toplu iş sözleşmesi varken yeni temsilci tanınamaz.
  • gavel İşyeri işgali barışçıl eylem kapsamına girmez.

Bu karar, iş hukukunda kanun dışı grev ve toplu eylem hakkının sınırlarını net bir şekilde çizmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay, yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi bulunmasına rağmen işçilerin salt ücret zammı veya resmi olmayan yeni bir temsilci heyetinin tanınması gibi taleplerle üretimi durdurarak işyerini terk etmemelerini yasa dışı grev olarak nitelendirmiştir. Kararda, uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan demokratik tepki ve barışçıl toplu eylem hakkının sınırsız olmadığı, eylemin ölçülülük ilkesine bağlı kalması ve işverene zarar verme kastı taşımaması gerektiği açıkça vurgulanmıştır.

Özellikle metal sektöründe dalga halinde yayılan ve çalışma alanının işgali boyutuna varan fiili durumların değerlendirildiği bu içtihat, endüstriyel uyuşmazlıklarda emsal teşkil edecektir. Uygulamada işçilerin yasal usullere uymadan, doğrudan yetkili sendikaya tepki göstermek amacıyla başlattıkları ve üretimi durduran eylemlerin, işverene haklı nedenle derhal fesih yetkisi vereceği kesinleşmiştir. İşverenlerin kriz yönetiminde eşit işlem borcuna aykırı davranmadıkları ispat edildiğinde, yasadışı eylemlerde ısrar eden işçilerin sözleşmelerinin tazminatsız feshedilebileceği ortaya konulmuştur. Bu karar, demokratik hak arama hürriyeti ile işverenin yönetim hakkı arasındaki hassas dengeyi kurması açısından rehber niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, bir klima fabrikasında çalışan işçi ile kendisini işten çıkaran işveren şirketi arasında yaşanmıştır. İşçi, fabrikada yetkili olan sendikadan istifa ettikten sonra işveren ve sendika temsilcileri tarafından kendisine psikolojik baskı (mobbing) yapıldığını, sürekli takip ve taciz edildiğini, hakkında asılsız dedikodular yayıldığını ve en sonunda haksız yere işten atıldığını iddia ederek işe iade ve sendikal tazminat talebiyle dava açmıştır.

İşveren ise işçinin işten çıkarılmasının sendikal baskıyla veya mobbing ile bir ilgisi olmadığını savunmuştur. İşverenin beyanına göre, otomotiv ve metal sektöründe emsal gösterilen farklı firmalardaki ücret artışları gerekçe yapılarak fabrikada yasa dışı eylemler başlamış, bir grup işçi yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesi bulunmasına rağmen üretimi durdurmuş ve işyerini işgal etmiştir. İşveren, yapılan tüm hukuki çağrılara ve uyarılara rağmen işçilerin eylemi sonlandırmaması üzerine sözleşmelerin haklı sebeple tazminatsız olarak feshedildiğini savunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı değerlendirirken temel dayanağı, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.58 düzenlemesidir. Bu yasa maddesine göre, işçilerin topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak veya bir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmalarına grev denir. Grevin kanuni sayılabilmesi için toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması ve kanunda aranan şartların eksiksiz bir biçimde gerçekleşmesi gerekir. Kanuni şartlar gerçekleşmeden ve kanunun öngördüğü süreçler işletilmeden yapılan grev ise kanun dışı grev olarak tanımlanır.

Öte yandan, bireysel veya toplu iş hukukuna dair bazı hakların savunulması için işçilerin demokratik ve barışçıl eylem yapma hakkı, uluslararası hukukun temel güvencesi altındadır. Bu durum, 87 ve 98 sayılı ILO Sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ve sendikal hakları güvence altına alan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.51, grev hakkını düzenleyen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.54 ile milletlerarası antlaşmaları iç hukuka üstün kılan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.90 hükümleri gereğince korunmaktadır.

Ancak bu anayasal ve uluslararası hakkın kullanımı mutlak ve sınırsız değildir. Yerleşik Yargıtay içtihatları prensipleri gereği, barışçıl toplu eylem hakkının hukuken korunabilmesi için eylemin mutlaka ölçülü olması ve işverene özel olarak zarar verme kastı taşımaması zorunludur. İşçilerin yasal çerçeveden çıkarak çalışma alanlarını terk etmeyip işyeri işgali boyutuna varan, üretimi sekteye uğratan ve hukuken yerine getirilmesi imkânsız talepleri içeren eylemleri bu hukuki korumanın tamamen dışında kalır. Bu tür durumlar, işveren açısından 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II bendi kapsamında ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller oluşturur ve işverene iş sözleşmesini tazminatsız feshetme yetkisi verir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay tarafından yapılan incelemede, somut olayda taraflar arasında işyerinde uygulanmak üzere imzalanmış ve 01.09.2014 – 31.08.2017 tarihleri arasında yürürlükte olan kesin bir toplu iş sözleşmesinin bulunduğu tespit edilmiştir. İlgili dönemde metal sektöründe faaliyet gösteren farklı işyerlerinde yapılan yüksek oranlı zam duyumları üzerine, davalıya ait işyerinde de yasa dışı eylemlerin başladığı görülmüştür. Olayların gelişimi sırasında işverenin önlem olarak fabrikayı bakıma aldığı, işçileri ücretli izne yolladığı, iyi niyetli görüşme taleplerinde bulunduğu ve eylemin sonlandırılması için sağduyu çağrıları yaptığı dosya kapsamıyla sabittir.

Dosyadaki tanık beyanlarına göre, eylemlerin esasen doğrudan işverene değil, yürürlükteki sözleşmeyi imzalayan yetkili sendikaya yönelik olduğu anlaşılmıştır. Eyleme katılan işçiler, mevcut sendika temsilcilerinin odalarının kaldırılmasını ve işçiler arasından seçilen kendi resmi olmayan temsilcilerinin tanınmasını talep etmişlerdir. Yargıtay, yürürlükte yasal bir toplu iş sözleşmesi varken ve bir sendika hukuken yetkili konumdayken işverenden, tüzel kişiliği bulunmayan ve yasadan kaynaklanmayan bir grubun temsilcilerini tanımasını beklemenin hukuken mümkün olmadığını açıkça belirtmiştir.

Bununla birlikte yüksek mahkeme, emniyet güçlerinin müdahalesi ile zorla sona erdirilebilen, işçilerin mesai bitiminde dahi fabrika binasından çıkmayarak üretimi tamamen durdurdukları bu eylemin zamanlaması, katılımcı sayısı ve devam ettiği süre dikkate alındığında ölçülülük ilkesinden tamamen uzaklaştığına dikkat çekmiştir. Yasa dışı grev niteliği taşıyan ve işyeri işgaline dönüşen bu tarz fiillerin demokratik hak arama hürriyeti kapsamında barışçıl eylem olarak kabul edilmesi olanaksızdır. Ayrıca işverenin, eyleme katılan işçiler arasında sendikalı veya sendikasız ayrımı yaparak sendikayı korumaya yönelik taraflı bir işlem uyguladığına dair de hiçbir somut delil bulunmadığı tespit edilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işverenin iş akdini feshinin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde karar vererek yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Çalıştığım fabrikada işi durdurup eylem yaparsam tazminatsız kovulur muyum? expand_more
İşyerinizde topluca iş bırakıp üretimi durdurmanız, hukuki sınırların aşılması durumunda işverene haklı fesih imkânı tanıyabilir. Yargıtay kararlarına göre, demokratik tepki ve barışçıl toplu eylem hakkı anayasal ve uluslararası sözleşmelerle korunsa da bu hak sınırsız değildir. Eğer eyleminiz çalışma alanını terk etmemek, işyeri işgaline dönüşmek ve üretimi sekteye uğratmak boyutlarına varıyorsa, bu durum kanun dışı grev niteliği taşır. Yasal usullere uyulmadan yapılan ve ölçülülük ilkesini aşan bu tür fiiller, işveren açısından İş Kanunu kapsamında ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturur. Dolayısıyla işveren, iş sözleşmenizi tazminatsız olarak derhal feshetme hakkına sahip olur.
Sendikaya kızıp kendi temsilcimizi seçtik diye işten atılmak yasal mı? expand_more
Evet, bu gerekçeyle yapılan yasa dışı eylemler sonucunda işten çıkarılmanız hukuka uygundur. Yargıtay'ın emsal kararına göre, işyerinizde hâlihazırda yürürlükte olan kesin bir toplu iş sözleşmesi ve yetkili bir sendika varken, resmi olmayan yeni bir temsilci grubunun tanınmasını beklemek hukuken mümkün değildir. Sendikaya tepki göstermek amacıyla mevcut temsilcilerin odalarının kaldırılmasını isteyerek üretimi durduran eylemler yapmanız yasal koruma kapsamında değerlendirilmez. Bu tür işyeri işgali ve iş bırakma eylemleri barışçıl eylem kapsamından çıkarak işverenin sözleşmenizi haklı nedenle feshetmesine zemin hazırlar. İşverenin eylemciler arasında sendikalı/sendikasız şeklinde taraf tutmadığı kanıtlandığı sürece, tazminatsız şekilde işten çıkarılmanız yasaldır.
Zam istemek için fabrikadan çıkmamak hak aramak değil midir? expand_more
Zam talebiyle mesai bitiminde dahi fabrikadan çıkmayarak işyerini işgal etmek, hukuken barışçıl bir hak arama yöntemi değildir. Yüksek mahkeme, toplu iş sözleşmesi yürürlükteyken salt ücret zammı talebiyle üretimi durdurarak çalışma alanının işgal edilmesini yasa dışı grev olarak nitelendirmektedir. Demokratik hak arama hürriyetinin hukuken korunabilmesi için eylemin mutlaka ölçülü olması ve işverene zarar verme kastı taşımaması zorunludur. Olaylara emniyet güçlerinin müdahale etmesini gerektirecek boyutlara ulaşan ve üretimin tamamen durdurulduğu eylemler, ölçülülük ilkesinden tamamen uzaklaşmış sayılır. Bu nedenle işverenin yönetim hakkını açıkça ihlal eden bu tarz fiili durumlar, işçinin sözleşmesinin haklı nedenle tazminatsız feshine sebep olur.
Sözleşme varken zam için işi durdurmak yasal grev midir? expand_more
Hayır, yasal bir grev sayılmaz. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu uyarınca bir grevin kanuni olabilmesi için, toplu iş sözleşmesinin yapılması aşamasında uyuşmazlık çıkması ve yasada aranan şartların süreçlere uygun şekilde eksiksiz yerine getirilmesi gerekir. İşyerinde hâlihazırda yürürlükte olan kesin bir toplu iş sözleşmesi varken, emsal gösterilen farklı firmalardaki yüksek oranlı zam duyumları gerekçe yapılarak işçilerin üretimi durdurması kanun dışı grevdir. Kanun dışı greve katılan, işverenin sağduyu ve işe dönüş çağrılarına rağmen eylemi sonlandırmayan işçilerin sözleşmeleri, işveren tarafından haklı sebeple feshedilebilir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir