Karar Bülteni
AYM Müjgan Güleç BN. 2021/25667
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/25667 |
| Karar Tarihi | 24.12.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal / Kabul Edilemez |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma tazminatında değer kaybı önlenmelidir.
- Enflasyon karşısında aşırı külfet mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Geciken icra şikayetleri için komisyona başvuru zorunludur.
Bu karar, idare tarafından gerçekleştirilen kamulaştırmasız el atma eylemleri neticesinde vatandaşlara ödenmesine hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında erimesinin mülkiyet hakkı ihlali olduğuna dair çok güçlü bir anayasal tespittir. Yargı kararıyla elde edilen tazminatın, ödeme anına kadar geçen sürede yaşanan enflasyonist ortam nedeniyle gerçek değerini yitirmesi, mülk sahibine orantısız ve şahsi bir külfet yüklemektedir. Anayasa Mahkemesi bu kararında, devletin vatandaşın mülkiyet hakkını koruma yükümlülüğünün sadece tazminata hükmetmekle bitmediğini, aynı zamanda ödenen o tazminatın alım gücünün de korunması gerektiğini net bir biçimde vurgulamaktadır. Ayrıca yargı kararlarının geç icra edilmesi ve yargılamaların uzun sürmesi iddialarına ilişkin usuli bir anayasal güvenceye de dikkat çekilmektedir.
Uygulamadaki önemi bakımından bu ihlal kararı, idare aleyhine açılan tam yargı veya el atma davalarında mahkemelerin ve idarelerin salt nominal değer üzerinden ödeme yapma alışkanlığını değiştirmesi gerektiğini göstermektedir. Benzer davalar için tartışmasız bir emsal teşkil eden bu içtihat, idarelerin tazminat ödemelerini enflasyon karşısında değer kaybına uğratmadan, makul bir sürede ve güncel alım gücünü tam olarak yansıtacak şekilde yapmasını zorunlu kılmaktadır. Öte yandan, yargılamanın uzun sürmesi ve kararların icra edilmemesi şikayetleri yönünden kurulan Tazminat Komisyonunun öncelikli başvuru yolu olarak tüketilmesi gerektiği hususu, usul hukuku pratiğinde avukatlar ve vatandaşlar için kritik bir yönlendirici kural olarak karşımıza çıkmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, başvurucu Müjgan Güleç'in sahip olduğu taşınmaza ilgili idare tarafından kamulaştırmasız el atılması neticesinde açılan tazminat davasına dayanmaktadır. Başvurucu, idareye karşı açtığı davada lehine tazminata hükmedilmesini sağlamıştır. Ancak mahkemece hükmedilen bu kamulaştırmasız el atma tazminatının kendisine geç ödenmesi ve enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybına uğratılarak eksik bir telafi sağlanması nedeniyle yeniden yargıya başvurmuştur. Aynı zamanda lehine olan mahkeme kararının idare tarafından icra edilmediğini ve yargı sürecinin makul süreyi aştığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun temel talebi; mülkiyet hakkı ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğinin tespitiyle birlikte yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi ve uğradığı zararların maddi ile manevi tazminat yoluyla idareden tahsil edilerek tarafına ödenmesidir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, somut başvuruyu değerlendirirken temelde mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkının unsurları üzerinde durmuştur. Uyuşmazlığın çözümünde en kritik hukuki kural, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.35 kapsamında güvence altına alınan mülkiyet hakkıdır. Mülkiyet hakkı, kişilerin mal varlığı değerleri üzerinde barışçıl bir şekilde tasarruf etmesini güvence altına alırken, devletin gerçekleştirdiği müdahalelerin de belirli ölçülülük ve orantılılık ilkelerine tabi olmasını emreder. Kamu makamlarının mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden işlemleri sonucunda ödenmesi gereken tazminatların, zamanın geçmesi ve enflasyonist baskılar sonucunda değer kaybetmesi mülkiyet hakkının ihlali olarak kabul edilmektedir. Kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının ödenmesinde enflasyon etkisinin dikkate alınmaması, yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre mülk sahibine olağan dışı ve aşırı bir külfet yüklemekte, bu durum da temel orantılılık ilkesini ihlal etmektedir.
Bunun yanı sıra, makul sürede yargılanma hakkı ve mahkeme kararının icra edilmemesi iddiaları yönünden 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun hükümleri uygulama alanı bulmuştur. İlgili Kanun'un geçici 2. maddesinde 7445 sayılı Kanun m.40 ile yapılan değişiklikler mahkemenin incelemesinde temel kural olarak benimsenmiştir. İlgili yasal düzenlemeler uyarınca, yargılamaların uzun sürmesi veya yargı kararlarının geç ve eksik icra edilmesi şeklindeki şikayetler bakımından, bireysel başvuru yapılmadan önce oluşturulan Tazminat Komisyonuna başvurulması mutlak bir ön şart hâline getirilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının etkin bir biçimde korunabilmesi adına, yargı organlarınca hükmedilen alacakların veya tazminatların enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasının önlenmesini temel bir anayasal kural olarak uygularken; usul hukukuna ilişkin şikayetlerde ise ikincillik ilkesi gereği olağan ve yeni ihdas edilen idari başvuru yollarının mutlak surette tüketilmesini aramaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, önüne gelen uyuşmazlıkta öncelikle hukuki irtibat nedeniyle dosyaları birleştirerek inceleme yapmış ve şikayetleri ayrı başlıklar altında değerlendirmiştir. Başvurucunun kamulaştırmasız el atma tazminatının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması yönündeki şikayeti haklı bulunmuştur. Yüksek Mahkeme, daha önceki benzer nitelikteki yerleşik emsal kararlarına atıf yaparak, hükmedilen tazminatın uzun süre ödenmemesi ve bu süreçte paranın alım gücünün düşmesinin mülkiyet hakkına yönelik ağır bir müdahale olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, idarenin eylemi nedeniyle oluşan bu değer kaybının başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini, dolayısıyla mülkiyet hakkının ölçüsüz bir şekilde sınırlandırıldığını saptamıştır.
Öte yandan, yargılamanın uzun sürmesi ve idare aleyhine verilen mahkeme kararının icra edilmemesi yönündeki şikayetler usulden reddedilmiştir. Mahkeme, getirilen son yasal değişiklikleri dikkate alarak, derdest olan bu tür başvurularda öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna gidilmesi gerektiğine kanaat getirmiştir. Bireysel başvurunun ikincillik niteliği gereğince, etkili bir başvuru yolu olarak öngörülen Tazminat Komisyonu yolu tüketilmeden Anayasa Mahkemesine gelinmesi hukuken kabul edilemez bulunmuştur.
Maddi ve manevi tazminat talepleri değerlendirilirken ise mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının tek başına yeterli ve etkili bir giderim sağlayacağı tespiti yapılmıştır. Bu nedenle tazminat talepleri reddedilmiştir. Yeniden yapılacak yargılamada derece mahkemesinin, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararındaki ilke ve gerekçeler ışığında enflasyonist etkiyi bertaraf edecek ve zararı gerçek anlamda giderecek yeni bir karar vermesi gerektiği belirtilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma tazminatının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.