Karar Bülteni
AYM Halil Yusufoğlu BN. 2023/57572
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/57572 |
| Karar Tarihi | 05.03.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkının ihlalidir.
- Tazminatın enflasyon karşısında erimesi külfet yaratır.
- Makul süre şikayetlerinde komisyona başvurulmalıdır.
- Mülkiyet hakkı ihlali yeniden yargılamayı gerektirir.
Bu karar, idarenin usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın özel mülkiyete konu taşınmazlara fiilen el atmasının mülkiyet hakkına doğrudan ve ölçüsüz bir müdahale olduğunu hukuken bir kez daha tescil etmektedir. AYM, taşınmaza el atılması nedeniyle ödenmesine hükmedilen tazminat bedellerinin uzun süren yargılamalar ve ödeme süreçleri sonucunda enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasının, bireye olağan dışı ve şahsi bir külfet yüklediğini detaylarıyla vurgulamaktadır. Ayrıca karar, makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik şikâyetlerde doğrudan bireysel başvuru yapılmadan önce mevzuatta yeni öngörülen Tazminat Komisyonu yolunun tüketilmesi gerektiğini hukuken netleştirmektedir.
Uygulamadaki önemi açısından bu karar, mülkiyet hakkı bağlamında idarenin keyfî el atmalarına ve yargı süreçlerindeki gecikmelerin yarattığı mali kayıplara karşı vatandaşları koruyan çok güçlü bir emsal niteliğindedir. Benzer davalarda yerel mahkemelerin ve idarelerin, tazminat bedellerinin güncellenmesinde veya faiz işletilmesinde enflasyon oranlarını ve paranın alım gücünü mutlak surette dikkate alması gerektiğine kuvvetle işaret etmektedir. Aksi tutumların mülkiyet hakkı ihlaline yol açacağı ve devleti manevi tazminat ile yeniden yargılama yükümlülüğü altına sokacağı gerçeği, idare hukuku ile kamulaştırma hukukunda yerleşik bir içtihat olarak sağlam bir şekilde pekiştirilmiş olmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu Halil Yusufoğlu'na ait olan bir taşınmaza, idare tarafından yasal ve usulüne uygun herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılmıştır. Bu haksız el atma nedeniyle mülkünden mahrum kalan başvurucu, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini belirterek hukuki yollara başvurmuş ve Midyat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açmıştır. Yapılan uzun yargılama sonucunda başvurucu lehine bir kamulaştırmasız el atma tazminatına hükmedilmiş olsa da bu hukuki süreç oldukça uzun sürmüş ve belirlenen tazminat bedeli geçen zaman içinde enflasyon karşısında ciddi şekilde değer kaybederek erimiştir. Başvurucu, hem taşınmazına haksız yere el atılması hem hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması hem de açtığı davanın makul sürede sonuçlandırılamaması sebepleriyle büyük bir mağduriyet yaşadığını ileri sürmüştür. Nihayetinde başvurucu, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının derinden zedelendiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak hak arayışını en üst merciye taşımış ve adaletin tecellisi ile zararının giderilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkına ilişkin incelemelerinde temel aldığı kuralların başında, mülkiyet hakkına yapılacak her türlü müdahalenin anayasal sınırlar içinde kalması ve kanuni bir dayanağının bulunması gerekliliği gelmektedir. İdarenin özel mülkiyete konu bir taşınmaza el atabilmesi için öncelikle üstün bir kamu yararı bulunması ve ardından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında belirtilen esas ve usullere sıkı sıkıya uyulması yasal bir zorunluluktur. Ayrıca, kamulaştırma bedelinin gerçek karşılığının peşin ve nakden ödenmesi anayasal bir güvencedir. İdarenin bu kanuni prosedürleri işletmeden fiilen taşınmaza el atması, mülkiyet hakkına yapılmış haksız, kanunsuz ve ölçüsüz bir müdahale olarak kabul edilmektedir.
Diğer yandan, kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen tazminatların hak sahibine ödenmesi sürecinde geçen zaman, özellikle enflasyonist ortamlarda paranın alım gücünü dramatik biçimde düşürmektedir. Yerleşik içtihat prensiplerine göre, hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılması veya uzun yıllar sonra değersizleşmiş hâliyle ödenmesi, başvurucular üzerinde şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektir. Bu vahim durum, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkının etkin korunması arasındaki adil dengeyi sarsıcı biçimde bozmaktadır.
Bunların yanında, makul sürede yargılanma hakkı ile ilgili şikâyetlerde izlenmesi gereken güncel usuller 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun ile yeniden düzenlenmiştir. Anılan temel Kanun'a 7499 sayılı Kanun ile eklenen 5/A maddesi gereğince, makul sürede yargılanma şikâyetlerinin öncelikle Tazminat Komisyonu tarafından incelenmesi zorunluluğu getirilmiştir. Bu bağlayıcı kural, Anayasa Mahkemesine doğrudan bireysel başvuruda bulunulmadan önce tüketilmesi gereken olağan idari ve yargısal yollar prensibinin somut ve pratik bir yansımasıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, önüne gelen somut uyuşmazlığı mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkı güvenceleri kapsamında iki ayrı temel başlık altında titizlikle incelemiştir. İlk olarak başvurucunun yargılamaların çok uzun sürmesi sebebiyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyeti usul yönünden değerlendirilmiştir. Yüksek Mahkeme, yakın zamanda mevzuatta yapılan ve makul süre şikâyetleri için özel, hızlı bir başvuru yolu öngören yasal değişiklikleri dikkate almıştır. Yapılan hukuki tespitlere göre, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarına karşı Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun ilk bakışta kolayca ulaşılabilir olduğu ve vatandaşlara yeterli giderim sağlama kapasitesi sunduğu açıkça vurgulanmıştır. Başvurucunun bu yeni ve olağan hukuk yolunu tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine müracaat etmesi, bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmamış ve neticede bu şikâyet başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle usulden kabul edilemez bulunmuştur.
İkinci olarak mülkiyet hakkı yönünden davanın esasına girilerek yapılan incelemelerde; başvurucunun mülkiyetinde olan taşınmaza idare tarafından hiçbir yasal kamulaştırma işlemi yapılmaksızın doğrudan ve fiilen el atıldığı kesin olarak tespit edilmiştir. Mahkeme, idarenin usul kurallarına tamamen aykırı olarak gerçekleştirdiği bu eylemin, mülkiyet hakkına yapılan kanunsuz ve keyfî bir müdahale olduğunu saptamıştır. Bununla birlikte, başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edilmesinin yarattığı derin mağduriyeti gidermek üzere açılan dava neticesinde hükmedilen el atma tazminatı bedelinin de geçen uzun süre zarfında enflasyon karşısında ciddi şekilde eridiği açıkça görülmüştür. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atma tazminatının böylesine ağır bir değer kaybına uğratılmasını birey üzerinde aşırı ve katlanılamaz bir ekonomik külfet olarak nitelendirmiş, idare ile birey arasındaki adil dengenin başvurucu aleyhine büyük oranda ve açıkça bozulduğunu kaydetmiştir.
Bu kapsamda her iki hatalı eylem, yani taşınmaza fiilî el atma ve tazminatın değersizleşmesi, mülkiyet hakkının ağır birer ihlali olarak kabul edilmiş, başvurucu lehine manevi tazminata hükmedilmesi ve ihlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla yerel mahkemede vakit kaybetmeksizin yeniden yargılama yapılması gerektiğine hükmedilmiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma ve tazminatın değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.