Karar Bülteni
AYM Hüseyin Özen ve Fahrettin Özen BN. 2023/8329
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/8329 |
| Karar Tarihi | 23.12.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma, mülkiyet hakkının açık ihlalidir.
- Mülkiyete müdahalelerde kanunilik ilkesine mutlaka uyulmalıdır.
- Fiilî el atma davalarında yeniden yargılama yararsızdır.
- İhlalin etkin giderimi için manevi tazminat ödenmelidir.
Bu karar, kamu idaresinin vatandaşların özel mülkiyetine konu taşınmazlarına kamulaştırma işlemi yapmaksızın fiilen el atmasının, Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkına yönelik ne derece ağır bir müdahale olduğunu hukuken tescil etmektedir. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılacak her türlü müdahalenin öncelikle kanunilik şartını taşıması gerektiğinin altını çizerek, ilgili kanunlarda öngörülen usullere uyulmadan gerçekleştirilen fiilî el atmaların anayasal güvenceleri tamamen ortadan kaldırdığını kesin bir dille ortaya koymaktadır. İdarenin kanuni dayanaktan yoksun bu tür keyfî eylemleri, mülk sahibinin mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisini belirsiz bir biçimde kısıtlamakta olup, hukuk devletinin temelini sarsan bir ihlal niteliği taşımaktadır.
Benzer uyuşmazlıklar ve süregelen davalar açısından bu kararın emsal etkisi son derece güçlüdür. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkını ihlal eden kamulaştırmasız el atma vakalarında idarenin hukuka aykırı tutumunu istikrarlı bir şekilde mahkûm etmeye devam ettiğini göstermektedir. Uygulamadaki en önemli sonuçlarından biri de ihlalin tespitinin ardından giderim yolu olarak, yargılamanın yenilenmesi yerine doğrudan tazminat yolunun tercih edilmesidir. Mahkeme, fiilî el atma durumlarında ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki bir yarar görmeyerek, ihlalin mağdur üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin en hızlı ve etkin şekilde giderilebilmesi için manevi tazminat ödenmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu güçlü yaklaşım, benzer mağduriyetleri yaşayan mülk sahipleri için hızlı bir hukuki tatmin mekanizması sunarken, idareyi de mülkiyet hakkına saygı gösterme ve kanuni usullere titizlikle uyma konusunda caydırıcı bir yükümlülük altına sokmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Hüseyin Özen ve Fahrettin Özen isimli vatandaşlar, kendilerine ait olan taşınmaza kamu idaresi tarafından hiçbir yasal kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atıldığı gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Uyuşmazlığın temelinde, devlet otoritesini temsil eden idarenin mülkiyet hakkını hiçe sayarak, kanunların gerektirdiği usullere uymadan ve bedel ödemeden özel mülke müdahale etmesi yatmaktadır. Başvurucular, taşınmazlarının idare tarafından haksız ve keyfî bir şekilde kullanılması nedeniyle mülkiyet haklarının ağır biçimde ihlal edildiğini ileri sürmektedirler. Bu haksız uygulamanın yarattığı mağduriyetin giderilmesi amacıyla Anayasa Mahkemesine başvuran vatandaşlar, ihlalin hukuken tespit edilmesini ve maruz kaldıkları bu hukuka aykırı durum sebebiyle uğradıkları manevi zararların karşılanması için ayrı ayrı 90.000 TL manevi tazminat ödenmesini talep etmişlerdir. Aynı maddi ve hukuki gerekçelere dayanan diğer bir bireysel başvuru dosyası da bu dosya ile birleştirilerek tek bir karara bağlanmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atma iddialarını incelerken öncelikle mülkiyet hakkının anayasal güvencelerine, devletin eylem sınırlarına ve bu hakka yönelik müdahalelerin anayasal ölçütlerine odaklanmaktadır. Temel kural olarak, mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabilir. Bu bağlamda, idarenin özel mülkiyete müdahalesi 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerinde titizlikle düzenlenen usul ve esaslara uygun olarak gerçekleştirilmelidir.
Uyuşmazlığın çözümünde dayanılan en temel norm, Anayasa'nın mülkiyet hakkını güvence altına alan 35. maddesidir. Ayrıca temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasına ilişkin genel kuralları belirleyen Anayasa'nın 13. maddesi ile kamulaştırma şartlarını net olarak düzenleyen 46. maddesi de kararın hukuki zeminini oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesinin oldukça yerleşik hâle gelen içtihat prensiplerine göre, idarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen süreçleri işletmeksizin, bedelini peşin ödemeden veya hukuki bir dayanak sunmadan bir taşınmaza fiilen el atması, kanunilik ilkesinin açık, net ve ağır bir ihlali olarak kabul edilmektedir.
Doktrinde ve yargısal kararlarda da sıkça vurgulandığı üzere, kamulaştırmasız el atma eylemi, idarenin kamu gücünü haksız yere kullanarak mülkiyet hakkını gasbetmesi anlamına gelir ve hukuk devleti ilkesiyle asla bağdaşmaz. Mülkiyet hakkına yapılan bir müdahalenin ölçülü ve meşru kabul edilebilmesi için mutlaka şeklî ve maddi bir kanuna dayanması, yani yasal bir temelinin bulunması şarttır. Herhangi bir kanuni dayanağı olmayan fiilî el atmalar, mülk sahibini taşınmazından faydalanma, onu kullanma ve üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma haklarından mahrum bırakan doğrudan bir anayasal ihlal teşkil eder.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, Hüseyin Özen ve Fahrettin Özen'in mülkiyet hakkının ihlal edildiğine yönelik bireysel başvurularını incelerken, idarenin eyleminin daha önce Genel Kurul ve Bölümler tarafından verilmiş olan yerleşik emsal kararlardaki durumlarla birebir örtüştüğünü tespit etmiştir. Mahkeme, somut olayda başvurucuların yasal olarak sahip olduğu taşınmaza kamu makamları tarafından herhangi bir kamulaştırma kararı alınmaksızın ve işlem tesis edilmeksizin doğrudan fiilen el atıldığını belirlemiştir. Bu el atma işleminin, Anayasa'nın temel hakların sınırlandırılmasını düzenleyen 13., mülkiyet hakkını koruyan 35. ve kamulaştırmayı düzenleyen 46. maddeleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda açıkça gösterilen hukuki usul ve esaslara hiçbir şekilde riayet edilmeden gerçekleştirildiği saptanmıştır. Bu nedenle, mülkiyet hakkına yapılan söz konusu müdahalenin asgari kanuni bir dayanağının dahi bulunmadığı, dolayısıyla müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiği kanaatine varılmıştır. Mahkeme, mevcut başvuruda önceki yerleşik anayasal ilkelerden ve varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektirecek herhangi bir farklı, istisnai veya yeni bir hukuki durum bulunmadığının altını önemle çizmiştir.
Giderim talepleri açısından yapılan değerlendirmede ise Mahkeme, mülkiyet hakkı ihlalinin tespiti sonrasında mağduriyetin nasıl onarılacağına odaklanmıştır. Başvurucular ihlalin tespiti ile birlikte ayrı ayrı 90.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Kamulaştırmasız el atma eyleminin niteliği gereği, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yerel mahkemelerde yeniden yargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmadığı tespiti yapılmıştır. Olayda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından en etkin giderim yolunun tazminat olduğu vurgulanmıştır. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde, idarenin haksız fiilinin yarattığı ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi adına, başvuruculara ayrı ayrı net 34.000 TL manevi tazminat ödenmesinin adil bir telafi mekanizması olacağı kararlaştırılmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, taşınmaza kamulaştırmasız el atılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve manevi tazminat ödenmesi yönündeki başvuruyu kabul etmiştir.