Anasayfa Karar Bülteni AYM | Cemil Öner ve Diğerleri | BN. 2021/54679

Karar Bülteni

AYM Cemil Öner ve Diğerleri BN. 2021/54679

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/54679
Karar Tarihi 08.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Tazminatın enflasyon karşısında erimesi ölçülülüğü bozar.
  • Değer kaybı bireye olağandışı bir külfet yükler.
  • Uzun yargılama şikayetleri için komisyon yolu tüketilmelidir.

Bu karar, kamu idarelerinin özel mülkiyete konu taşınmazlara fiilen el atması neticesinde ortaya çıkan mülkiyet hakkı ihlallerini ve bu ihlallerin giderilmesi amacıyla ödenen tazminatların zaman içindeki ekonomik değerinin korunması gerekliliğini hukuki bir zemine oturtmaktadır. Anayasa Mahkemesi, idarenin usulüne uygun bir kamulaştırma kararı olmaksızın vatandaşın mülküne el koymasının yalnızca şeklî bir hata olmadığını, mülkiyet hakkının özüne dokunan kanunsuz bir müdahale olduğunu kesin bir dille ifade etmiştir. Ayrıca, mülkiyet hakkı ihlal edilen kişilere ödenmesine hükmedilen tazminatların yıllar süren davalar ve enflasyonist baskılar altında erimesine göz yumulmasının, ihlali gidermek bir yana, yeni bir mağduriyet yarattığı kabul edilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi oldukça güçlü ve yönlendiricidir. İdarelerin hukuka aykırı el atmaları neticesinde açılan davalarda mahkemelerin sadece tazminat bedelini belirlemekle kalmayıp bu bedelin hak sahibinin eline geçtiği andaki alım gücünü de koruyacak mekanizmaları işletmeleri gerektiği içtihat hâline gelmiştir. Tazminatların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybetmesi, kişilere kamu külfeti karşısında katlanılamaz bir yük getirdiği için yeniden yargılama sebebi sayılmaktadır. Öte yandan makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik şikâyetlerde, yasal mevzuatta yapılan son güncellemelerle kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun olağan ve tüketilmesi zorunlu bir adım olduğu netleştirilmiştir. Bu karar, hem vatandaşların mülkiyet hakkının ekonomik dalgalanmalara karşı korunması hem de idari başvuru yollarının usulüne uygun tüketilmesi hususlarında mahkemelere ve uygulayıcılara kesin bir rehber niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Cemil Öner ve dosyaları bu başvuru altında birleştirilen diğer kişiler, kendilerine ait olan çeşitli taşınmazlara idare tarafından resmî ve hukuka uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması sebebiyle büyük bir mağduriyet yaşamıştır. İdarenin herhangi bir bedel ödemeden ve hukuki usulleri işletmeden arazilerini kullanıma alması üzerine başvurucular, haklarını aramak amacıyla tazminat davaları açmıştır.

Söz konusu davalar yıllarca sürmüş ve yargılamalar sonucunda başvuruculara bir miktar kamulaştırmasız el atma tazminatı ödenmesine karar verilmiştir. Ancak dava süreçlerinin çok uzun sürmesi nedeniyle, mahkemeler tarafından haklı bulunarak kendilerine ödenmesine karar verilen tazminat bedelleri, geçen uzun zaman ve yüksek enflasyon nedeniyle ciddi şekilde değer kaybetmiştir. Başvurucular, hem idarenin taşınmazlarına haksız şekilde el koyduğunu hem kazandıkları tazminatların enflasyon karşısında eriyerek gerçek değerini yitirdiğini hem de açtıkları davaların çok uzun sürdüğünü belirterek mülkiyet hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı karara bağlarken mülkiyet hakkını güvence altına alan anayasal ilkeleri ve kamulaştırma hukukunun emredici yasal düzenlemelerini esas almıştır. Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri uyarınca, kişilerin özel mülkiyetinde bulunan bir taşınmaza devlet veya kamu tüzel kişileri tarafından müdahale edilebilmesi için kamu yararının bulunması ve kanuni usullere riayet edilmesi mutlak bir zorunluluktur. İdarenin, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerinde öngörülen idari ve hukuki süreçleri işletmeksizin özel mülkiyete fiilen veya hukuken el atması, kanunilik ilkesini ihlal eden keyfî bir uygulama olarak kabul edilmektedir.

Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, mülkiyet hakkına yapılan hukuka aykırı müdahalelerin tazmini amacıyla açılan davalarda, bireylere ödenecek olan bedelin tespit edildiği tarih ile fiilen ödendiği tarih arasında geçen sürede enflasyon nedeniyle oluşan ekonomik kayıp da idarenin sorumluluğundadır. Kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma bedellerinin enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesi, bireylere şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemekte olup, müdahalenin ölçülülük ilkesine aykırı düşmesine ve kamu yararı ile birey yararı arasındaki adil dengenin kişi aleyhine bozulmasına yol açmaktadır.

Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmamasına ilişkin iddialar bakımından ise güncel usul kuralları devreye girmektedir. 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'a eklenen geçici 2. madde ve 7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler ışığında, makul sürede yargılanma hakkının ihlaline dair iddialar için öncelikle Tazminat Komisyonuna başvurulması gerekmektedir. İkincillik ilkesi uyarınca, yasayla kurulan ve yeterli giderim sağlama kapasitesi bulunan bu komisyona gidilmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılan başvurular, idari yolların tüketilmemesi kuralı gereği incelenememektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların taşınmazlarına idarece yapılan kamulaştırmasız el atma fiillerini incelemiş ve bu eylemlerin hiçbir yasal dayanağı bulunmadığını tespit etmiştir. İdarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen usullere uymaksızın özel mülke fiilen el koyması, mülkiyet hakkına yapılan ve kanunilik ilkesini ağır biçimde ihlal eden bir müdahaledir. Mahkeme, idarenin yasal çerçeve dışında hareket ederek mülkiyet hakkını ihlal etmesinin demokratik bir hukuk devletinde kabul edilemeyeceğini vurgulamış ve bu bağlamda mülkiyet hakkının doğrudan ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

Bununla birlikte Mahkeme, başvurucular lehine hükmedilen kamulaştırmasız el atma tazminatlarının ödenme sürecini de titizlikle değerlendirmiştir. Tazminat bedellerinin belirlenmesi ile başvuruculara ödenmesi arasında geçen uzun süre zarfında enflasyon oranlarındaki büyük artışların dikkate alınmadığı ve bu bedellerin alım gücü yönünden ciddi bir değer kaybına uğratılarak ödendiği saptanmıştır. Bu durumun, idarenin haksız eylemi karşısında zaten mağdur olan mülk sahiplerine, katlanılması zor ve tamamen orantısız ek bir yük getirdiği belirlenmiştir. Dolayısıyla mülkiyet hakkının korunması bağlamında hedeflenen ölçülülük ilkesinin ve idare ile birey arasındaki adil dengenin başvurucular aleyhine açıkça bozulduğu tespit edilmiştir.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetler incelendiğinde ise Anayasa Mahkemesi, yasal düzenlemelerle kurulan ve tam da bu tür gecikme şikâyetlerini hızlıca değerlendirmekle görevli olan Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının bulunduğuna dikkat çekmiştir. Başvurucuların yargılamaların uzamasından kaynaklanan mağduriyetlerinin telafisi için öncelikle söz konusu komisyona başvurmaları gerekirken bu yolu atlayarak doğrudan bireysel başvuru yolunu tercih etmeleri, başvuru yollarının tüketilmemesi kuralına aykırılık teşkil etmiştir. Bu nedenle makul süre şikâyetleri esastan incelenmemiştir. Mahkeme, mülkiyet hakkı ihlalinin bir kısmının manevi olarak giderilebilmesi için manevi tazminata; bedellerin enflasyon karşısında değer kaybetmesine ilişkin ihlalin giderilebilmesi için ise yargılamanın yenilenmesi gerektiğine kanaat getirmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, taşınmazlara kamulaştırmasız el atılması ve hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması talebiyle başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: