Karar Bülteni
AYM Evliya Öner BN. 2022/93867
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/93867 |
| Karar Tarihi | 05.02.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Mülkiyet hakkına müdahale kanunilik şartını taşımalıdır.
- El atma davasında malik aleyhine gider hükmedilemez.
- Aleyhe vekâlet ücreti mülkiyet hakkına ölçüsüz müdahaledir.
Anayasa Mahkemesi bu kararında, idarenin özel mülkiyete konu taşınmaza yasal bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın fiilen el atmasını mülkiyet hakkına yönelik son derece ağır ve kanunsuz bir müdahale olarak nitelendirmiştir. Temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı anayasal düzende, devletin kendi koyduğu yasalara uymaksızın vatandaşın mülkiyetine müdahale etmesi hukuki güvenlik ilkesini temelden sarsmaktadır. Aynı zamanda, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat ve bedel davalarında, davanın doğası gereği malik aleyhine yargılama giderine ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete, adalete ve mülkiyet hakkının özüne aykırı olduğuna hükmetmiştir. Devletin idari eylemiyle vatandaşı mağdur edip, bu mağduriyeti gidermek için yargıya başvuran vatandaştan usul kurallarını gerekçe göstererek masraf talep etmesi, anayasal güvencelerin açık bir ihlali olarak kayda geçmiştir.
Bu karar, idarenin fiili veya hukuki el atma eylemlerine karşı vatandaşların açtığı bedel ile tazminat davalarında emsal teşkil eden son derece kritik ve yol gösterici bir içtihattır. Yargı mercilerinin kamulaştırmasız el atma dosyalarında, davacı konumundaki taşınmaz malikini sadece usuli nedenlerle yargılama gideri veya vekâlet ücreti ödemeye mahkûm etmesi uygulaması Anayasa Mahkemesi tarafından bir kez daha hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Bundan sonraki tüm uyuşmazlıklarda yerel mahkemelerin, istinaf ve temyiz mercilerinin, malik aleyhine yargılama gideri tayin ederken mülkiyet hakkının özünü zedelemeyecek şekilde karar vermeleri, devletin haksız eyleminden kaynaklanan külfeti vatandaşa yüklememeleri zorunlu hâle gelmiştir. Bu içtihat, idarenin mülkiyet hakkına saygı gösterme yükümlülüğünü yargısal boyutta da güçlü bir şekilde korumaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu Evliya Öner, kendisine ait taşınmaza idare tarafından herhangi bir hukuki kamulaştırma kararı alınmadan fiilen el atıldığını belirterek mahkemeye başvurmuştur. İdareye karşı açtığı kamulaştırmasız el atma davasında, idarenin usulsüz bir şekilde mülküne müdahale ettiğini ve bu nedenle ortaya çıkan maddi zararının taşınmazın gerçek bedeli üzerinden tazmin edilmesini talep etmiştir. Yerel mahkemede görülen davada başvurucunun mülküne kanunsuz bir şekilde el atıldığı tespit edilmiş olsa da, yargılama neticesinde mahkeme tarafından teknik ve usuli nedenlerle başvurucu aleyhine yargılama gideri ve karşı taraf olan idare lehine vekâlet ücreti ödenmesine hükmedilmiştir. Başvurucu, hem taşınmazına idarece haksız bir şekilde el atılmasından hem de kendi anayasal hakkını aramak için açtığı mecburi davada bir de kusurlu idareye yargılama gideri ile vekâlet ücreti ödemeye mahkûm edilmesinden şikâyetçi olmuş, mülkiyet hakkının ağır şekilde ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, özel mülkiyet hakkına yapılan kamu müdahalelerini hukuki açıdan incelerken öncelikle Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri ile bu hakların kullanımını düzenleyen 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerini esas almaktadır. Mülkiyet hakkı temel bir anayasal insan hakkı olup, bu hakka yönelik idari müdahalelerin mutlak surette belirli, öngörülebilir ve yasal bir dayanağının bulunması gerekmektedir. İdarenin kanuni prosedürleri izlemeden, kamu yararı kararı almadan ve bedelini peşin ödemeden özel mülkiyete müdahale etmesi, 2942 sayılı Kanun'da gösterilen emredici usul ve esaslara açık bir aykırılık teşkil etmektedir. Bu tür kanunsuz müdahaleler mülkiyet hakkının özüne dokunmaktadır.
Yerleşik yargısal içtihat prensiplerine göre, idarenin usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın taşınmaza fiilen veya hukuken el atması durumunda malik, kamulaştırmasız el atma davası açarak taşınmazın gerçek bedelinin kendisine ödenmesini talep etme hakkına sahiptir. Bu davalar, malikin kendi rızasıyla başlattığı olağan bir hukuki uyuşmazlık değil, doğrudan doğruya idarenin haksız ve anayasaya aykırı eyleminden kaynaklandığı için malikin mecbur kalarak içine çekildiği uyuşmazlıklardır. Bu mecburi hukuki süreç göz önüne alındığında, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarında, mülkiyet hakkı ihlal edilen malikin mahkeme kapılarında bir de yargılama gideri veya harç gibi maddi külfetler ödemek zorunda bırakılmasının mülkiyet hakkını ikinci kez ihlal ettiği, hukuki güvenlik ilkesini zedelediği kabul edilmiştir.
Özellikle adli yargı süreçlerinde uygulanan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında kural olarak yargılama giderleri ve vekâlet ücreti davada haksız çıkan tarafa yükletilse de, kamulaştırmasız el atma gibi son derece spesifik ve idarenin ağır kusuruna dayanan durumlarda malikin bu davayı açmaya bizzat idare tarafından mecbur bırakıldığı hassasiyetle göz önünde bulundurulmalıdır. İdarenin haksız ve kanunsuz işlemi nedeniyle dava açmak zorunda kalan vatandaşın, davanın belirli usuli nedenlerle kısmen reddedilmesi veya bilirkişi hesaplamalarındaki farklılıklar gibi teknik sebeplerle karşı taraf konumundaki idareye vekâlet ücreti ödemeye mahkûm edilmesi, mülkiyet hakkına yönelik açık, ölçüsüz ve kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahale olarak nitelendirilmektedir. Doktrinde de bu tür kamu hukukundan kaynaklanan haksız fiil niteliğindeki uyuşmazlıklarda, idarenin kusurundan doğan yargılama ve avukatlık yüklerinin hiçbir surette mağdur vatandaşa yansıtılmaması gerektiği, aksi hâlin hak arama hürriyetine ölçüsüz bir müdahale oluşturacağı kuvvetle vurgulanmaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, Evliya Öner'in bireysel başvurusunu incelerken öncelikle başvurucunun taşınmazına kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiili olarak el atılmasını anayasal boyutta değerlendirmiştir. Yüksek Mahkeme, idarenin kamu yararı amacıyla dahi olsa 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen hukuki usulleri, tebligatları ve değer tespiti adımlarını izlemeden özel mülkiyete müdahale etmesini, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına aldığı mülkiyet hakkına açık ve kanunsuz bir müdahale olarak nitelemiştir. Bu fiili el atma işleminin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığı, idarenin Anayasa ve kanunlara aykırı, keyfî şekilde hareket ettiği somut dosya kapsamında ve yerel mahkeme kararları ışığında bir kez daha kesin olarak teyit edilmiştir. Kanunilik ilkesinin ihlal edildiği bu durum, vatandaşın mülkü üzerindeki tasarruf yetkisini hukuka aykırı biçimde elinden almıştır.
İkinci ve kararın asıl çarpıcı olan tespiti ise, başvurucu tarafından idarenin haksız fiiline karşı açılan kamulaştırmasız el atma davasının sonucunda ortaya çıkan usuli külfetler, yani yargılama giderleri ve karşı taraf vekâlet ücreti ile ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, idarenin haksız ve hukuksuz fiili sonucunda mülkiyet hakkını savunmak ve zararını tazmin etmek için mecburi olarak yargı yoluna başvurmak zorunda kalan taşınmaz malikinin, davanın sonunda aleyhine yargılama giderine ve idare lehine vekâlet ücretine mahkûm edilmesini anayasal düzlemde sert bir dille eleştirmiştir. Daha önceki dönemlerde Yüksek Mahkeme tarafından verilen emsal kararlara açıkça atıf yapılarak, kamulaştırmasız el atma davalarında malik aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hiçbir haklı ve meşru kanuni dayanağının bulunmadığı vurgulanmıştır. Devletin kendi hatasından kaynaklanan bir davada, mağdur olan vatandaştan avukatlık ücreti talep etmesi hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Hakkı açıkça ihlal edilen, mülkiyet hakkı kısıtlanan ve taşınmazına kendi rızası ile bilgisi dışında el konulan malikin, hakkını ararken bir de yüklü mahkeme masrafları ve idarenin avukatlık ücreti ile ekonomik olarak cezalandırılması, Anayasa'nın 35. maddesinin sağladığı anayasal güvenceleri ve adalete erişimi tamamen işlevsiz hâle getirmektedir. Mahkeme, yaşanan bu çok yönlü hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için Van Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde yeniden yargılama yapılmasını hukuki bir zorunluluk olarak görmüş ve sadece yeniden yargılamanın dahi bu ağır psikolojik mağduriyeti telafi etmeye yetmeyeceğini belirterek başvurucuya manevi tazminat ödenmesinin de ölçülülük ilkesi gereği zorunlu olduğunu ifade etmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına ve başvurucuya 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.