Anasayfa Karar Bülteni AYM | Alican Erkap | BN. 2021/27339

Karar Bülteni

AYM Alican Erkap BN. 2021/27339

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/27339
Karar Tarihi 05.02.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Gerekçeli karar hakkı adil yargılanmanın temelidir.
  • Esaslı iddia ve itirazlar mahkemelerce karşılanmalıdır.
  • Mutat bankacılık işlemleri tek başına suç sayılamaz.
  • Örgüte yardım kastı somut delillerle ispatlanmalıdır.

Bu karar, ceza yargılamalarında mahkemelerin gerekçeli karar hakkına ne derece özen göstermesi gerektiğini ortaya koyan son derece önemli bir Anayasa Mahkemesi içtihadıdır. Kararda, silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında yargılanan sanığın, aleyhindeki delillere yönelik esasa etkili itirazlarının ilk derece ve kanun yolu mahkemelerince yeterince tartışılmaması adil yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirilmiştir. Özellikle Yargıtay içtihatlarıyla belirlenen mutat bankacılık işlemleri ile örgütsel talimatla yapılan işlemler arasındaki hukuki farkın derece mahkemelerince derinlemesine irdelenmemesi, hukuki denetimin eksik yapıldığını göstermektedir.

Benzer davalar açısından bu kararın emsal etkisi, özellikle Bank Asya hesap hareketleri gibi yargılamada belirleyici olabilen delillerin değerlendirilmesinde mahkemelere düşen yükümlülükleri netleştirmesidir. Mahkemeler, sanığın eylemlerini rutin bir bankacılık faaliyeti olarak mı yoksa örgüte yardım kastıyla talimat üzerine mi yaptığını yeterli, ilgili ve kişiselleştirilmiş bir gerekçeyle ortaya koymak zorundadır. Aksi takdirde, savunmanın davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki itirazlarının cevapsız bırakılması, adil yargılanma hakkı ihlallerinin doğmasına ve ihlal kararlarına yol açmaktadır. Bu durum, yargılama pratiğinde savunma hakkına ve gerekçe yükümlülüğüne daha sıkı riayet edilmesini zorunlu kılmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Öğretmen olarak görev yapan başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturmaları kapsamında gözaltına alınarak tutuklanmış ve hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dava açılmıştır. Yargılama sonucunda, başvurucunun Bank Asya'daki hesap hareketleri, çalıştığı kurumların örgütle bağlantılı olması, evinde ele geçirilen kitaplar ve aleyhindeki tanık beyanları gerekçe gösterilerek hapis cezasına çarptırılmıştır. Başvurucu, bankadaki işlemlerinin talimatla yapılmadığını, bunların rutin bankacılık işlemleri olduğunu ve aleyhindeki tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını belirterek karara itiraz etmiştir. İstinaf ve temyiz süreçlerinde de bu esaslı itirazlarının karşılanmadığını ve mahkûmiyet gerekçesinin yetersiz olduğunu savunan başvurucu, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkını ve bu hakkın temel unsurlarından olan gerekçeli karar hakkını incelemiştir. Anayasa m. 141 uyarınca, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur.

Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı yanıt verilmesini gerektirmese de, davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddia ve itirazların makul bir gerekçe ile karşılanmasını zorunlu kılar. Kanun yolu mercilerinin de, ilk derece mahkemesince karşılanmayan veya kanun yolunda ileri sürülen esaslı iddiaları değerlendirmemesi bu hakkın ihlaline yol açar.

Somut olayda öne çıkan diğer bir temel kural ise Yargıtayın yerleşik içtihatlarında belirlediği FETÖ/PDY üyeliği ve bankacılık işlemlerine yönelik kriterlerdir. Yargıtay kararlarına göre, Bank Asya'da gerçekleştirilen mutat hesap hareketleri tek başına örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemez. Örgüt liderinin talimatı üzerine, örgütün amacına hizmet eden ve bilerek, isteyerek örgüte yardım kastıyla yapılan işlemlerin suç delili olarak kabul edilebilmesi için sanığın kastını ortaya koyan yeterli delilin bulunması gerekmektedir. Mahkemelerin, sanığın banka işlemlerinin bu talimat doğrultusunda yapılıp yapılmadığını somut verilerle ve ayrıntılı gerekçelerle ortaya koyması hukuki bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun yargılandığı davada derece mahkemesi tarafından verilen mahkûmiyet kararını ve bu kararın gerekçesini titizlikle incelemiştir. Mahkeme kararında, başvurucunun Bank Asya'daki hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatı doğrultusunda yapıldığı, örgüte ait okullarda örgüt içi tayin kapsamında çalıştığı ve aleyhindeki tanık beyanları gibi hususların mahkûmiyete esas alındığı görülmüştür. Ancak Anayasa Mahkemesi, Yargıtay içtihatlarında açıkça belirtildiği üzere, başvurucunun bankacılık işlemlerinin mutat işlemler mi yoksa örgüte yardım kastıyla mı yapıldığı hususunda mahkemenin yeterli ve kişiselleştirilmiş bir değerlendirme yapmadığını tespit etmiştir.

Ayrıca, mahkûmiyete esas alınan delillerden olan örgüte ait okulda örgüt içi tayin kapsamında çalışma iddiasına yönelik olarak, başvuru dosyasında tanıkların bu yönde net bir beyanının bulunmadığı, mahkemenin hangi delile dayanarak bu sonuca ulaştığının gerekçeli kararda açıklanmadığı saptanmıştır. Başvurucu, yargılama boyunca söz konusu bankacılık işlemlerinin rutin işlemler olduğunu ve tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını defalarca dile getirmiş; ancak bu esaslı savunmalar mahkeme tarafından ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanmamıştır. İstinaf ve temyiz mercilerinin de bu eksikliği gidermediği, başvurucunun davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki itirazlarının havada kaldığı belirlenmiştir. Bu durum, başvurucunun adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan gerekçeli karar hakkını zedelemiştir. Diğer yandan başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik şikâyeti mükerrer başvuru olması sebebiyle reddedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: