Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Nurettin Cantürk | BN. 2022/72938

Karar Bülteni

AYM Nurettin Cantürk BN. 2022/72938

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/72938
Karar Tarihi 23.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Tazminatın enflasyon karşısında eritilmesi mülkiyet hakkı ihlalidir.
  • Makul süre şikâyetlerinde komisyona başvuru yolu tüketilmelidir.

Anayasa Mahkemesinin bu kararı, kamu gücünü elinde bulunduran idarelerin bireylerin özel mülkiyetine hukuka aykırı şekilde müdahale etmesinin ve bu müdahale sonucunda ödenmesi gereken tazminatın yüksek enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasının yarattığı ağır ihlalleri net bir biçimde ortaya koymaktadır. Karar hukuken, devletin mülkiyet hakkına ancak ve ancak kanunla öngörülen usulüne uygun bir kamulaştırma işlemiyle müdahale edebileceğini; fiilî ve keyfî el atmaların anayasal güvenceleri tamamen bertaraf ettiğini teyit etmektedir. Bununla birlikte, idari uyuşmazlıklarda uzun süren yargılamalar sonucunda hükmedilen kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında erimesine göz yumulmasının, mülk sahibine orantısız ve katlanılamaz aşırı bir külfet yüklediği gerçeği altı çizilerek pekiştirilmiştir.

Benzer davalarda emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar, idarenin usulsüz eylemlerinden kaynaklanan tazminat davaları için son derece bağlayıcı bir standart belirlemektedir. İdarelerin, mülkiyet hakkına haksız müdahalelerinin yanı sıra, yargısal süreçlerde enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını telafi edecek adil hesaplama mekanizmalarını işletmesi gerektiği uyarısı yapılmaktadır. Hak sahiplerine ödenecek bedellerin sadece rakamsal bir değerden ibaret olamayacağı, paranın alım gücündeki düşüşün de mutlaka giderim kapsamına alınması gerektiği içtihat hâline getirilmiştir. Ayrıca makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik şikâyetlerde, yasal mevzuatta yer alan güncel düzenlemeler uyarınca öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna başvurulması gerektiği, bu yol tüketilmeden anayasal denetim mekanizmasına gelinemeyeceği ilkesi bir kez daha vurgulanarak bireysel başvuru yolunun ikincilliği kuralının altı kuvvetle çizilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Nurettin Cantürk, tarafına ait taşınmaza idare tarafından herhangi bir kamulaştırma kararı veya işlemi yapılmaksızın fiilen el atıldığını belirterek, bu hukuka aykırı uygulamanın doğrudan mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Taşınmazına fiilen el atılması sebebiyle zarara uğrayan başvurucu, idare aleyhine tazminat talepli dava açmıştır. Açılan dava sonucunda yerel mahkemece başvurucu lehine bir kamulaştırmasız el atma tazminatına hükmedilmiş olmakla birlikte, yargılama ve ödeme sürecinin çok uzun sürmesi sebebiyle hükmedilen bu tazminat miktarının yüksek enflasyon karşısında eridiği ve alım gücü bakımından gerçek değerini tamamen kaybettiği belirtilmiştir.

Başvurucu, enflasyon karşısında meydana gelen bu dramatik değer kaybının mülkiyet hakkına telafisi imkânsız ölçüde zarar verdiğini iddia etmiştir. Uyuşmazlığın bir diğer boyutu ise davanın yargılama aşamalarının gereğinden fazla uzaması ve yerel mahkemenin gerekçeli kararı yasal süresi içinde yazmamasıdır. Bu gecikmelerin de adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma hakkını açıkça ihlal ettiği öne sürülmüştür. Başvurucu, idarenin usulsüz el atma eylemi, ödenen tazminatın enflasyon karşısında pula dönmesi ve yargılamanın yıllarca sürmesi sebepleriyle uğradığı mağduriyetin giderilmesi için Anayasa Mahkemesi önüne gelmiş; mülkiyet hakkı ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespitini, ayrıca tarafına maddi ve manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında güvence altına alınan mülkiyet hakkının doğasını ile Anayasa'nın 13. ve 46. maddeleri çerçevesindeki temel sınırlandırma ve kamulaştırma ilkelerini esas almıştır. Mülkiyet hakkına yapılacak her türlü müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunması, meşru bir amaca hizmet etmesi ve ölçülülük ilkesine riayet etmesi anayasal bir zorunluluktur. Kamulaştırmasız el atma eylemleri, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen hukuki usul ve esaslara hiçbir şekilde uyulmaksızın gerçekleştirildiği için, mülkiyet hakkına yapılan söz konusu fiilî müdahalenin doğrudan doğruya kanunilik ilkesini ihlal ettiği yerleşik içtihat prensipleri ile kabul edilmektedir.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihat prensiplerine göre, mülkiyet hakkının etkin bir biçimde korunması sadece taşınmaza bedel biçilmesi ve bu bedelin ödenmesine karar verilmesiyle sınırlı değildir; kişiye ödenecek bedelin o taşınmazın gerçek karşılığı olması ve değerini yitirmemesi gerekir. Özellikle enflasyon oranlarının yüksek olduğu ekonomik iklimlerde, idarenin haksız ve hukuka aykırı eylemi nedeniyle hükmedilen tazminatların uzun yargılama süreçleri sonunda ödenmesi yahut değer kaybına uğratılarak eksik ödenmesi, söz konusu paranın alım gücünün ciddi şekilde düşmesine yol açmaktadır. Bu durum, bireye kamu külfetleri karşısında şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir yük bindirmekte ve mülkiyet hakkının ölçülülük ilkesi bağlamında ağır bir biçimde ihlal edilmesi sonucunu doğurmaktadır.

Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddiaların hukuki çözümünde ise usul kuralları ön plana çıkmaktadır. 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un geçici 2. maddesinde ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile yapılan güncel yasal değişiklikler çerçevesinde yeni bir hukuki yol ihdas edilmiştir. Bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereği, derdest yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığına dair şikâyetlerde doğrudan Anayasa Mahkemesine gelmeden önce, kurulan özel Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesi hukuki bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayın gerçeklerini incelediğinde, başvurucuya ait taşınmaza idare tarafından yasal bir kamulaştırma işlemi olmaksızın el atıldığını ve bu fiilî eylemin mülkiyet hakkının dayandığı anayasal kanunilik ilkesini açık ve net bir biçimde ihlal ettiğini saptamıştır. İdarenin, kanunlarda detaylıca gösterilen usullere riayet etmeden bireylerin özel mülkiyetine müdahale etmesinin hiçbir hukuki, demokratik veya meşru dayanağı bulunmadığı vurgulanmıştır. Bununla birlikte, bu haksız el atma eylemi nedeniyle derece mahkemelerinde açılan dava sonucunda başvurucu lehine hükmedilen kamulaştırmasız el atma tazminatının, aradan geçen uzun zaman ve yüksek enflasyon koşulları karşısında ciddi bir değer kaybına uğratıldığı da ayrıca tespit edilmiştir. Yüksek Mahkeme, idarece ödenmesi gereken bedelin enflasyon karşısında eritilmesinin, başvurucunun üzerine haksız, orantısız, aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini; dolayısıyla mülkiyet hakkının hem idarenin usulsüz el atması hem de tazminatın ekonomik değerini yitirmesi sebepleriyle iki ayrı boyutta ihlal edildiğini karara bağlamıştır.

Öte yandan, başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve gerekçeli kararın süresinde yazılmadığına yönelik usule ilişkin şikâyeti açısından yapılan incelemede, anayasal yargı sistemindeki mevcut olağan başvuru yolları dikkate alınmıştır. Yasal mevzuatta yapılan son düzenlemeler ve Anayasa Mahkemesinin istikrar kazanmış içtihadı uyarınca, devam eden veya kesinleşen yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığına dair iddiaların, öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesinde teşkil edilen Tazminat Komisyonuna götürülmesi ve bu idari-yargısal yolun usulünce işletilmesi gerekmektedir. Başvurucunun, ihdas edilen bu olağan hukuki başvuru yolunu tüketmeden ve doğrudan bireysel başvuru mekanizmasını çalıştırarak Anayasa Mahkemesine geldiği anlaşıldığından, davanın uzamasına ve makul sürede yargılanma hakkına yönelik şikâyet başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

Hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla, mülkiyet hakkına yapılan hukuka aykırı müdahalelerin ve değer kaybının telafisi için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Espiye Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinde üstün hukuki yarar ve yasal zorunluluk bulunduğu kanaatine varılmıştır. Anayasa Mahkemesi ayrıca, yıllarca süren mülkiyet uyuşmazlığı ve haksız idari eylemler nedeniyle başvurucunun yaşadığı derin manevi tahribatın, eski hâle getirme kuralı çerçevesinde tazminat yoluyla dengelenmesi gerektiğine işaret etmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma ve tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve makul süre şikayetinin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna hükmederek ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar verip başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: