Anasayfa Karar Bülteni AYM | Halime Demir ve Diğerleri | BN. 2023/100234

Karar Bülteni

AYM Halime Demir ve Diğerleri BN. 2023/100234

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2023/100234
Karar Tarihi 18.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Tazminatın enflasyona ezdirilmesi mülkiyet hakkını zedeler.
  • Makul süre şikayetlerinde komisyon yolu tüketilmelidir.
  • Tazminatın değer kaybı kişiye aşırı külfet oluşturur.

Bu karar, idarelerin vatandaşlara ait taşınmazlara hukuka uygun bir işlem yapmaksızın fiilen veya hukuken el atması durumunda ortaya çıkan mağduriyetlerin ve bu mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla ödenen tazminatların enflasyon karşısında erimesinin mülkiyet hakkı ihlali sayılacağını bir kez daha net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının etkin bir şekilde korunabilmesi için yalnızca şeklen bir tazminat ödenmesini yeterli bulmamış, aynı zamanda ödenen bedelin alım gücünün de korunması gerektiğinin altını çizmiştir. Kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılarak ödenmesi, vatandaşlar üzerinde şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yaratmakta ve kamu ile birey arasındaki adil dengeyi bozmaktadır.

Kararın emsal etkisi, benzer şekilde kamulaştırmasız el atma davaları devam eden veya kesinleşip ödeme aşamasında enflasyon nedeniyle mağdur olan çok sayıda mülk sahibi için büyük bir hukuki güvence oluşturmaktadır. Derece mahkemelerinin, bedel tespiti ve ödeme süreçlerinde enflasyonist etkileri dikkate almaları gerektiği yerleşik bir içtihat hâline gelmiştir. Öte yandan, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyetlerde doğrudan Anayasa Mahkemesine gelinmesi yerine, yasal düzenlemelerle kurulan Tazminat Komisyonu yolunun tüketilmesi gerektiği ilkesi de usul hukuku bakımından önem taşımaktadır. Bu yönüyle karar, hem mülkiyet hakkının maddi boyutunu güçlendirmekte hem de adil yargılanma şikâyetlerindeki usuli süreci netleştirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, mülk sahibi olan başvurucuların taşınmazlarına idare tarafından hukuka uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın doğrudan el atılması üzerine başlamıştır. Başvurucular, taşınmazlarına haksız yere müdahale edildiği gerekçesiyle idareye karşı dava açarak tazminat talebinde bulunmuşlardır. Ancak, mahkeme süreci sonucunda lehlerine hükmedilen tazminat bedelleri uzun süren yargılamalar ve ödeme süreçlerindeki gecikmeler nedeniyle enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybına uğramıştır.

Başvurucular, hem taşınmazlarına kamulaştırma yapılmaksızın el atılmasının hukuka aykırı olduğunu hem de kendilerine ödenmesine karar verilen tazminatın enflasyon karşısında erimesinin mülkiyet haklarını derinden zedelediğini belirtmişlerdir. Aynı zamanda, yargılama sürecinin çok uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini savunarak yaşadıkları mağduriyetlerinin giderilmesi ve anayasal haklarının koruma altına alınması amacıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu tür uyuşmazlıklarda Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerini temel almaktadır. 2942 sayılı Kanun, kamu yararı gerektiren durumlarda özel mülkiyete konu taşınmazların devlet tarafından nasıl kamulaştırılacağını ve bedellerinin nasıl ödeneceğini kesin kurallara bağlamıştır. İdarelerin, bu kanunda belirtilen usul ve esaslara uymaksızın özel mülkiyete müdahale etmesi "kamulaştırmasız el atma" olarak nitelendirilmekte olup bu durum, mülkiyet hakkına yönelik açık bir anayasal ihlal olarak kabul edilmektedir.

Bunun yanı sıra, mülkiyet hakkının korunması yalnızca müdahalenin önlenmesiyle sınırlı değildir; müdahale sonucunda ortaya çıkan zararın telafi edilmesi de anayasal bir zorunluluktur. Anayasa Mahkemesinin Ali Şimşek ve diğerleri ile Şevket Karataş gibi yerleşik emsal kararlarında vurgulandığı üzere, kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesi, mülk sahibine şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Bu ağır külfet, idare ile birey arasında korunması gereken adil dengeyi bozmaktadır.

Öte yandan yargılamaların uzun sürmesine ilişkin adil yargılanma hakkı şikâyetlerinde, 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun devreye girmektedir. 7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, derdest olan makul sürede yargılanma şikâyetlerinin öncelikle Tazminat Komisyonu tarafından incelenmesi yasal bir zorunluluk hâline getirilmiştir. Bu kural, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmadan önce idari ve yargısal yolların tamamen tüketilmesini şart koşan ikincillik ilkesinin doğrudan bir yansımasıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruda öncelikle başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahaleleri incelemiştir. İdarenin, başvuruculara ait taşınmazlara usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapmadan doğrudan el atması, Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri ile kanuni gerekliliklere tamamen aykırı bulunmuştur. Yüksek Mahkeme, idarenin bu keyfî tutumunun kanunilik ilkesini derinden zedelediğini açıkça belirtmiş ve söz konusu müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olduğuna hükmetmiştir.

İkinci olarak, yargılama süreci sonucunda başvurucular lehine hükmedilen kamulaştırmasız el atma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybetmesi meselesi değerlendirilmiştir. Yüksek Mahkeme, tazminatların değer kaybına uğratılmasının başvurucular üzerinde olağan dışı ve aşırı bir külfet oluşturduğunu tespit etmiştir. Tazminatın gerçek ekonomik değerini yansıtacak şekilde zamanında ödenmemesi nedeniyle, kamulaştırmasız el atma işlemlerinden kaynaklanan zararın tam ve adil olarak giderilemediği anlaşılmıştır.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetler açısından ise usule ilişkin bir inceleme gerçekleştirilmiştir. İlgili yasal düzenlemeler ve Veysi Ado emsal kararı gereğince, bu tür şikâyetler için öncelikle Adalet Bakanlığı nezdinde kurulan Tazminat Komisyonuna başvurulması gerekmektedir. Başvurucuların bu hukuki yolu tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine gelmeleri nedeniyle, bu şikâyet yönünden kabul edilemezlik kararı verilmesi uygun görülmüştür.

Hak ihlallerinin ortadan kaldırılması amacıyla, mülkiyet hakkının ihlali bakımından yeniden yargılama yapılmasında mutlak bir hukuki yarar bulunmuştur. Ayrıca, uğranılan manevi zararların giderilmesi maksadıyla başvuruculara manevi tazminat ödenmesi kararlaştırılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma ve bedelin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine, makul sürede yargılanma hakkı şikayetinin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, yeniden yargılama yapılmasına ve başvuruculara net 30.000 TL manevi tazminatın müştereken ödenmesi yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: