Karar Bülteni
AYM Sabri Bahceci BN. 2021/43275
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/43275 |
| Karar Tarihi | 04.02.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Mülkiyet hakkına müdahale kanunilik şartını taşımalıdır.
- Müdahale kamulaştırma usullerine uygun olarak yapılmalıdır.
Bu karar, idarenin usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın kişilerin taşınmazlarına fiilen el atmasının mülkiyet hakkına yönelik ağır bir müdahale olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının korunması noktasında kanunilik ilkesinin ne derece kritik bir öneme sahip olduğunu bu ihlal kararıyla bir kez daha güçlü biçimde teyit etmiştir. İdarenin tek taraflı gücünü kullanarak bireylerin temel haklarını usulsüzce sınırlandırması hukuken kabul edilemez bir fiil olarak nitelendirilmiştir.
Karar, idarenin eylemlerinin Anayasa ve yasal mevzuat sınırları içinde kalması gerektiği yönündeki temel hukuk devleti prensibini pekiştirmektedir. Kanunda belirtilen usullere uyulmadan gerçekleştirilen fiili el atmaların hukuki bir dayanağı olamayacağı ve mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkını doğrudan zedelediği vurgulanmıştır. İdarenin kanuni sınırları aşan eylemlerinin her koşulda sıkı bir yargısal denetime tabi tutulacağı net bir dille belirtilmiştir.
Benzer uyuşmazlıklar açısından bu karar, kamulaştırmasız el atma mağduru olan vatandaşların hak arama süreçlerinde önemli bir emsal niteliği taşımaktadır. İdarenin keyfi uygulamalarının önüne geçilmesi, idari istikrarın yasal sınırlar dâhilinde sağlanması ve mülkiyet hakkının güvence altına alınması bakımından, mahkemelerin bu yöndeki talepleri daha titizlikle değerlendirmesine katkı sağlayacaktır. Kanunsuz müdahalelere karşı tazminat yolunun etkin şekilde işletilmesi hak kayıplarının giderilmesi bakımından son derece önemlidir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu Sabri Bahceci, kendisine ait olan taşınmaza idare tarafından herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın el atıldığını belirterek yargı yoluna başvurmuştur. Olayın temelinde, idarenin yasal bir kamulaştırma kararı olmaksızın veya herhangi bir kamulaştırma bedeli ödemeksizin özel mülkiyete konu bir taşınmazı fiilen kullanmaya başlaması ve malikin bu taşınmaz üzerindeki temel mülkiyet haklarını doğrudan engellemesi yatmaktadır. Başvurucu, mülkiyet hakkının özüne dokunan bu haksız müdahale nedeniyle manevi açıdan mağduriyet yaşadığını ileri sürerek mülkiyet hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini ve oluşan zararlarının giderilmesini talep etmiştir. Uyuşmazlık, idarenin fiili eyleminin yasal usullere ve Anayasal mülkiyet güvencelerine uygun olup olmadığı noktasında toplanmakta olup, başvurucu uğradığı manevi zararın tazminine karar verilmesi talebiyle bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atma iddialarını incelerken öncelikle Anayasa'nın ve ilgili kanunların mülkiyet hakkına ilişkin koruyucu hükümlerini esas almaktadır. Bu kapsamda, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca idarenin özel mülkiyete konu bir taşınmaza el atabilmesi için öncelikle usulüne uygun bir kamulaştırma kararı alması ve taşınmazın gerçek karşılığını peşin olarak ödemesi gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi yerleşik içtihatlarında, mülkiyet hakkına yapılacak her türlü müdahalenin anayasal usul ve esaslara uygun olması gerektiğini vurgulamaktadır.
Anayasa m.35 uyarınca herkes mülkiyet hakkına sahiptir ve bu hak ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Anayasa m.46 ise kamulaştırmanın temel şartlarını belirlemekte, devletin kamu yararının gerektirdiği hâllerde özel mülkiyette bulunan taşınmazları, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla kamulaştırmaya yetkili olduğunu kesin bir kurala bağlamaktadır.
Mahkeme, mevcut uyuşmazlığı incelerken yerleşik içtihatlarında belirlenen anayasal ilkeleri tatbik etmiştir. Bu ilkelere göre, idarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen usullere uymadan, doğrudan fiili bir işlemle taşınmaza el atması, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin hukuki temelden yoksun kalması anlamına gelmektedir. Kanuni bir dayanağı bulunmayan bu tür fiili el atma işlemleri, demokratik bir hukuk devletinde mülkiyet hakkının en temel güvencesi olan kanunilik ilkesini açıkça ihlal etmektedir. Bu kurallar bütünü, idarenin keyfi mülkiyet kısıtlamalarına karşı bireyin korunmasını amaçlamakta ve mülkiyete ancak kanuna dayanan meşru müdahalelerle dokunulabileceğini göstermektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olaya ilişkin incelemesinde ilk olarak başvurucunun yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğunu tespit etmiş ve geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin bu giderleri karşılayamayacağı anlaşıldığından adli yardım talebini kabul etmiştir. Esas yönünden yapılan değerlendirmede ise, başvurucuya ait taşınmaza idare tarafından fiilen el atıldığı olgusu üzerinde durulmuştur.
Mahkeme, başvurucunun taşınmazına yönelik bu müdahalenin, idare tarafından anayasal ve yasal çerçevede önceden alınmış geçerli bir kamulaştırma kararına dayanmadığını saptamıştır. Başvurucunun mülkiyetinde bulunan taşınmaza yapılan bu fiili el atmanın, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında öngörülen resmi usullere hiçbir şekilde uymadığı görülmüştür. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, idarenin usulüne uygun bir işlem tesis etmeksizin gerçekleştirdiği bu tür müdahaleler, kanunilik şartını taşımamaktadır.
Somut olayda, Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerinin öngördüğü güvencelerin idare tarafından tamamen göz ardı edildiği ve idarenin eyleminin kanunilik ilkesiyle kesinlikle bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır. Tespit edilen bu hukuka aykırılık durumu karşısında, fiili bir eylem söz konusu olduğundan ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmadığı değerlendirilmiştir. Mahkeme, ortaya çıkan manevi mağduriyetin ve ihlalin sonuçlarının bütünüyle giderilebilmesi için eski hâle getirme kuralı çerçevesinde etkin bir giderim yolu olarak doğrudan tazminat ödenmesinin uygun ve yeterli olacağına kanaat getirmiştir. Bu bağlamda, başvurucunun mülkiyetine haksız yere müdahale edilmesi nedeniyle uğradığı manevi zararların karşılığı olarak kendisine net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir ve başvuruyu kabul etmiştir.