Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Ahmet Kurt ve Diğerleri Kararı 2023/43375 B.

Anayasa Mahkemesi Ahmet Kurt ve Diğerleri Kararı 2023/43375 B.

Bu karar hukuken, idarenin usulüne uygun bir yasal kamulaştırma işlemi yapmaksızın vatandaşın mülkiyetine fiilen el atmasının anayasal güvencelerin açık bir ihlali olduğunu bir kez daha teyit etmektedir. Aynı zamanda, kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülk sahiplerine ödenmesine hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybetmesine göz yumulmasının da adil dengeyi bozduğu vurgulanmaktadır. Karar, devletin mülkiyet hakkına müdahale ederken kanunilik ilkesine sıkı sıkıya uymak zorunda olduğunu ve tazminat süreçlerinin bireyleri enflasyonist ortamda ekonomik olarak mağdur etmeyecek şekilde gecikmeksizin yürütülmesi gerektiğini hukuki bir zorunluluk olarak ortaya koymaktadır.
search

Anayasa Mahkemesi
Ahmet Kurt ve Diğerleri Kararı 2023/43375 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2023/43375
Karar Tarihi 17.07.2025
Taraf Ahmet Kurt ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını ihlal eder.
Enflasyon karşısında eriyen tazminat ölçülülük ilkesine aykırıdır.
Değer kaybı mülk sahibine aşırı külfet yükler.

Bu karar hukuken, idarenin usulüne uygun bir yasal kamulaştırma işlemi yapmaksızın vatandaşın mülkiyetine fiilen el atmasının anayasal güvencelerin açık bir ihlali olduğunu bir kez daha teyit etmektedir. Aynı zamanda, kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülk sahiplerine ödenmesine hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybetmesine göz yumulmasının da adil dengeyi bozduğu vurgulanmaktadır. Karar, devletin mülkiyet hakkına müdahale ederken kanunilik ilkesine sıkı sıkıya uymak zorunda olduğunu ve tazminat süreçlerinin bireyleri enflasyonist ortamda ekonomik olarak mağdur etmeyecek şekilde gecikmeksizin yürütülmesi gerektiğini hukuki bir zorunluluk olarak ortaya koymaktadır.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi oldukça büyüktür. Özellikle uzun süren yargılamalar ve idari ödeme süreçleri sonucunda reel değerini kaybeden tazminat alacakları için vatandaşlara güçlü bir anayasal koruma kalkanı sağlamaktadır. İdarelerin ve derece mahkemelerinin, ödemelerdeki gecikmeler nedeniyle ortaya çıkan değer kayıplarını telafi edecek adil hesaplama mekanizmalarını işletmeleri gerektiği yönünde bağlayıcı bir yaklaşım ortaya konulmuştur. Bu sayede, mülk sahiplerinin kamusal eylemler ve ekonomik dalgalanmalar altında ezilmesinin ve mülksüzleştirilmesinin engellenmesi amaçlanmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular Ahmet Kurt ve diğer hak sahipleri, kendilerine ait olan taşınmazlara idare tarafından herhangi bir yasal kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması üzerine devlet makamlarına karşı hukuki yollara başvurmuşlardır. Dava süreçlerinde yaşanan bu mağduriyetin giderilmesi için yargı makamları tarafından başvurucular lehine belirli miktarlarda tazminatlara hükmedilmiştir. Ancak yargılama ve idari ödeme süreçlerinin uzun sürmesi neticesinde, kendilerine ödenmesine karar verilen tazminat tutarları yüksek enflasyon karşısında ciddi oranda erimiş ve reel satın alma gücünü kaybetmiştir. Başvurucular, hem mülklerinin bedeli ödenmeden usulsüzce ellerinden alınması hem de hükmedilen tazminat tutarlarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması sebebiyle çifte mağduriyet yaşadıklarını belirtmişlerdir. Bu haksızlıkların Anayasa ile korunan haklarını açıkça zedelediğini ifade eden başvurucular, bireysel başvuruda bulunarak maddi ve manevi zararlarının telafi edilmesini talep etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin anayasal sınırlara uygun olup olmadığını denetlerken öncelikle Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerini referans almaktadır. Anayasa'nın 35. maddesi herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğunu ve bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceğini güvence altına alırken, 46. maddesi kamulaştırmanın yasal şartlarını düzenlemektedir. Bu bağlamda, idarenin özel mülkiyete konu bir taşınmaza el atabilmesi için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine harfiyen riayet etmesi, kamu yararı kararı alması ve taşınmazın gerçek karşılığını peşin olarak ödemesi zorunludur. İdarenin bu yasal usullere uymadan mülkiyet hakkına doğrudan müdahale etmesi, kanunilik ilkesinin ağır bir ihlali olarak kabul edilmektedir.

Bunun yanı sıra yerleşik içtihat prensipleri gereğince, bireylerin mülkiyet hakkından mahrum bırakılması karşılığında elde ettikleri tazminatların, davanın açıldığı veya kararın verildiği tarih ile fiili ödeme tarihi arasında geçen sürede enflasyon karşısında erimemesi gerekir. Mahkemelerce hükmedilen tazminatların önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesi, Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi altındaki orantılılık alt basamağını ihlal etmektedir. Anayasa Mahkemesi, idarenin ve yargı sisteminin gecikmesinden kaynaklanan enflasyonist değer kaybının bireylere şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini istikrarlı biçimde vurgulamaktadır. Bu durum, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi birey aleyhine bozmakta olup, mülkiyetin gerçek değerinin ödenmesi ilkesine açıkça aykırıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, somut başvuruya konu olan olayları ve derece mahkemelerinin yürüttüğü süreçleri inceleyerek başvurucuların mülkiyet haklarına yapılan müdahaleleri iki ayrı boyutta değerlendirmiştir. İlk olarak, başvuruculara ait taşınmazlara idare tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine ve usullerine uyulmaksızın fiilen el atıldığı tespit edilmiştir. Yüksek Mahkeme, bu kamulaştırmasız el atma eyleminin Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerinde belirtilen yasal çerçeveye ve mülkiyet güvencelerine aykırı olduğunu, idarenin geçerli bir hukuki dayanağı olmaksızın gerçekleştirdiği bu müdahalenin doğrudan doğruya kanunilik ilkesini ihlal ettiğini teyit etmiştir.

İkinci olarak, kamulaştırmasız el atma eylemi nedeniyle başvurucular lehine derece mahkemelerince hükmedilen tazminatların ödenmesi sürecindeki gecikmeler ele alınmıştır. Mahkeme, başvurucuların tazminat alacaklarına fiilen kavuştukları dönemdeki ekonomik koşulları ve açıklanan enflasyon oranlarını dikkate alarak, hükmedilen tutarların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratıldığını saptamıştır. Yaşanan bu reel değer kaybının, devletin mülkiyet hakkını korumaya yönelik yükümlülüklerine aykırı olarak başvurucuların üzerinde aşırı, şahsi ve olağan dışı bir külfet oluşturduğu anlaşılmıştır.

Mahkeme, enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen bu erimenin hukuki mekanizmalarla telafi edilmemesinin, tazminatın gerçek değerinin ödenmesi ilkesini zedelediğini belirtmiştir. Kamulaştırmasız el atma gibi hukuka aykırı bir idari eylemin mağduru olan başvurucuların, bir de tazminatın geç ve değersizleşerek ödenmesiyle ikinci kez mağdur edildikleri kanaatine varılmıştır. Meydana gelen bu ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi adına manevi tazminata ve değer kaybının telafisi için yeniden yargılama yapılmasına lüzum görülmüştür.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Devlet arazime hiçbir bedel ödemeden fiilen el koydu, bu yasal mı? expand_more
Hayır, idarenin özel mülkiyete konu bir taşınmaza yasal bir işlem yapmaksızın el atması hukuka aykırıdır. Anayasa'nın 35. maddesi mülkiyet hakkını güvence altına alırken, 46. maddesi kamulaştırmanın yasal şartlarını belirlemektedir. İdarenin arazinize el atabilmesi için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine harfiyen uyması, kamu yararı kararı alması ve taşınmazın gerçek karşılığını peşin olarak ödemesi hukuki bir zorunluluktur. Anayasa Mahkemesi, idarenin geçerli bir hukuki dayanağı olmaksızın gerçekleştirdiği bu tür fiili el atma eylemlerini doğrudan doğruya kanunilik ilkesinin ve mülkiyet hakkının ağır bir ihlali olarak kabul etmektedir. Dolayısıyla, devlet mülkiyet hakkına müdahale ederken kanunilik ilkesine sıkı sıkıya uymak zorundadır.
Mahkemenin bağladığı tazminat yıllar sürdü, enflasyonda eridi. Ne yapmalıyım? expand_more
Yargılama ve idari ödeme süreçlerinin uzaması sebebiyle size ödenmesine karar verilen tazminatın yüksek enflasyon karşısında reel değerini kaybetmesi, Anayasa ile korunan haklarınızı açıkça zedeleyen bir durumdur. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, mülkiyet hakkından mahrum bırakılmanız karşılığında elde ettiğiniz tazminatların, dava veya karar tarihi ile fiili ödeme tarihi arasında geçen sürede enflasyon karşısında erimemesi gerekir. Mahkemelerce hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesi, Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi altındaki orantılılık alt basamağını ihlal etmektedir. Devletin ve yargı sisteminin gecikmesinden kaynaklanan bu enflasyonist değer kaybı, bireylerin üzerinde şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet oluşturmaktadır. Bu haksızlıkların giderilmesi ve zararın telafisi için Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunma hakkınız mevcuttur.
Devletin ödemeyi geciktirmesi yüzünden uğradığım değer kaybı telafi edilir mi? expand_more
Evet, uğradığınız bu reel değer kaybı hukuki mekanizmalarla telafi edilmelidir; aksi takdirde tazminatın gerçek değerinin ödenmesi ilkesi açıkça zedelenmiş olur. Anayasa Mahkemesi, enflasyon karşısında eriyen tazminatlara göz yumulmasının kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi birey aleyhine bozduğunu vurgulamaktadır. Kamulaştırmasız el atma gibi hukuka aykırı bir idari eylemin mağduru olan kişilerin, tazminatın geç ve değersizleşerek ödenmesiyle ikinci kez mağdur edildiği Yüksek Mahkeme tarafından kabul edilmektedir. Meydana gelen bu mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi adına, mağdurlara manevi tazminat ödenmesine ve değer kaybının telafisi için yeniden yargılama yapılmasına lüzum görülmektedir.
Anayasa Mahkemesi geç ödenen erimiş tazminatlar için emsal bir karar verdi mi? expand_more
Evet, Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü'nün 17.07.2025 tarihli Ahmet Kurt ve Diğerleri (Başvuru No: 2023/43375) kararı bu konudaki en önemli emsallerden biridir. Mahkeme, idarelerin ve derece mahkemelerinin, ödemelerdeki gecikmeler nedeniyle ortaya çıkan değer kayıplarını telafi edecek adil hesaplama mekanizmalarını işletmeleri gerektiği yönünde bağlayıcı bir yaklaşım ortaya koymuştur. Bu emsal karar, uzun süren yargılamalar ve idari süreçler sonucunda reel değerini kaybeden tazminat alacakları için vatandaşlara güçlü bir anayasal koruma kalkanı sağlamaktadır. Kararın temel gayesi, mülk sahiplerinin kamusal eylemler ve ekonomik dalgalanmalar altında ezilmesinin ve enflasyonist ortamda mağdur edilerek mülksüzleştirilmesinin engellenmesidir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir