Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Hüsamettin Ferit Gürol vd. | BN. 2020/25992

Karar Bülteni

AYM Hüsamettin Ferit Gürol vd. BN. 2020/25992

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2020/25992
Karar Tarihi 28.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma kanunilik ilkesini ihlal eder.
  • Enflasyon karşısındaki değer kaybı aşırı külfet yükler.
  • Geciken tazminat ödemeleri mülkiyet hakkını aşındırır.
  • İcra gecikmelerinde Tazminat Komisyonu yolu tüketilmelidir.

Bu karar, mülkiyet hakkının idari eylemler karşısındaki koruma alanını güçlendiren son derece önemli bir emsal niteliği taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamu gücünü elinde bulunduran idarenin, yasal kamulaştırma usullerini bertaraf ederek vatandaşın özel mülküne fiilen el koymasını mülkiyet hakkının doğrudan ve kanunsuz bir ihlali olarak tescillemiştir. Karar, idarenin haksız el atmasının tespit edilmesini yeterli bulmamış, aynı zamanda enflasyonist ekonomik ortamlarda vatandaşın geç ödenen tazminat alacaklarının reel değerini yitirmesine karşı da ciddi bir koruma mekanizmasının işletilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Özellikle uzun süren davalar ve icra süreçleri sonucunda vatandaşın eline geçen bedelin, davanın açıldığı tarihteki alım gücünden ciddi şekilde uzaklaşması, mülkiyet hakkının içini boşaltan temel bir etkendir. Bu kararla birlikte, idarelerin haksız fiilden doğan tazminat yükümlülüklerini geciktirerek enflasyon üzerinden haksız bir yarar sağlamasının önüne geçilmesi hedeflenmektedir. Benzer davalarda vatandaşlar ve hukuk profesyonelleri için, geç ödemelerden kaynaklanan orantısız değer kayıplarının anayasal mülkiyet hakkı kapsamında talep edilebileceği bir kez daha netleşmiştir. Ayrıca yargı kararlarının icrasındaki gecikmeler için Tazminat Komisyonunun mecburi bir ön başvuru yolu olduğu vurgulanarak usul hukuku açısından son derece net bir kılavuz ortaya konulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular Hüsamettin Ferit Gürol ve Verda Gürol, maliki oldukları taşınmaza idare tarafından herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın haksız ve fiilî olarak el atıldığını belirterek yasal yollara başvurmuşlardır. Süreç içinde yürütülen yargılama sonucunda, idarenin söz konusu müdahalesi haksız bulunmuş ve taşınmazın bedelinin başvuruculara ödenmesine hükmedilmiştir. Ancak uyuşmazlık burada bitmemiştir. İdare, mahkeme tarafından kesinleşen tazminat bedelini makul süre içerisinde ödememiştir.

Başvurucular, uzun bir bekleyişin ardından ödemeyi aldıklarında, geçen zaman zarfında yaşanan enflasyon nedeniyle aldıkları paranın ciddi bir değer kaybına uğradığını ve alım gücünü büyük ölçüde yitirdiğini görmüşlerdir. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunan başvurucular, hem mülklerine haksız yere el konulmasından hem de hak ettikleri tazminatın enflasyon karşısında ezilerek geç ödenmesinden dolayı mağdur olduklarını dile getirmişlerdir. Başvurucular temel olarak, mülkiyet ve kararın icrası haklarının ihlal edildiğinin tespit edilmesini ve bu ihlal nedeniyle oluşan zararlarının yeniden yargılama yoluyla giderilmesini talep etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın mülkiyet hakkını güvence altına alan 35. maddesini ve temel hakların sınırlandırılma rejimini düzenleyen 13. ile 46. maddelerini hukuki dayanak olarak ele almıştır. Taşınmazların kamu hizmetine tahsis edilebilmesi için idarenin kural olarak 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine titizlikle uyması gerekmektedir. İdarenin bu yasal prosedürü işletmeden doğrudan özel mülkiyete fiilen müdahale etmesi, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan ve mülkiyet hakkının özüne dokunan bir ihlal olarak değerlendirilmektedir.

Bununla birlikte, mülkiyet hakkının sadece soyut olarak tanınması yeterli görülmeyip, alacakların enflasyon karşısında erimesini önleyici güvenceler de temel bir kural olarak incelenmiştir. Dava tarihi ile alacağın fiilen tahsil edildiği tarih arasında geçen sürede enflasyon oranlarındaki artış sebebiyle kamulaştırma bedelinin alım gücünde meydana gelen hissedilir derecedeki değer kaybı, mülk sahibine orantısız ve aşırı bir külfet yüklemektedir. Bu tür durumlarda devletin, kişinin mülkiyetinde olan ekonomik değerin enflasyon karşısında aşınmasını engelleme yönünde pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır.

Usul hukuku yönünden ise 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun ve bu kanuna 7445 sayılı Kanun ile eklenen hükümler uygulanmıştır. Anılan düzenlemeler uyarınca, yargı kararlarının geç icra edilmesi veya hiç icra edilmemesi şikâyetleriyle Anayasa Mahkemesine gelmeden önce Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna başvurulması zorunlu tutulmuştur. Bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereği, bu idari yol tüketilmeden yapılan başvurular usulden reddedilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olaydaki ihlal iddialarını üç ana başlık altında ele alarak sonuca bağlamıştır. İlk inceleme, başvuruculara ait taşınmaza idare tarafından yasal bir kamulaştırma kararı olmaksızın fiilen el atılması hakkındadır. Yüksek Mahkeme, idarenin özel mülkiyete yönelik bu fiilî müdahalesinin kanuni bir dayanağı bulunmadığını, usule uygun bir kamulaştırma yapılmaksızın taşınmaza el konulmasının mülkiyet hakkına yönelik açık bir anayasal ihlal oluşturduğunu saptamıştır.

Mahkemenin üzerinde durduğu ikinci önemli tespit, kamulaştırmasız el atma bedelinin uzun bir bekleme süreci sonrasında ödenmesi nedeniyle paranın reel değer kaybına uğradığı şikâyetidir. Dosyada yapılan tespitlerde, davanın açıldığı tarih ile ödemenin yapıldığı tarih arasında geçen süredeki enflasyon oranları dikkate alındığında, kamulaştırma bedelinin yaklaşık %11 oranında değer kaybettiği belirlenmiştir. Bu hissedilir değer kaybı, idarenin haksız eylemi sonucunda elde edilecek tazminatın alım gücünü düşürmüş ve başvuruculara orantısız bir külfet yüklemiştir. Anayasa Mahkemesi, hükmedilen bedelin enflasyon karşısında erimesine göz yumulmasının mülkiyet hakkının koruyucu güvenceleriyle bağdaşmadığına kanaat getirmiştir.

Üçüncü inceleme alanı ise, yargı kararının geç icra edilmesine (bedelin geç ödenmesine) yönelik usuli şikâyettir. Mahkeme, son yasal değişikliklerle birlikte kararın icrasının gecikmesi iddiaları için öncelikle Tazminat Komisyonuna başvurulması gerektiğini vurgulamıştır. Başvurucular bu idari başvuru yolunu tüketmeden doğrudan bireysel başvuruda bulunduklarından, bedelin geç ödenmesi şikâyeti başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma ve bedelin değer kaybına uğratılması nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: