Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Sabahattin Erdemaner Kararı 2023/78445 B.

Anayasa Mahkemesi Sabahattin Erdemaner Kararı 2023/78445 B.

Bu karar hukuken, mülkiyet hakkının korunmasında devletin hem negatif hem de pozitif yükümlülüklerine dikkat çeken son derece kritik bir belge niteliği taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamu gücünü elinde bulunduran idarelerin, yasal kamulaştırma prosedürlerini işletmek yerine fiilî yollarla vatandaşın mülkiyetine el atmasının anayasal düzende kesinlikle korunmayacağını teyit etmiştir. Daha da önemlisi, idarenin kendi hukuka aykırı fiilinden doğan yargısal süreçlerde, mağdur olan tarafın bir de mahkeme masrafları ve karşı taraf vekâlet ücreti gibi mali yükümlülükler altına sokulmasının mülkiyet hakkına yapılan ikinci ve bağımsız bir müdahale olduğunu hukuken tescillemiştir. Bu durum, adalete erişim ve hak arama hürriyeti bağlamında vatandaşın sırtına yüklenen haksız külfetlerin kesin bir dille reddedilmesi anlamına gelmektedir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2023/78445
Karar Tarihi 24.12.2025
Taraf Sabahattin Erdemaner
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kamulaştırmasız el atma kanunilik ilkesine aykırıdır.
  • gavel İdarenin kusurunda vatandaşa yargılama gideri yükletilemez.
  • gavel Mülkiyet hakkı yargı masraflarıyla ölçüsüzce sınırlandırılamaz.

Bu karar hukuken, mülkiyet hakkının korunmasında devletin hem negatif hem de pozitif yükümlülüklerine dikkat çeken son derece kritik bir belge niteliği taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamu gücünü elinde bulunduran idarelerin, yasal kamulaştırma prosedürlerini işletmek yerine fiilî yollarla vatandaşın mülkiyetine el atmasının anayasal düzende kesinlikle korunmayacağını teyit etmiştir. Daha da önemlisi, idarenin kendi hukuka aykırı fiilinden doğan yargısal süreçlerde, mağdur olan tarafın bir de mahkeme masrafları ve karşı taraf vekâlet ücreti gibi mali yükümlülükler altına sokulmasının mülkiyet hakkına yapılan ikinci ve bağımsız bir müdahale olduğunu hukuken tescillemiştir. Bu durum, adalete erişim ve hak arama hürriyeti bağlamında vatandaşın sırtına yüklenen haksız külfetlerin kesin bir dille reddedilmesi anlamına gelmektedir.

Benzer davalarda emsal etkisi ve uygulamadaki önemi son derece büyüktür. Zira yerel mahkemeler, idarenin haksız eylemine dayanan davalarda davacılar aleyhine vekâlet ücretine veya yargılama giderine hükmederken artık çok daha dikkatli olmak zorundadır. Vatandaşların kamulaştırmasız el atma iddialarıyla mahkemelere başvurduklarında, davanın kısmen reddedilmesi veya benzeri usuli nedenlerle idare lehine vekâlet ücreti çıkması uygulaması bu kararla birlikte kesin olarak dayanaktan yoksun ilan edilmiştir. Uygulamada, idare hukukunun ve medeni usul hukukunun mali sonuçlarının, hak arayan bireyi caydırmaması gerektiği prensibi bu kararla bir kez daha yerleşik hâle getirilmiş, mülkiyet hakkının salt tapu kaydından ibaret olmadığı, aynı zamanda mülkü savunurken cebinden çıkan haksız masrafları da kapsadığı vurgulanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Sabahattin Erdemaner, maliki bulunduğu taşınmaza ilgili idare tarafından herhangi bir resmî kamulaştırma kararı alınmaksızın ve yasal prosedür işletilmeksizin fiilen el atılması üzerine hakkını aramak için yargı yollarına başvurmuştur. İdarenin bu haksız ve fiilî eylemine karşı yerel mahkeme nezdinde açtığı kamulaştırmasız el atma davası sürecinde, mahkeme tarafından uyuşmazlık çözülürken başvurucunun aleyhine yargılama gideri ve karşı taraf idare lehine vekâlet ücreti ödemesine hükmedilmiştir. Başvurucu, hem taşınmazına idare tarafından kanunsuz bir biçimde haksız yere el atıldığını hem de bu kanunsuzluğa karşı hakkını aramak, mülkiyetini korumak için açtığı davada kendisine yargılama gideri ve vekâlet ücreti yüklenmesinin hukuka, hakkaniyete ve mülkiyet hakkına aykırı olduğunu belirtmiştir. Uyuşmazlığın özünü, idarenin tamamen kendi kusurlu ve kanun dışı eylemi nedeniyle mağdur ettiği vatandaşın, bu mağduriyeti gidermek isterken yargı eliyle yeni bir mali külfete sokularak mülkiyet hakkının çifte ihlale uğrayıp uğramadığı sorunu oluşturmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, söz konusu uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasını düzenleyen 13. maddesi ile mülkiyet hakkını güvence altına alan 35. maddesini ve kamulaştırmanın şartlarını açıkça belirleyen 46. maddesini temel dayanak noktası olarak almıştır. Bunun yanı sıra, mahkemenin kararında dayandığı en önemli yasal düzenlemelerden biri de mülkiyet devrinin sınırlarını çizen 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleridir.

Mahkeme, kamu makamlarının özel mülkiyete konu bir taşınmaza el atabilmesi veya müdahale edebilmesi için mutlaka kanunla öngörülmüş kamulaştırma usullerine sıkı sıkıya riayet etmesinin zorunlu olduğunu vurgulamıştır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında belirtilen usullere uymayan, bedeli peşin ödenmeyen ve idari bir karara dayanmayan her türlü müdahale, mülkiyet hakkına yapılmış ağır bir müdahale teşkil eder ve Anayasa'nın aradığı kanunilik ilkesini açıkça ihlal eder. Yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda, Şevket Karataş ve Mustafa Asiler gibi emsal kararlara da atıf yapılarak, idarenin fiilî el atma eylemlerinin anayasal düzende korunmayacağı belirtilmiştir.

Öte yandan, uyuşmazlığın diğer bir boyutu olan yargılama masrafları meselesinde Anayasa Mahkemesi, Kübra Yıldız, Mehmet Komutan ve Hilmi Kocabey kararlarındaki yerleşik ilkeleri tekrar etmiştir. Buna göre, kamulaştırmasız el atma davalarında vatandaşın aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin kanuni bir dayanağı bulunmamaktadır. İdarenin kendi hukuka aykırı fiilinden kaynaklanan bir uyuşmazlıkta, mülk sahibinin mahkeme masraflarıyla cezalandırılması, anayasal mülkiyet güvencesini anlamsız kılmakta ve kişilere orantısız bir külfet yükleyerek hakkın özüne doğrudan zarar vermektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, somut olayda başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik iki farklı ve birbiriyle bağlantılı ihlal iddiasını detaylıca incelemiştir. İlk olarak, başvurucunun yasal maliki olduğu taşınmaza, ilgili kamu makamları tarafından yasalarda emredilen hiçbir kamulaştırma usulü işletilmeden, herhangi bir kamu yararı kararı alınmadan ve bedeli peşin ödenmeden fiilen el atıldığı hususu dosya kapsamından sabit görülmüştür. Mahkeme, bireyin en temel haklarından olan mülkiyet hakkına yapılan bu fiilî müdahalenin, Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerinin öngördüğü güvencelere ve yürürlükteki yasal mevzuatta belirtilen usullere açıkça aykırı olduğuna kanaat getirmiş, bu nedenle müdahalenin en temel koşul olan kanunilik ilkesini sağlamadığını kesin olarak tespit etmiştir.

İkinci ve çok daha kritik olan inceleme ise, başvurucunun taşınmazına yönelik bu kanunsuz müdahaleye karşı hakkını aramak amacıyla açtığı kamulaştırmasız el atma davasında karşılaştığı muameleye ilişkindir. Yerel mahkeme konumundaki Küçükçekmece 8. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yürütülen yargılama sonucunda, davanın doğası gereği başvurucu aleyhine yargılama gideri ve davalı idare lehine vekâlet ücreti ödenmesine hükmedilmiştir. Anayasa Mahkemesi, idarenin tamamen kendi kusurundan ve hukuka aykırı fiilî eyleminden dolayı ortaya çıkan bu uyuşmazlıkta, mağdur olan mülk sahibine yargılama masraflarının yükletilmesinin yasal hiçbir tutarlı dayanağı bulunmadığını saptamıştır. Hakkını aramak için meşru yargı yoluna başvuran bir vatandaşın, yargılama sürecinin sonunda mülkiyetinde daha fazla eksilmeye yol açacak şekilde masraf ve vekâlet ücreti ödemeye mahkûm edilmesi, devletin mülkiyeti koruma yükümlülüğüyle bağdaşmadığı gibi, kişinin omuzlarına katlanılamaz, orantısız ve haksız bir külfet yüklenmesi anlamına gelmektedir.

Bu tespitler ışığında, gerek kamulaştırmasız el atma fiilinin kendisi gerekse bu fiile karşı açılan davada aleyhe hükmedilen mali yükümlülükler nedeniyle başvurucunun mülkiyet hakkına çifte ve ağır bir müdahalede bulunulduğu anlaşılmıştır. Mahkeme, tespit edilen bu ihlallerin ve yaratmış olduğu mağduriyet sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından en etkin giderim yolunun tazminat değil, ihlalin temelini oluşturan kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılması ve hukuka aykırılığın giderilmesi olduğunu belirlemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma ile aleyhe yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi nedenleriyle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Devlet tapulu arsama parasını ödemeden el koyabilir mi? expand_more
Hayır, devletin veya kamu makamlarının tapulu taşınmazınıza kanunda belirtilen usullere uymadan ve bedelini peşin ödemeden fiilen el atması hukuka aykırıdır. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda yer alan yasal prosedürler işletilmeden yapılan her türlü müdahale, Anayasa'nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkının ve kanunilik ilkesinin açık bir ihlalidir.
Arazime izinsiz el konduğu için dava açtım, mahkeme masrafını ben mi öderim? expand_more
İdarenin kendi haksız ve kanun dışı eylemi nedeniyle açmak zorunda kaldığınız bir davada, sizin aleyhinize yargılama giderine hükmedilmesi hukuka ve anayasal güvencelere aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına haksız müdahale edilen durumlarda hakkını arayan vatandaşa mahkeme masraflarının yüklenmesinin mülkiyet hakkına yapılan ikinci ve bağımsız bir müdahale olduğunu kabul etmektedir. Bu durum, hak arayan bireyin sırtına yüklenen orantısız ve haksız bir külfettir.
Davada karşı tarafın (idarenin) avukat ücretini ödemek zorunda mıyım? expand_more
Kesinlikle hayır. Anayasa Mahkemesi, idarenin tamamen kendi kusurlu ve hukuka aykırı fiilinden (kamulaştırmasız el atmadan) kaynaklanan bir uyuşmazlıkta mağdur olan mülk sahibine karşı taraf idarenin vekâlet ücretinin yükletilemeyeceğine kesin bir şekilde hükmetmektedir. Bu şekilde bir karar verilmesi, devletin mülkiyeti koruma yükümlülüğüyle bağdaşmaz ve mülkü savunurken vatandaşın cebinden çıkan haksız masraflar mülkiyet hakkının ihlalini oluşturur.
Anayasa Mahkemesi haksız mahkeme masrafları için nasıl bir çözüm sunuyor? expand_more
Anayasa Mahkemesi, idarenin eylemi nedeniyle açılan davada vatandaşa yargılama gideri ve vekâlet ücreti yüklenmesinin yarattığı mağduriyetin ortadan kaldırılması için tazminat yerine "yeniden yargılama" yapılmasına karar vermektedir. İhlalin temelini oluşturan bu hatalı kararlar kaldırılarak hukuka aykırılık doğrudan giderilmektedir. Bu emsal niteliğindeki kararla birlikte, idarenin haksız eylemine dayanan davalarda yerel mahkemelerin vatandaş aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama gideri çıkarma uygulaması hukuki dayanaktan yoksun bırakılmıştır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir