Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ayten Özsezgin ve Diğerleri | BN. 2021/48385

Karar Bülteni

AYM Ayten Özsezgin ve Diğerleri BN. 2021/48385

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi / 1. Bölüm
Başvuru No 2021/48385
Karar Tarihi 24.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal (Yeniden Yargılama)
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma davalarında aleyhe gider hükmedilemez.
  • Aleyhe vekâlet ücreti mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Mülkiyet hakkına müdahalenin kanuni dayanağı bulunmalıdır.

Bu karar, idarenin hukuka aykırı eylemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda vatandaşın katlanmak zorunda kaldığı mali külfetlere ilişkin son derece kritik bir anayasal ilkeyi teyit etmektedir. İdarenin kamulaştırma yapmaksızın vatandaşın özel mülkiyetindeki taşınmaza fiilen el atması, mülkiyet hakkına yönelik en ağır müdahalelerden biridir. Vatandaşın, idarenin bu hukuka aykırı fiiline karşı hakkını aramak amacıyla yargı mercilerine başvurması en temel anayasal hakkıdır. Yüksek Mahkeme, hak arama hürriyetini kullanan vatandaşın, açtığı kamulaştırmasız el atma davası neticesinde bir de karşı taraf lehine yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödemeye mahkûm edilmesinin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve kanuni dayanağı olmayan bir müdahale olduğunu açıkça ortaya koymuştur.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi son derece büyüktür. Zira uygulamada yerel mahkemeler, davanın kısmen kabulü veya kısmen reddi gibi durumlarda genel usul kurallarını katı bir şekilde uygulayarak davacı vatandaşlar aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedebilmektedir. Ancak Anayasa Mahkemesinin bu istikrarlı içtihadı, idarenin haksız eylemi nedeniyle doğan uyuşmazlıklarda faturanın hak arayan vatandaşa kesilemeyeceğini netleştirmiştir. Bu karar, bundan sonraki benzer kamulaştırmasız el atma davalarında yerel mahkemelerin ve istinaf mercilerinin vekâlet ücreti ve yargılama gideri takdir ederken idarenin kusurunu ve davacının mülkiyet hakkını ön planda tutmalarını zorunlu kılacak, hak arama hürriyetinin önündeki mali engellerin anayasal denetime takılacağını bir kez daha gösterecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular Ayten Özsezgin, İsmail Özsezgin, Nadide Akyürek ve Nalan Küçük, maliki oldukları taşınmaza idare tarafından kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması sebebiyle maddi zarara uğramışlardır. Bu haksız eylem neticesinde mağduriyetlerinin giderilmesi ve taşınmaz bedelinin tahsili amacıyla İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırmasız el atma davası açmışlardır. Yargılama süreci sonunda mahkemece verilen kararda, davanın bazı usuli sebepleri veya kabul/ret oranları gerekçe gösterilerek başvurucular aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödenmesine hükmedilmiştir. Başvurucular, kendi mülklerine hukuka aykırı şekilde el atılmasına rağmen açtıkları hak arama davasında bir de karşı tarafın yargılama giderleri ile vekâlet ücretini ödemeye mahkûm edilmelerinin hakkaniyete aykırı olduğunu ve mülkiyet haklarını ihlal ettiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Ayrıca, söz konusu dava sürecinin gereğinden fazla uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma haklarının da idarece zedelendiğini iddia etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yönelik ihlal iddialarını incelerken öncelikle müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunup bulunmadığını araştırmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.35, herkesin mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğunu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğini güvence altına almaktadır. Kamulaştırmasız el atma davaları, idarenin yasal bir kamulaştırma prosedürü işletmeksizin özel mülkiyete fiilen el koyması üzerine doğan ve temeli haksız fiile dayanan davalardır.

Yüksek Mahkeme, bu tür uyuşmazlıkların çözümünde yerleşik içtihat prensiplerini istikrarlı bir şekilde uygulamaktadır. Özellikle mülkiyet hakkının ihlaline ilişkin Kübra Yıldız ve diğerleri Genel Kurul kararı ile Mehmet Komutan ve Hilmi Kocabey başvurularında benimsenen temel kurallar bu dosyada da yol gösterici temel emsaller olmuştur. Anılan emsal kararlara göre, mülkiyet hakkını ihlal eden idareye karşı açılan davalarda, davacı konumundaki tapu maliki aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin sonuçlarının daha da ağırlaşmasına neden olmaktadır. Genel usul kuralları kapsamındaki yargılama giderlerinden sorumluluk hükümleri, idarenin haksız eylemiyle mülkiyet hakkını baştan ihlal ettiği bu özel dava türlerinde doğrudan ve katı bir şekilde uygulandığında Anayasa'nın koruduğu değerlere aykırı sonuçlar doğurmaktadır.

Doktrinde ve yerleşik yargısal içtihatlarda kamulaştırmasız el atma, idarenin Anayasa'ya ve yasalara açıkça aykırı bir fiili olarak tanımlanmaktadır. Bu fiil karşısında hak arayan vatandaşın, idare lehine avukatlık ücreti ve yargılama harçları ödemeye zorlanması, hak arama özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir etki yaratmakta ve kişilerin malvarlığı değerlerine kanuni dayanağı olmayan, öngörülemez bir külfet getirmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruyu incelerken öncelikle başvurucuların iddialarını iki ana başlık altında ele almıştır: makul sürede yargılanma hakkının ihlali ve mülkiyet hakkının ihlali. Yargılamanın uzun sürmesine ilişkin iddia bakımından Yüksek Mahkeme, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyetlerin öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna yöneltilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. İlgili yasal düzenlemeler uyarınca, bu tür iddialar için olağan başvuru yolları tüketilmeden doğrudan bireysel başvuru yapılmasının ikincillik ilkesiyle bağdaşmadığı vurgulanarak, başvurunun makul sürede yargılanma hakkına ilişkin kısmı başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

Mülkiyet hakkının ihlali iddiasına ilişkin esas incelemesinde ise Birinci Bölüm, İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen kamulaştırmasız el atma davasında verilen aleyhe yargılama gideri ve vekâlet ücreti kararını tüm boyutlarıyla değerlendirmiştir. Yüksek Mahkeme, idarenin yasal bir kamulaştırma kararı almadan taşınmaza el atmasının zaten bizatihi bir mülkiyet hakkı ihlali olduğuna ve maliklerin mülkiyetini korumak için yargı yoluna başvurmak zorunda bırakıldığına dikkat çekmiştir. Yargılama sürecinde davacılar aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi, idarenin haksız fiilinden kaynaklanan mağduriyeti gidermek yerine haklarını arayan davacıları mali olarak tekrar cezalandırmak anlamına gelmektedir.

Anayasa Mahkemesi, daha önceki kararlarında oluşturduğu istikrarlı içtihadından ayrılmayı gerektirecek herhangi bir hukuki veya fiili durumun somut dosyada bulunmadığını açıkça tespit etmiştir. İdarenin haksız el atması sebebiyle açılan davada, başvurucular aleyhine hükmedilen yargılama gideri ve vekâlet ücretinin hukuki ve kanuni bir dayanağının bulunmadığı, bu durumun mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale teşkil ettiği kesin olarak ortaya konulmuştur. Hak arama hürriyetinin kullanımını kısıtlayan bu tür usuli mali yükümlülüklerin Anayasa'nın mülkiyet hakkı güvenceleriyle bağdaşmadığı vurgulanmıştır. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine iletilmesine hükmedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, açılan kamulaştırmasız el atma davasında aleyhe yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: