Karar Bülteni
AYM 2021/8786 BN.
Anayasa Mahkemesi | Mehmet Çepken ve Sevim Güneş | 2021/8786 BN.
KARARIN KÜNYESİ
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
|---|---|
| Başvuru No | 2021/8786 |
| Karar Tarihi | 24.12.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma bedeli değer kaybına uğratılamaz.
- Tazminatın enflasyon karşısında erimesi mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Gecikmeli ödemelerde aşırı külfet vatandaşa yüklenemez.
- Eksik ödeme mülkiyetin gerçek karşılığını yansıtmaz.
Bu karar hukuken, devletin veya idarelerin kamulaştırmasız el atma işlemlerine karşı vatandaşlara ödenmesine hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında erimesinin Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlali sayılacağı anlamına gelmektedir. İdarelerin taşınmazlara fiilen veya hukuken el koyması durumunda, mülk sahibine ödenecek olan bedelin sadece kâğıt üzerinde bir rakamdan ibaret kalmaması, aynı zamanda ülkedeki ekonomik gerçeklikler karşısında da alım gücünü muhafaza etmesi gerektiği açıkça ortaya konulmuştur. Mahkemelerce takdir edilen bedellerin geç ödenmesi veya değer kaybına uğratılarak ödenmesi, anayasal bir hak olan mülkiyet hakkının özünü zedeleyen ağır bir hukuka aykırılık durumu olarak kabul edilmiştir.
Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi son derece büyüktür ve mülkiyet hakkı davalarında önemli bir referans noktasıdır. Özellikle uzun süren kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma davaları sonucunda hak edilen tutarların enflasyon oranının altında kalması durumunda, vatandaşların uğradığı maddi kayıpların telafi edilmesi gerektiği yönündeki yerleşik içtihat bu karar ile bir kez daha pekiştirilmiştir. Uygulamada bu karar, mahkemelerin tazminat bedellerini hesaplarken makul sürede ödeme yapılmaması ihtimalini veya enflasyonist ortamın yaratacağı zararları dikkate almalarını zorunlu kılmaktadır. Böylece idarelerin, haksız olarak mülkiyetine müdahale ettiği kişilere gerçek, adil ve güncel bedeli ödeme yükümlülüğünün altı kesin bir dille çizilmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, başvurucular Mehmet Çepken ve Sevim Güneş'e ait olan bir taşınmaza idare tarafından hukuka uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması üzerine başlamıştır. Başvurucular, mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle idareye karşı kamulaştırmasız el atma davası açarak taşınmazın gerçek bedelinin kendilerine ödenmesini talep etmişlerdir. Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda başvurucular lehine tazminat ödenmesine hükmedilmiştir. Ancak yargılama ve ödeme sürecinin uzaması ile birlikte ülkede yaşanan ekonomik dalgalanmalar nedeniyle mahkemece belirlenen tazminat bedeli, geçen zaman içinde enflasyon karşısında ciddi oranda erimiştir. Başvurucular, idare tarafından kendilerine ödenen veya ödenecek olan bedelin, taşınmazın güncel gerçek değerini yansıtmadığını ve enflasyon karşısında büyük bir değer kaybına uğradığını belirterek, eksik ödeme sebebiyle uğradıkları maddi zararların giderilmesi talebiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken, öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkı ilkelerine ve kamulaştırma hukukunun temel kurallarına dayanmıştır. Temel prensip, Anayasa'nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet hakkının, ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğidir. Anayasa'nın 46. maddesinde düzenlenen kamulaştırma ilkeleri gereğince, devlet veya kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiği hâllerde özel mülkiyette bulunan taşınmazları gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla kamulaştırabilirler.
İdarenin yasal bir işlem yapmaksızın bireylerin taşınmazlarına el koyması olan kamulaştırmasız el atma durumlarında, mülk sahibinin mağduriyetinin giderilmesi için ödenmesi gereken tazminatın, mülkiyetin gerçek değerine karşılık gelmesi gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, kamulaştırma bedellerinin veya kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılması yahut bu şekilde değer kaybına uğratılarak ödenmesi, malike şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesi uyarınca, ihlal tespiti hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması esastır. Bu bağlamda, kamulaştırmasız el atma nedeniyle belirlenen tazminatın güncel satın alma gücünü yansıtacak şekilde ödenmemesi, kamu ile birey arasındaki adil dengeyi bozmaktadır. Yüksek enflasyon ortamında, yargılama sürecinin uzaması veya idarenin ödemeyi geciktirmesi sebebiyle paranın satın alma gücünde meydana gelen ciddi aşınmanın vatandaşın üzerinde bırakılması, mülkiyet hakkının zedelenmesi anlamına gelir ve hukuki koruma prensibine açıkça aykırılık teşkil eder.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, Mehmet Çepken ve Sevim Güneş'in bireysel başvurusuna konu olan somut olayda, öncelikle davanın makul sürede yargılanma hakkına ilişkin kısmını incelemiş ve bu hususta Tazminat Komisyonuna gidilmesi gerektiğinden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir. Asıl incelenen husus olan mülkiyet hakkı boyutunda ise, derece mahkemelerince hükmedilen kamulaştırmasız el atma tazminatının enflasyon karşısında değer kaybına uğrayıp uğramadığı detaylı olarak değerlendirilmiştir.
Yapılan incelemede, Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kamulaştırmasız el atma davasında başvurucular lehine hükmedilen tazminat bedelinin, geçen uzun yargılama ve ödeme süreci içinde enflasyonun gerisinde kaldığı açıkça saptanmıştır. Anayasa Mahkemesi, daha önceki emsal niteliğindeki içtihatlarına atıf yaparak, tazminatın enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesinin başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklediğini vurgulamıştır. Vatandaşın mülkiyetinden idare tarafından hukuka aykırı şekilde fiilen yoksun bırakıldığı dikkate alındığında, bu el atmanın karşılığı olarak tespit edilen tutarın enflasyon oranları gözetilmeden salt kâğıt üzerindeki sabit rakamlarla ifade edilmesinin, anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkı ile bağdaşmadığı belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu hukuki süreçte mülkiyet hakkının gerçek anlamda korunabilmesi için, hükmedilen tutarın ekonomik değerinin güncellenerek enflasyon farkının mutlaka telafi edilmesinin zaruri olduğunu kaydetmiştir. Bu telafi yapılmadığı takdirde, idarenin hukuka aykırı eylemi neticesinde ortaya çıkan bedel eksikliğinin faturasının mağdur vatandaşa kesileceği ve kamu yararı ile bireyin hakkı arasındaki adil dengenin bozulacağı kesin bir kanaatle ortaya konulmuştur.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybına uğraması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.