Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Mehmet Sönmez ve Diğerleri Kararı 2023/41095 B.

Anayasa Mahkemesi Mehmet Sönmez ve Diğerleri Kararı 2023/41095 B.

Bu karar, olağanüstü hâl ve sonrasındaki süreçte terör örgütleriyle irtibatlı veya iltisaklı olduğu değerlendirilen kişilere uygulanan mülkiyet kısıtlamalarında idarenin ve mahkemelerin uyması gereken sınırları net bir şekilde ortaya koyması açısından hukuken büyük bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, devletin millî güvenliği sağlama ve kamu düzenini koruma amacının ne denli önemli olduğunu vurgulamakla birlikte, bu meşru amacın kişilerin mülkiyet haklarını tamamen ortadan kaldıracak ve onları ekonomik olarak külfet altında bırakacak bedelsiz müsadere işlemlerine meşruiyet kazandıramayacağını tescillemiştir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2023/41095
Karar Tarihi 24.12.2025
Taraf Mehmet Sönmez ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Mülkiyet hakkına müdahaleler ölçülü olmalıdır.
  • gavel Silahların tazminatsız kamuya geçirilmesi orantısızdır.
  • gavel Daha hafif müdahale araçları öncelikle değerlendirilmelidir.
  • gavel Güvenlik kaygısı bedelsiz müsaderenin mazereti olamaz.

Bu karar, olağanüstü hâl ve sonrasındaki süreçte terör örgütleriyle irtibatlı veya iltisaklı olduğu değerlendirilen kişilere uygulanan mülkiyet kısıtlamalarında idarenin ve mahkemelerin uyması gereken sınırları net bir şekilde ortaya koyması açısından hukuken büyük bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, devletin millî güvenliği sağlama ve kamu düzenini koruma amacının ne denli önemli olduğunu vurgulamakla birlikte, bu meşru amacın kişilerin mülkiyet haklarını tamamen ortadan kaldıracak ve onları ekonomik olarak külfet altında bırakacak bedelsiz müsadere işlemlerine meşruiyet kazandıramayacağını tescillemiştir.

Mülkiyet hakkına yönelik bir idari işlemin, hukuka uygun olabilmesi için tercih edilen müdahale yönteminin en son çare olması ve amaca ulaşmada bireyin hakkını en az zedeleyecek nitelikte seçilmesi gerekir. Silah ruhsatlarının iptal edilerek eşyanın fiili kullanımının sonlandırılması güvenlik kaygısını gidermeye yeterliyken, mülkiyetin bütünüyle idareye geçirilip bedelinin dahi ödenmemesi, ölçülülük ilkesinin açık bir ihlali olarak görülmüştür.

Emsal etkisi yönünden değerlendirildiğinde, bu karar, idare mahkemelerinde devam eden veya yeni açılacak benzer iptal ve tam yargı davaları için güçlü bir içtihat niteliği taşımaktadır. İdarelerin, salt güvenlik zeminine dayanarak kişilerin kanuni yollarla elde ettiği mal varlığı değerlerine bedelsiz olarak el koyamayacağı, mülkiyet hakkı kısıtlamalarında tazmin mekanizmalarının işletilmesinin zorunlu olduğu alt derece mahkemelerine bağlayıcı bir ilke olarak sunulmuştur. Bu sayede, güvenlik tedbirleri ile mülkiyet hakkı arasındaki hassas dengenin korunması sağlanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, kendi bedellerini ödeyerek yasal olarak satın aldıkları ateşli silahların ruhsatlarının idare tarafından iptal edilmesinin ardından, söz konusu silahların mülkiyetinin idari bir kararla bütünüyle kamuya geçirilmesine karşı hukuki süreç başlatmışlardır. Başvurucular idareye müracaat ederek, mülkiyetin kamuya geçirilmesi işleminin geri alınmasını, silahların kendilerine iade edilmesini, bu mümkün değilse güncel bedellerinin taraflarına ödenmesini ya da silah taşıma/bulundurma ruhsatı almaya haiz bir yakınlarına silahları devretmelerine izin verilmesini talep etmişlerdir.

İdarenin bu talepleri reddetmesi üzerine başvurucular idare mahkemelerinde iptal ve tazminat davaları açmıştır. İdare mahkemeleri, uygulanan işlemin yasal mevzuata uygun olduğunu belirterek açılan davaları reddetmiştir. İstinaf kanun yolunda da bölge idare mahkemeleri, idare mahkemelerinin kararlarını yerinde bulmuş, üstelik işlemin dayanağı olan kanun kuralının Anayasa Mahkemesince sonradan iptal edilmiş olması sebebiyle "başvurucuların idareye yeniden müracaat edebileceklerini" ileri sürerek istinaf taleplerini kesin olarak esastan reddetmiştir. Nihayetinde başvurucular, bedeli ödenmeksizin ve devir imkânı tanınmaksızın mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlık, temelde Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin anayasal ölçütler çerçevesinde denetlenmesine dayanmaktadır. Anayasa'ya göre herkes mülkiyet hakkına sahiptir ve bu hak ancak kamu yararı amacıyla, kanunla ve ölçülülük ilkesine riayet edilerek sınırlandırılabilir. Müdahalenin orantılı olabilmesi için malike yüklenen külfet ile elde edilmek istenen kamu yararı arasında adil bir denge kurulması zorunludur.

Başvurucuların silahlarının kamuya geçirilmesi işlemi, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ek m.4 hükmüne dayanılarak tesis edilmiştir. Ancak söz konusu kural, Anayasa Mahkemesinin 30/6/2022 tarihli norm denetimi kararıyla (E.2018/137, K.2022/86) Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. İptal kararı, bu tür mülkiyet aktarımlarında temel anayasal güvencelerin zedelendiğini ortaya koymuştur.

Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin anayasal denetiminde "ölçülülük" ilkesi üç alt başlıktan oluşur: Elverişlilik, gereklilik ve orantılılık. Güvenlik gerekçesiyle kişinin silah kullanımının engellenmesi "elverişli" bir tedbir olsa da, mülkiyetin hiçbir karşılık ödenmeksizin devlete geçirilmesi, aynı amaca daha hafif bir tedbirle (bedel ödeme veya devir hakkı tanıma) ulaşılabilecek olması nedeniyle "gereklilik" ilkesine aykırıdır. Herhangi bir telafi veya tazminat mekanizmasının öngörülmemesi, kişiye aşırı bir külfet yükleyerek "orantılılık" alt ilkesini de ihlal etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, somut olayda başvuruculara ait silahların mülkiyetinin kamuya geçirilmesi şeklindeki müdahalenin yasal bir dayanağının bulunduğunu ve uygulamanın kamu düzeni ile millî güvenliği koruma gibi meşru bir amaca yöneldiğini ilk aşamada tespit etmiştir. Terör örgütleriyle irtibatlı olduğu değerlendirilen kişilerin silah sahibi olmalarının engellenmesi, kamu güvenliğinin tesisi açısından elverişli bir önlemdir.

Ancak Mahkeme, işlemin ölçülülük alt ilkeleri olan "gereklilik" ve "orantılılık" unsurları bakımından ciddi hukuki eksiklikler barındırdığını vurgulamıştır. İdarenin kamu güvenliği yönündeki endişesini gidermek için ilgili silahların ruhsatlarının iptal edilmesi ve silahlara el konulması yeterli bir tedbirdir. Silahın mülkiyetinin doğrudan doğruya ve bedelsiz olarak devlete geçirilmesi mutlak bir zorunluluk değildir. İdare tarafından başvuruculara, silahlarını yasal şartları sağlayan üçüncü bir kişiye devretme hakkının verilmemesi veya rayiç bedel üzerinden herhangi bir giderim yolunun sunulmaması, müdahalenin ölçüsüzlük boyutunu oluşturmaktadır.

Bunun yanı sıra bölge idare mahkemelerinin, ilgili kanun hükmünün iptal edildiğini tespit etmelerine rağmen "oluşan yeni hukuki durum nedeniyle başvurucuların yeniden idareye başvuruda bulunabileceği" gerekçesiyle devam eden davaları reddetmeleri de Anayasa Mahkemesi tarafından isabetsiz bulunmuştur. Bireylerin devam eden yargısal süreçleri varken, aynı uyuşmazlık için idareye yeniden başvurmaya ve yeni bir dava süreci başlatmaya zorlanmaları, başvurucular üzerinde aşırı ve katlanılamaz bir idari/yargısal külfet yaratmıştır. Hiçbir giderim mekanizması işletilmeksizin mülkiyetin kalıcı olarak idareye devri, güvenlik amacını aşan, malikin haklarını bütünüyle tasfiye eden ağır bir müdahaledir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkına yapılan ölçüsüz müdahale nedeniyle ihlal ve yeniden yargılama yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Devlet silahıma el koydu, parasını da vermedi. Bu yasal mı? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararına göre, devletin güvenlik gerekçesiyle silah ruhsatınızı iptal etmesi meşru bir amaç taşısa da, silahınızın mülkiyetini hiçbir bedel ödemeden doğrudan kamuya geçirmesi mülkiyet hakkının ihlalidir. İdare, kamu güvenliğine dair kaygılarını gidermek için ruhsatı iptal ederek eşyanın kullanımını sonlandırabilir; ancak silahın rayiç bedelini size ödemek veya devir hakkı tanımak zorundadır. Herhangi bir tazmin veya devir imkânı sunulmadan uygulanan bedelsiz müsadere işlemi, mülkiyet hakkınıza yönelik ölçüsüz ve orantısız bir müdahaledir.
İptal edilen silahımı ruhsatı olan başka birine satabilir miyim? expand_more
Evet, hukuken bu imkânın size sunulması gerekir. Anayasa Mahkemesi, idarenin mülkiyet hakkına müdahale ederken her zaman en son çareye başvurması ve bireyin hakkını en az zedeleyecek nitelikte daha hafif müdahale araçlarını seçmesi gerektiğini belirtmektedir. Silahınızı doğrudan ve bedelsiz şekilde idareye geçirmek yerine, yasal şartları sağlayan ve silah ruhsatı almaya haiz bir üçüncü kişiye (veya yakınınıza) devretme hakkının size tanınmaması "gereklilik" ve "orantılılık" ilkelerine aykırıdır.
Kanun iptal oldu diye mahkeme davamı reddedip baştan başvur dedi, doğru mu? expand_more
Hayır, bu usul hukuka ve hakkaniyete uygun değildir. Bölge idare mahkemelerinin, el koyma işleminin dayanağı olan kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini tespit etmesine rağmen davanızı reddederek sizi yeniden idareye müracaata zorlaması isabetsiz bulunmuştur. Halihazırda devam eden bir yargı süreciniz varken, aynı uyuşmazlık için idareye yeniden başvurmaya ve en baştan yeni bir dava açmaya zorlanmanız, üzerinizde aşırı ve katlanılamaz bir idari ile yargısal külfet yaratmaktadır.
Terör şüphesi varsa devlet silahın mülkiyetine tamamen el koyamaz mı? expand_more
Devlet silahın sizde kalmasını güvenlik gerekçesiyle engelleyebilir, ancak mal varlığınızı bedelsiz olarak elinizden alamaz. İdarenin, terör örgütleriyle irtibatlı olduğu değerlendirilen kişilerin silahlarını alarak millî güvenliği koruma amacı taşıması meşru bir hedeftir. Fakat Anayasa Mahkemesi, yüksek güvenlik kaygısının dahi bedelsiz müsadereye mazeret olamayacağını hükme bağlamıştır. Hiçbir giderim mekanizması veya tazminat öngörülmeden silahların idareye devri, malikin haklarını tasfiye eden, aşırı külfet yükleyen ve güvenlik amacını aşan ağır bir müdahaledir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir