Karar Bülteni
AYM Hilmi Divoğlu ve Diğerleri BN. 2022/68091
KARARIN KÜNYESİ
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm | | Başvuru No | 2022/68091 | | Karar Tarihi | 17.12.2024 | | Dava Türü | Bireysel Başvuru | | Karar Sonucu | İhlal (Kısmen) / Kabul Edilemez (Kısmen) | | Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırma bedelinin enflasyonla erimesi mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Geciken ödemeler vatandaşa aşırı ve olağan dışı külfet yükler.
- Makul süre şikayetleri öncelikle Tazminat Komisyonuna götürülmelidir.
Bu karar, kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi veya yargılama sürecinde enflasyon karşısında değer kaybetmesi durumunda vatandaşların uğradığı maddi mağduriyetleri mülkiyet hakkı ihlali çerçevesinde güvence altına alması bakımından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, devletin kamulaştırma işlemi yaparken vatandaşa ödeyeceği bedelin gerçek değerini koruması gerektiğini, aksi takdirde kişilere orantısız ve aşırı bir külfet yüklenmiş olacağını net bir şekilde teyit etmektedir. Uzun süren davalar neticesinde kuşa dönen tazminat bedelleri, Anayasa'nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkının özüne doğrudan dokunmaktadır.
Emsal etkisi açısından değerlendirildiğinde, bu karar mahkemelere ve idareye kamulaştırma bedellerinin tespitinde ve ödenmesinde enflasyonist etkilerin mutlaka hesaba katılması gerektiği yönünde güçlü bir mesaj vermektedir. Ayrıca, makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik şikâyetlerde doğrudan bireysel başvuru yoluna gidilemeyeceği, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Tazminat Komisyonuna başvurunun ön şart olduğu bir kez daha vurgulanmıştır. Bu durum, usul hukuku açısından avukatların ve vatandaşların makul süre ihlali iddialarında izlemeleri gereken yolu netleştirmekte ve doğrudan Anayasa Mahkemesine gidilmesi hâlinde başvurunun usulden reddedileceği kuralını hukuken pekiştirmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, başvurucu Hilmi Divoğlu ve diğer başvurucuların maliki olduğu taşınmaza idare tarafından hukuka uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması ve sonrasında açılan kamulaştırma bedelinin tespiti davasında yaşanan mağduriyetlere dayanmaktadır. Başvurucular, taşınmazlarına el atılması nedeniyle açtıkları davada hükmedilen tazminat bedelinin, çok uzun süren yargılama süreci boyunca enflasyon karşısında eridiğini ve gerçek değerini yitirdiğini iddia ederek mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Ayrıca, dava sürecinin makul süreyi aşacak şekilde yıllarca devam etmesi sebebiyle adil yargılanma haklarının da zedelendiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Temel talep, enflasyon nedeniyle uğranılan değer kaybının telafi edilmesi ve makul sürede tamamlanmayan yargılama sebebiyle oluşan hak kayıplarının giderilmesidir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı temel olarak Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ve Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkı altındaki makul sürede yargılanma hakkı çerçevesinde incelemiştir.
Mülkiyet hakkı bağlamında, kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen bedellerin ödenmesinde yaşanan gecikmelerin enflasyon karşısında değer kaybına yol açması, hak sahibine orantısız bir yük yüklemektedir. Yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, devletin kamulaştırma işlemlerinde bedelin gerçek karşılığını ödemesi anayasal bir zorunluluktur. Tazminatların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesi, malikin mülkiyet hakkından doğan yetkilerini kullanmasını engellemekte ve şahsi olarak olağan dışı bir ekonomik külfet doğurmaktadır.
Makul sürede yargılanma hakkı yönünden ise, 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun ve 7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler temel kural olarak alınmıştır. Bu yasal düzenlemeler uyarınca, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan başvurularda, Adalet Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Tazminat Komisyonuna başvuru yolu getirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği, hukuk sisteminde olağan veya yeni ihdas edilmiş etkili idari ve yargısal yollar tüketilmeden doğrudan kendisine yapılan başvuruları incelememektedir. Bu nedenle, makul süre şikayetlerinde öncelikle ilgili Komisyona başvurulması zorunlu bir dava şartı niteliğini taşımaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda öncelikle mülkiyet hakkının ihlal edilip edilmediğini değerlendirmiştir. Başvuruculara ait taşınmaza kamulaştırmasız olarak el atılması neticesinde açılan davada, hükmedilen bedelin enflasyon karşısında ciddi oranda eridiği tespit edilmiştir. Mahkeme, daha önceki emsal kararlarına atıf yaparak, kamulaştırma bedellerinin ödenmesinde yaşanan gecikmelerin ve bu süreçteki yüksek enflasyonun, ödenen bedelin reel satın alma gücünü büyük ölçüde düşürdüğünü belirtmiştir. Bu durumun, mülk sahibine şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediği, dolayısıyla mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında bulunması gereken adil dengeyi başvuranlar aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır.
Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyet yönünden ise Anayasa Mahkemesi, usule ilişkin yeni yasal düzenlemeleri dikkate almıştır. Yargılamanın uzun sürdüğü iddiasıyla doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılan bu başvuruda, ilgili kanunlara eklenen geçici maddeler gereğince, bu tür taleplerin incelenmesinde ilk merciin Tazminat Komisyonu olduğu vurgulanmıştır. İlk bakışta ulaşılabilir, ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunan ve yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip olan Tazminat Komisyonuna gidilmeden doğrudan bireysel başvuruda bulunulması, bireysel başvurunun ikincil niteliğiyle bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, başvuru yolları tüketilmediği için adil yargılanma hakkına ilişkin iddia kabul edilemez bulunmuştur.
Mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından ise, yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğu belirtilmiştir. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılamanın, uğranılan değer kaybını telafi etmek için yeterli ve en uygun giderim yolu olduğu değerlendirilmiş, bu nedenle başvurucuların ayrıca talep ettiği tazminat istemleri reddedilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine, makul sürede yargılanma hakkı iddiasının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması amacıyla kararın ilgili mahkemelere gönderilmesine karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.