Karar Bülteni
AYM İbrahim Yağız BN. 2020/31562
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2020/31562 |
| Karar Tarihi | 17.12.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Disiplin cezasına itirazda sözlü savunma hakkı esastır.
- Mahkemece mahpusun sözlü savunma talebi mutlak karşılanmalıdır.
- İnfaz hâkimliği disiplin şikayetini salt dosya üzerinden reddedemez.
Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların temel haklarının korunması ve adil yargılanma güvencelerinin işletilmesi bağlamında son derece kritik bir hukuki anlama sahiptir. Disiplin cezaları, mahpusların infaz rejimini ve günlük yaşamlarını doğrudan etkilediği için, bu cezalara karşı yapılan itirazların şeklî bir incelemeden ziyade esasa etkili ve usuli güvenceleri barındıran bir yaklaşımla ele alınması gerektiği vurgulanmıştır. Sözlü savunma hakkının, adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçası olduğu ve kişinin kendisini hâkim huzurunda bizzat ifade etme imkânının basit usuli gerekçelerle kısıtlanamayacağı net bir şekilde ortaya konulmuştur.
Uygulamadaki önemi ve benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar infaz hâkimlikleri ve ağır ceza mahkemeleri için bağlayıcı bir yol haritası çizmektedir. Mahkemelerin, mahpusların sözlü savunma taleplerini makul bir gerekçe olmaksızın reddederek yalnızca kâğıt üzerinden karar vermelerinin önüne geçilmektedir. Artık infaz hâkimlikleri, SEGBİS veya duruşma açma yoluyla mahpusları mutlaka dinlemek ve aleyhteki delillere karşı onların beyanlarını doğrudan almak zorundadır. Bu durum, infaz hukukunda keyfîliği önleyerek daha şeffaf ve adil bir disiplin yargılaması pratiğinin yerleşmesini sağlayacaktır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Kırıkkale F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucu İbrahim Yağız ve diğer bazı mahpuslar hakkında, cezaevi idaresince verilen yemek iaşelerini protesto amacıyla almadıkları gerekçesiyle disiplin soruşturması başlatılmıştır. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu, başvurucuya bir ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası vermiştir. Başvurucu, bu cezaya itiraz etmek amacıyla infaz hâkimliğine başvurmuş ve itiraz dilekçesinde şikâyetinin incelenmesi sırasında sözlü olarak savunma yapmak istediğini talep etmiştir. İnfaz Hâkimliği, disiplin cezasının kanuni süresi içinde verilmediği gerekçesiyle başvurucuyu haklı bularak cezayı iptal etmişse de, Cumhuriyet savcısının itirazı üzerine Ağır Ceza Mahkemesi infaz hâkimliğinin kararını kaldırarak disiplin cezasını onamıştır. Başvurucu, itiraz sürecinin hiçbir aşamasında bizzat dinlenmediğini ve sözlü savunma hakkının elinden alındığını belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan hukuki kurallar, mahpusların disiplin süreçlerindeki hak arama hürriyetini ve adil yargılanma hakkını şekillendiren usuli güvencelerden oluşmaktadır. Temel dayanak, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın infaz hukukuna yansıması olan 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu m. 6 hükmüdür. Söz konusu kanun maddesi, disiplin cezalarına karşı yapılan şikâyetler üzerine infaz hâkiminin, hükümlü veya tutuklunun savunmasını bizzat aldıktan ve talep edilen diğer delilleri eksiksiz bir biçimde toplayıp değerlendirdikten sonra karar vereceğini açıkça düzenlemektedir. Bu kural, yargılamanın çelişmeli ve adil bir şekilde yürütülmesinin teminatıdır.
Yerleşik içtihat prensipleri gereği, disiplin cezası gibi mahpusun medeni hak ve yükümlülüklerini, özellikle de dış dünya ile iletişimini doğrudan etkileyen ve kısıtlayan yaptırımlarda adil yargılanma hakkının tüm güvenceleri harfiyen uygulanmalıdır. Sözlü yargılanma hakkı, bireyin mahkeme veya infaz hâkimi huzurunda bizzat bulunarak meramını anlatabilmesini, aleyhindeki delilleri çürütebilmesini ve savunmasını doğrudan yöneltebilmesini temin eder. İlgili kanun, hâkime bu savunmayı duruşma salonunda, ceza infaz kurumunda veya SEGBİS aracılığıyla alma imkânı tanıyarak farklı alternatifler sunmuştur. Ancak kişinin açıkça sözlü savunma talebi bulunduğu hâllerde, bu talebin mahkemelerce makul ve haklı bir gerekçe olmaksızın göz ardı edilip salt dosya üzerinden karar verilmesi, hakkın özüne ölçüsüz bir müdahale teşkil eder ve yargılamanın hakkaniyetini temelden zedeler.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını adil yargılanma hakkı kapsamındaki sözlü yargılanma hakkı yönünden incelemiştir. Somut olayda başvurucu, hakkında tesis edilen ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma disiplin cezasına karşı infaz hâkimliğine yaptığı şikâyet başvurusunda, açıkça sözlü olarak savunma yapmak istediğini ve bunun için duruşma açılmasını ya da beyanlarının bizzat alınmasını dile getirmiştir. Ancak İnfaz Hâkimliği, başvurucunun bu talebini dikkate almamış, disiplin cezasının usule aykırı sürede verildiği şeklindeki usuli bir gerekçeyle sadece dosya üzerinden inceleme yaparak disiplin cezasının iptaline karar vermiştir. Daha sonra Cumhuriyet savcısının iptal kararına yaptığı itirazı inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi de başvurucuya herhangi bir sözlü beyanda bulunma hakkı tanımadan, dosya üzerinden itirazı kabul etmiş ve disiplin cezasını onamıştır.
Yüksek Mahkeme, yargısal süreçlerin bütününe bakıldığında başvurucunun sözlü beyanda bulunma imkânından tamamen mahrum bırakıldığını tespit etmiştir. İnfaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesi aşamalarında, başvurucuya meramını hâkim karşısında anlatma fırsatı sunulmamış, sadece soruşturmaya esas tutanak içeriğine dayanılarak uyuşmazlık esastan karara bağlanmıştır. Başvurucunun bizzat sözlü olarak savunma yapma yönündeki açık talebi karşılanmadığı için disiplin itiraz sürecinin adil bir şekilde yürütüldüğünden bahsedilemez. Savunma hakkının kısıtlanması, kanunun emredici hükmünün uygulanmaması sonucunu doğurmuş ve yargısal sürecin hakkaniyetini temelden sarsmıştır. Mahkemelerin, kişinin kendisini bizzat ifade etme hürriyetini sağlayacak usuli güvenceleri yerine getirmemesi, anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkına yönelik ağır bir müdahaledir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki sözlü yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için kararı Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine iletilmek üzere ilgili ağır ceza mahkemesine göndererek başvuruyu kabul etmiştir.