Karar Bülteni
AYM 2024/31572 BN.
Anayasa Mahkemesi | Nuray Ebrahamoğlu ve Diğerleri | 2024/31572 BN.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2024/31572 |
| Karar Tarihi | 05.11.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal ve Kabul Edilemezlik |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırma bedelinin değer kaybı mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Enflasyon karşısında bedelin erimesi aşırı külfet yükler.
- Uzun yargılama şikayetleri için Tazminat Komisyonuna başvurulmalıdır.
- Tazminat Komisyonu tüketilmeden makul süre ihlali incelenemez.
Bu karar, kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma bedellerinin enflasyonist ekonomik koşullar karşısında değer kaybına uğratılmasının mülkiyet hakkına yönelik ne denli ağır bir müdahale olduğunu bir kez daha tartışmasız biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma süreçlerinde mülkiyetine el konulan vatandaşlara ödenen tazminatların zaman içinde erimesinin ve gerçek bedelin ödenmemesinin, mülkiyet sahibine olağan dışı, aşırı ve şahsi bir külfet yüklediğini kararlılıkla vurgulamaktadır. Aynı zamanda karar, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyetlerde izlenmesi gereken usuli adımlara çok net bir dikkat çekmekte; Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesinin zorunlu olduğunu açık bir yasal gereklilik olarak sunmaktadır.
Uygulamada, kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen bedellerin enflasyon karşısında satın alma gücünü ve değerini korumasının mutlak bir anayasal güvence olduğu yönündeki yerleşik içtihat bu emsal kararla bir kez daha pekiştirilmiştir. Emsal niteliğindeki bu hukuksal yaklaşım, derece mahkemelerinin kamulaştırma bedellerini belirlerken, değer biçerken veya yasal faiz işletirken enflasyonist etkileri ve paranın zaman değerini kesinlikle göz ardı etmemeleri gerektiğine dair idareye ve yargı mercilerine yönelik güçlü bir yönlendirme mesajı niteliği taşımaktadır. Ayrıca, makul süre şikâyetlerinde doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yoluna gidilemeyeceği, her hâlükârda öncelikle Tazminat Komisyonuna müracaat edilmesi gerektiği kuralı, hukuk profesyonellerinin başvuru stratejilerini belirlerken dikkate almaları gereken usul kurallarından biri olarak yerini sarsılmaz biçimde sağlamlaştırmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, mülkiyetlerinde bulunan ve kendilerine ait olan taşınmazların kamu yararı gerekçesiyle kamulaştırılması sürecinde yaşanan hukuki ve ekonomik ihtilafları yargıya taşımışlardır. Uyuşmazlığın temelini, idare tarafından gerçekleştirilen kamulaştırma işlemi neticesinde mahkemelerce belirlenen tazminat bedellerinin, yargılamanın öngörülemez şekilde uzun sürmesi ve artan enflasyonist etkiler nedeniyle reel anlamda ciddi bir değer kaybına uğraması oluşturmaktadır. Başvurucular, kamulaştırma işlemini gerçekleştiren idareye karşı açılan ve uzun yıllar boyunca devam eden bedel tespiti ve tescil davaları sonucunda nihai olarak hükmedilen tazminatların, paranın satın alma gücündeki aşırı düşüş karşısında telafi edilemez ölçüde yetersiz kaldığını ileri sürmüşlerdir. Bu süreç boyunca uzayan adli süreçler yüzünden ekonomik olarak mağdur edildiklerini ifade etmişlerdir. Bu sebeple, kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet haklarının, davanın makul sürede bitirilememesi nedeniyle de adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini belirterek ihlallerin tespiti ve yeniden yargılama talebiyle bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının sınırlandırılması ve kamulaştırma işlemlerine ilişkin temel usul ve esasları kural olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 46 çerçevesinde koruma altına almakta ve bu maddeler üzerinden değerlendirmektedir. Kamulaştırma işlemlerinin yasal altyapısı ise 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında detaylı bir şekilde düzenlenmiştir. Anayasa'nın 46. maddesi, devletin veya diğer kamu tüzel kişilerinin kamu yararının gerektirdiği hâllerde özel mülkiyette bulunan taşınmaz malları, kanunda gösterilen esas ve usullere göre, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla kamulaştırabileceğini açıkça emretmektedir. Bu anayasal ilke, bireylerin mülkiyet haklarının idare karşısında korunmasını sağlayan en temel güvencedir.
Yerleşik anayasa yargısı içtihatlarına göre, idarece veya derece mahkemelerince belirlenen kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma bedellerinin maliklere geç ödenmesi veya makul olmayan uzun süren yargılamalar nedeniyle enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılması, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve doğrudan hakkı ihlal eden bir neden olarak kabul edilmektedir. Mülkiyetin kamu yararı amacıyla sınırlandırılması sürecinde, taşınmaz malikinin omuzlarına şahsi, aşırı ve olağandışı bir külfet yüklenmemesi temel bir anayasal zorunluluktur. Yüksek enflasyon nedeniyle paranın reel değer yitirmesi karşısında telafi edici hukuki mekanizmaların işletilmemesi, kamunun elde ettiği yarar ile bireyin anayasal hakkı arasındaki adil dengeyi telafisi imkânsız bir biçimde birey aleyhine bozmaktadır.
Makul sürede yargılanma hakkı bağlamında ise, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 güvencesindeki adil yargılanma hakkı doğrudan devreye girmektedir. Ancak, 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'a 7499 sayılı Kanun ile eklenen 5/A maddesi ve geçici maddeler uyarınca, yargılamaların uzun sürmesinden veya mahkeme kararlarının geç ya da eksik icra edilmesinden kaynaklanan şikâyetlerin çözümü için öncelikle İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yapılması kesin bir yasal zorunluluk hâline getirilmiştir. Bu usuli mekanizma tüketilmeden Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılması, anayasal yargının ve bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesiyle hukuken bağdaşmamaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut bireysel başvuruda ileri sürülen iki ayrı hak ihlali iddiasını ayrıntılı olarak incelemiştir. İlk olarak, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası değerlendirilmiştir. Yüksek Mahkeme, önceki emsal kararlarına atıf yaparak, kamulaştırma tazminatlarının değer kaybına uğratılarak ödenmesinin bireyler üzerinde şahsi ve olağan dışı bir yük oluşturduğunu tespit etmiştir. Somut olayda, başvuruculara ait taşınmazların kamulaştırılması sürecinde idare ve mahkemelerce belirlenen bedelin, yargılama ve ödeme tarihlerine kadar geçen uzun süre zarfında enflasyonist etkiler karşısında eridiği saptanmıştır. Saptanan bu değer kaybının, başvuruculara şahsi olarak olağan dışı ve orantısız bir külfet yüklediği, dolayısıyla mülkiyetin korunması ile kamu yararı arasında bulunması gereken anayasal adil dengenin mülkiyet sahibi aleyhine bozulduğu belirlenmiştir. Mahkeme, yaşanan bu değer aşınmasının mülkiyet hakkının ihlaline doğrudan yol açtığına kanaat getirmiştir.
İkinci olarak, başvurucuların makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiası ele alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, 7499 sayılı Kanun ile 6384 sayılı Kanun'da yapılan yasal değişiklikleri hatırlatmıştır. Belirli bir tarih itibarıyla Mahkemede derdest olan uzun yargılama şikâyetleri bakımından, Adalet Bakanlığı bünyesindeki İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna müracaat etmenin zorunlu bir ön şart olduğu vurgulanmıştır. Başvurucuların, bu komisyona başvurarak zararlarını giderme imkânları bulunduğu, başarı şansı sunan bu idari yol tüketilmeden Anayasa Mahkemesine gelinmesinin bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesine açıkça aykırı olduğu saptanmıştır. Bu eksiklik sebebiyle, söz konusu şikâyet kabul edilemez bulunmuştur. Mahkeme, mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması maksadıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine, ancak tazminat taleplerinin reddine hükmetmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyetin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezliğine, kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vererek ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yolunu gösterip başvuruyu kabul etmiştir.