Karar Bülteni
AYM Ahmet Güzeldal BN. 2023/48261
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/48261 |
| Karar Tarihi | 17.12.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırma bedeli enflasyon karşısında değer kaybetmemelidir.
- Değer kaybı anayasal mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Vatandaşa aşırı külfet yüklenmesi ölçülülük ilkesine aykırıdır.
- Makul süre şikayetinde Tazminat Komisyonuna başvurulması zorunludur.
Bu karar, devletin gerçekleştirdiği kamulaştırma işlemleri neticesinde hak sahiplerine ödenmesi gereken bedellerin, enflasyon karşısında erimesinin önüne geçilmesi adına Türk hukuk sisteminde son derece büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi veya yargılama süreçlerindeki bitmek bilmeyen uzamalar sebebiyle paranın alım gücünde meydana gelen aşırı düşüşün, mülkiyet hakkının ağır bir ihlali olduğuna açıkça hükmetmiştir. Bireylere yüklenen bu olağan dışı ve aşırı ekonomik külfet, idarenin elde ettiği kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasında bulunması gereken adil dengeyi derinden sarsmakta ve hakkaniyet ilkesini zedelemektedir.
Benzer davalar açısından bu içtihat, kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davalarında derece mahkemelerinin ve idarelerin daha hızlı ve adil hareket etmeleri gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Vatandaşların yıllarca süren davalar neticesinde ancak elde edebildikleri tazminat bedellerinin enflasyon yüzünden değersizleşmesi, toplumun adalete olan inancını zedelemekte ve devlete olan güveni sarsmaktadır. Bu karar sayesinde, yüksek enflasyonist ortamlarda mağduriyet yaşayan binlerce vatandaşın ek tazminat ve yeniden değerleme taleplerinin önü ardına kadar açılmaktadır. Aynı zamanda, idarelerin de kamulaştırma bedellerini güncel ekonomik gerçeklere uygun bir biçimde, zaman kaybetmeksizin ödeme yükümlülüğü çok daha kesin bir biçimde pekiştirilmektedir. Uygulamada, derece mahkemelerinin enflasyon farklarını dikkatle göz önünde bulundurarak çok daha reel hesaplamalar yapması gerektiği yönünde güçlü ve emsal teşkil eden bir mesaj verilmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu Ahmet Güzeldal, maliki olduğu taşınmaza devlet idaresi tarafından hukuka uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın el atılması üzerine hakkını aramak için yasal süreç başlatmıştır. Yürütülen yargılamalar neticesinde başvurucuya ödenmesi gereken bir kamulaştırma tazminat bedeli belirlenmiştir. Ancak bu bedelin tespiti ve ödenmesi aşamasında geçen son derece uzun yargılama süresi boyunca, ülkemizdeki yüksek enflasyon oranları ve ekonomik dalgalanmalar nedeniyle paranın alım gücü ciddi şekilde düşmüştür.
Başvurucu, kendisine uzun bir süre sonra ödenen kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında adeta eridiğini, bu durumun kendi kusurundan kaynaklanmadığını ve bu nedenle çok ciddi bir maddi zarara uğradığını dile getirmiştir. Üstelik, davanın makul sürede sonuçlandırılmadığını, adalet sistemindeki yavaşlığın bu mağduriyeti daha da artırdığını belirterek mülkiyet hakkının ve adil yargılanma hakkının açıkça ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Temel uyuşmazlık, vatandaşın geç ödenen para yüzünden uğradığı ağır enflasyon kaynaklı değer kaybının devlet tarafından telafi edilip edilmeyeceği meselesine dayanmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesinin önündeki bu kritik uyuşmazlığın çözümünde dayandığı en temel kuralların başında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın mülkiyet hakkını güvence altına alan ilgili hükümleri gelmektedir. Mülkiyet hakkı, kişilerin malvarlığı değerleri üzerinde diledikleri gibi tasarruf edebilmelerini güvence altına alırken, kamu yararı amacıyla bu hakka yapılacak müdahalelerin bedelinin gerçek karşılığıyla ödenmesini amir hüküm olarak emretmektedir.
Bu genel çerçevede, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri uyarınca idareler, kamu yararı gerektiren özel hâllerde şahısların mülkiyetine konu taşınmazlara hukuki bir süreç yürüterek el atabilmektedir. Ancak bu el atma işleminin anayasaya uygun olabilmesi ve mülkiyet hakkını ihlal etmemesi için malike taşınmazın o günkü gerçek karşılığının kural olarak peşin ve nakit olarak ödenmesi zorunludur. Mahkeme, konuya ilişkin yerleşik içtihatlarına sık sık atıf yaparak, kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma bedellerinin geç ödenmesi veya yargılama sürecinin uzaması sebebiyle enflasyon karşısında değer kaybetmesinin, Anayasa'nın 35. maddesinde teminat altına alınan mülkiyet hakkını zedelediğini kurala bağlamıştır.
Diğer taraftan, adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan makul sürede yargılanma ilkesi uyarınca, hukuki davaların makul süreyi aşarak gereksiz yere uzamaması hedeflenmektedir. Bu hakka yönelik ihlal iddiaları bakımından 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri derhâl devreye girmektedir. Yakın zamanda anılan Kanun'a eklenen 5/A maddesi ve geçici 3. maddesi uyarınca, makul süre şikâyetlerinin öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Tazminat Komisyonuna yöneltilmesi yasal bir zorunluluk hâline getirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu kanuni yol tüketilmeden yapılan başvuruların, bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereğince doğrudan incelenemeyeceğini temel bir usul kuralı olarak uygulamaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucu Ahmet Güzeldal'ın iddialarını incelerken öncelikle mülkiyet hakkına yönelik gerçekleşen idari müdahaleyi detaylıca değerlendirmiştir. Başvurucunun açtığı kamulaştırma bedelinin tespiti ve ödenmesi davası sürecinde yaşanan gecikmeler ile bu gecikmelerin yarattığı ekonomik sonuçlar titizlikle dikkate alınmıştır. Dosya kapsamında yapılan hukuki incelemede, belirlenen kamulaştırma bedelinin yüksek enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratıldığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmiştir. Mahkeme, daha önceki emsal ve yerleşik içtihatlarında da vurguladığı üzere, bireylere ödenecek tazminat veya kamulaştırma bedellerinin ekonomik koşullar ve enflasyonist baskılar altında eriyip gitmesine hukuk devletinde göz yumulamayacağını açıkça ifade etmiştir.
Hükmedilen bedelin değer kaybına uğraması, idarenin kamulaştırma işlemiyle genel bir kamu yararı sağlarken bireyin şahsi olarak aşırı, adaletsiz ve olağan dışı bir külfet altına girmesine neden olmuştur. Devletin temel pozitif yükümlülükleri kapsamında, idari ve yargısal süreçlerin uzamasından kaynaklanan enflasyon kökenli değer kaybının doğrudan mülk sahibinin omuzlarına yüklenmemesi gerektiği altı çizilerek belirtilmiştir. Bu durumun, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve kamu yararı ile kişi yararı arasındaki adil dengeyi malik aleyhine açıkça bozan bir anayasal ihlal olduğu kanaatine varılmıştır.
Başvurucunun davanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiası ise usul hukuku yönünden tamamen farklı bir sonuca tabi tutulmuştur. Anayasa Mahkemesi, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarında, son yasal değişiklikler sonrasında faaliyete geçirilen Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun etkili, pratik ve ilk bakışta ulaşılabilir bir iç hukuk yolu olduğunu önemle hatırlatmıştır. Bu bağlamda, başvurucunun doğrudan Anayasa Mahkemesine gelmeden önce mağduriyetinin giderilmesi için mutlaka bu komisyona başvurması gerektiği tespit edilmiştir. Bu yasal aşama atlandığından, söz konusu makul süre şikâyeti başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.
Mülkiyet hakkı ihlalinin telafisi ve ortaya çıkan hukuka aykırı sonuçların bütünüyle ortadan kaldırılması için Bafra 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmiş, başvurucunun bu doğrultudaki maddi ve manevi tazminat talepleri ise söz konusu yeniden yargılama sürecinde zaten giderilebileceği dikkate alınarak reddedilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.