Karar Bülteni
AYM Hilmi Kocabey BN. 2019/21192
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2019/21192 |
| Karar Tarihi | 21.05.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırma bedeli davasında malik aleyhine vekâlet ücreti hükmedilemez.
- Vekâlet ücreti kesintisi gerçek karşılığın ödenmesi ilkesini zedeler.
- Malike yargılama gideri yüklenmesi mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Kamulaştırmada mülk sahibine haksız külfet yüklenemez.
Bu karar, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davalarında mülk sahipleri aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuki sonuçlarını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, devletin kamu yararı amacıyla bir taşınmaza el koyması durumunda, taşınmaz sahibinin Anayasa ile güvence altına alınan gerçek bedeli alma hakkının sekteye uğratılamayacağını vurgulamaktadır. Yargılama masrafları veya idare lehine hükmedilen vekâlet ücreti gibi kesintilerin, malike ödenecek kamulaştırma bedelinde dolaylı bir azalmaya yol açtığı ve bu durumun mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale oluşturduğu açıkça belirtilmiştir.
Emsal niteliğindeki bu karar, kamulaştırma davalarında idare lehine maktu veya nispi vekâlet ücreti ödenmesi şeklindeki yerleşik ancak hatalı uygulamaların önüne geçilmesi açısından büyük bir önem taşımaktadır. Yargıtay’ın da içtihat değişikliğine giderek malik aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiği yönünde kararlar vermeye başlaması, mülkiyet hakkının etkin bir şekilde korunmasını sağlamıştır. Bu doğrultuda, idarenin kendi yükümlülüğü olan kamulaştırma sürecini yargıya taşıması durumunda ortaya çıkan masrafların, zaten taşınmazını kaybeden vatandaşa yüklenmemesi gerektiği anayasal bir güvence altına alınmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Düzce'nin Akçakoca ilçesinde fındık bahçesi bulunan başvurucuya ait taşınmazın bir kısmı, Melen Barajı projesi kapsamında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırma yoluyla el konulmuştur. İdare, maliklerle uzlaşma sağlanamaması üzerine taşınmazın bedelinin tespiti ve kendi adına tescil edilmesi için Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Yargılama sonucunda mahkeme, taşınmazın bedelini 138.118,29 TL olarak tespit etmiş ancak davayı kabul ederken mülk sahibi olan başvurucu aleyhine 1.500 TL vekâlet ücretinin idareye ödenmesine hükmetmiştir. Başvurucu, kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğini, sürecin çok uzadığını ve idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin haksız bir kesinti yaratarak gerçek zararın karşılanmasını engellediğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa'nın 35. maddesi mülkiyet hakkını, 46. maddesi ise kamulaştırma ilkelerini güvence altına almaktadır. Kamulaştırma, devletin kamu yararı amacıyla özel mülkiyete konu bir taşınmazı zorla edinmesi işlemidir. Bu işlemin Anayasa'ya uygun olabilmesi için malike taşınmazın gerçek karşılığının peşin olarak ödenmesi zorunludur.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca, taşınmazın bedelinin tespit edilmesi kural olarak kamu makamlarının sorumluluğundadır. Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davalarında, taşınmaz maliki kanuni düzenlemeler gereği doğrudan davalı sıfatını taşımaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, kamulaştırma süreçlerinde ortaya çıkan yargılama masraflarının ve idare lehine vekâlet ücretinin taşınmaz sahibine yükletilmesi, kişiye aşırı bir külfet yüklemektedir.
Devletin bir eliyle ödediği kamulaştırma bedelini, diğer eliyle yargılama gideri veya vekâlet ücreti adı altında geri alması, Anayasa'nın 46. maddesinde yer alan gerçek karşılığın ödenmesi ilkesini zedelemektedir. Mülk sahibinin gereksiz yere masraf yapılmasına veya davanın haksız yere uzamasına yol açtığı özel istisnai durumlar dışında, kamulaştırma davalarının doğası gereği malik aleyhine vekâlet ücretine hükmedilemez. Bu kural, mülkiyet hakkının ölçüsüz bir müdahaleye maruz kalmasını engellemeyi hedefler.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine dair iddiaları öncelikle kamulaştırma bedelinin miktarı ve aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi yönlerinden ayrı ayrı incelemiştir. Taşınmazın bedelinin düşük belirlendiği iddiası, derece mahkemelerinin teknik verilere ve bilirkişi raporlarına dayalı hesaplamaları nedeniyle açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiası ise bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereği Tazminat Komisyonuna gidilmediği için başvuru yollarının tüketilmemesi gerekçesiyle reddedilmiştir.
Aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi şikayeti yönünden yapılan incelemede ise, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kamulaştırma bedelinin tespiti davasında belirlenen miktarın acele elkoyma davasında belirlenen miktardan daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu durum, başvurucunun idarenin satın alma aşamasındaki teklifini reddetmekte haksız olmadığını açıkça göstermektedir. Başvurucunun davanın açılmasına haksız yere sebebiyet vermediği anlaşılmasına rağmen, mülk sahibi aleyhine 1.500 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi, kendisine ödenecek olan kamulaştırma bedelinin azalmasına neden olmuştur.
Söz konusu vekâlet ücreti kesintisi, Anayasa'nın öngördüğü gerçek karşılığın ödenmesi güvencesini boşa çıkarmış ve başvurucuya aşırı, olağandışı bir külfet yüklemiştir. Kamulaştırma bedelinden yapılan bu dolaylı kesinti nedeniyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olmadığı ve kanuni dayanaktan yoksun olduğu tespit edilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.