Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 10. Daire | 2023/4174 E. | 2023/5466 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 10. Daire 2023/4174 E. 2023/5466 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 10. Dairesi
Esas No 2023/4174
Karar No 2023/5466
Karar Tarihi 11.10.2023
Dava Türü İptal Davası
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Kamu işçilerinin nakil işlemleri idari niteliktedir.
  • İdari işlemlerin denetimi idari yargının görevindedir.
  • Olumsuz görev uyuşmazlığı adil yargılanmayı engellememelidir.
  • İdare mahkemesinin görevsizlik kararı hukuka aykırıdır.

Bu karar, kamu kurumlarında işçi statüsünde çalışan personelin yer değiştirme ve disiplin işlemlerinin yargısal denetiminde görevli yargı kolunun belirlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. İşçi statüsündeki personelin işyeri değişimi cezası ve nakil işlemlerine karşı açtığı davalarda, adli yargı ile idari yargı arasındaki görev sınırları sıklıkla tartışma konusu olmaktadır. Danıştay, iş mahkemesinin kesinleşmiş görevsizlik kararı sonrasında idare mahkemesinin de görevsizlik kararı vermesini bozarak, uyuşmazlığın sürüncemede kalmasını engellemiş ve idari yargının görevli olduğuna işaret etmiştir. Hukuk devletinin en temel gereklerinden biri, bireylerin hak arama özgürlüklerinin önündeki usuli engellerin kaldırılarak adalete hızlı ve etkin bir şekilde erişimlerinin sağlanmasıdır.

Kararın emsal etkisi, özellikle kamu kurumlarında çalışan işçilerin idari tasarruflarla (örneğin nakil veya yer değiştirme gibi kamu gücüne dayanan işlemlerle) karşılaştıklarında hangi yargı yoluna başvuracakları konusundaki belirsizliği gidermesinden kaynaklanmaktadır. Kamu idarelerinin, işçi personeli üzerinde dahi olsa kamu gücü ayrıcalığı kullanarak tesis ettiği nakil ve disiplin işlemleri idari işlem niteliğindedir. Benzer davalarda, iş mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi durumunda, idare mahkemelerinin uyuşmazlığın esasını incelemesi gerektiği yönünde güçlü bir içtihat oluşturulmuştur. Bu durum, hak arama hürriyetinin etkin bir şekilde kullanılması ve vatandaşların yargı mercileri arasında yıllarca mağdur edilmesinin önüne geçilmesi adına atılmış çok kritik ve yol gösterici bir adımdır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğüne bağlı Ege Bölge Müdürlüğünde bahçe işçisi olarak belirsiz süreli hizmet sözleşmesiyle çalışan davacı, amirleri tarafından kendisine psikolojik taciz (mobbing), hakaret ve tehdit uygulandığı iddiasıyla kuruma şikayetlerde bulunmuştur. Kurum tarafından yapılan soruşturma sonucunda, davacının iddialarının somut bir bilgi ve belgeye dayanmadığı, hak arama sınırlarını aşarak haksız suçlamalarda bulunduğu belirtilmiştir. Bu gerekçeyle davacıya, Toplu İş Sözleşmesi hükümleri uyarınca "işyeri değişimi cezası" verilmiş ve kendisi Adana Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğüne nakledilmiştir.

Davacı, bu cezanın ve nakil işleminin haksız olduğunu belirterek işlemin iptali ve manevi tazminat talebiyle dava açmıştır. İş Mahkemesi uyuşmazlığın idare mahkemesinde çözülmesi gerektiğini belirterek görevsizlik kararı vermiş, idare mahkemesi ise davanın adli yargıda açılması gerektiğini belirterek davayı reddetmiştir. Uyuşmazlık, idare mahkemesinin bu görev ret kararının hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan hukuki kurallar, idari eylem ve işlemlerin yargısal denetimi ile mahkemelerin görev alanlarının belirlenmesine dayanmaktadır. Kamu kurumlarında işçi statüsünde istihdam edilen personelin tabi olduğu temel mevzuat 4857 sayılı İş Kanunu ile toplu iş sözleşmeleri olmakla birlikte, kamu idarelerinin tek yanlı ve kamu gücüne dayanarak tesis ettikleri idari işlemlerin denetimi idari yargının görev alanına girmektedir.

İdare hukukunun yerleşik prensiplerine göre, bir kamu kurumunun işveren sıfatıyla özel hukuk sözleşmesine dayanarak yaptığı işlemler adli yargıda görülürken; idare işlevi kapsamında, kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla ve üstün kamu gücü kullanılarak tesis edilen nakil, atama, yer değiştirme ve disiplin işlemleri kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlem niteliği taşımaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2 uyarınca, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları idari yargı mercilerinde görülür.

Somut olayda, iş mahkemesi uyuşmazlığın idari yargıda çözümlenmesi gerektiğine hükmetmiş ve bu karar taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Yargılama hukukunun temel prensibi olan "hak arama hürriyeti" ve "mahkemeye erişim hakkı", kişilerin görevli mahkemeyi bulana kadar yargı yolları arasında sürüncemede bırakılmamasını gerektirir. Danıştay içtihatları doğrultusunda, kamu idarelerince tesis edilen tek taraflı kamu gücü tasarruflarının doğurduğu sonuçların denetimi, çalışanların statüsüne bakılmaksızın idari yargının yetkisindedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 10. Dairesi tarafından yapılan incelemede, uyuşmazlığın temelinin davalı idare bünyesinde işçi statüsünde çalışan davacının, uğradığını iddia ettiği mobbing ve psikolojik taciz eylemlerini şikayet etmesi üzerine başlatılan süreç olduğu tespit edilmiştir. Davacının, amirlerine yönelik ağır ifadeler içeren şikayetleri neticesinde açılan soruşturmada, iddiaların mesnetsiz olduğu kanaatine varılmış ve Toplu İş Sözleşmesi'nin 18/4. ve 18/13. maddeleri dayanak gösterilerek idarece tek taraflı olarak "işyeri değişimi cezası" uygulanmıştır. Bu kapsamda davacı, Ege Bölge Müdürlüğünden Doğu Akdeniz Adana Bölge Müdürlüğüne nakledilmiştir.

Dosyanın safahatına bakıldığında, davacının bu işlemin iptali ve manevi tazminat istemiyle ilk olarak 15/10/2012 tarihinde İş Mahkemesinde dava açtığı görülmektedir. İş Mahkemesi, uyuşmazlığın çözüm merciinin idare mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş ve bu karar 28/06/2013 tarihinde kesinleşmiştir. İş Mahkemesinin kesinleşen görevsizlik kararı üzerine davacı, yasal süresi içinde idari yargı yoluna başvurmuş ve işlemi idare mahkemesi nezdinde dava konusu etmiştir. Ancak idare mahkemesi, uyuşmazlığın niteliği gereği adli yargıda görülmesi gerektiğini belirterek davayı yeniden görev yönünden reddetmiştir.

Danıştay, maddi olayları ve yargılama sürecini detaylıca irdeleyerek, kesinleşmiş bir adli yargı görevsizlik kararı sonrasında idare mahkemesine intikal eden bu uyuşmazlıkta, idare mahkemesince davanın tekrar görev yönünden reddedilmesinde hukuki isabet bulunmadığını saptamıştır. Kamu kurumlarının işçi personeli hakkında dahi olsa idarenin tek yanlı iradesiyle ve kamu gücüne dayanarak tesis ettiği nakil, disiplin ve yer değiştirme işlemlerine karşı açılan davalarda, görevli yargı merciinin idari yargı olduğu, bu nedenle uyuşmazlığın esasının idare mahkemesi tarafından incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak Danıştay 10. Dairesi, davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararını oybirliğiyle bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: