Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | Ceza Genel Kurulu | 2020/347 E. |...

Karar Bülteni

YARGITAY Ceza Genel Kurulu 2020/347 E. 2021/653 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay Ceza Genel Kurulu
Esas No 2020/347
Karar No 2021/653
Karar Tarihi 21.12.2021
Dava Türü Silahlı Terör Örgütü Yöneticiliği
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Kamu görevindeki hiyerarşi, örgüt yöneticiliğine karine oluşturmaz.
  • Örgüt yöneticiliği için sevk ve idare şarttır.
  • Resmi görevdeki yetki kullanımı örgüt yöneticiliği sayılamaz.
  • Etkin pişmanlık indirimi sağlanan faydayla orantılı olmalıdır.

Bu karar, silahlı terör örgütü yargılamalarında "örgüt yöneticiliği" ile "örgüt üyeliği" arasındaki ince çizgiyi netleştirmesi bakımından hukuken büyük bir öneme sahiptir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bir kamu görevlisinin devlet hiyerarşisi içindeki üst düzey konumunun ve bu konumun getirdiği yasal yetkileri kullanmasının, doğrudan terör örgütü yöneticiliği olarak nitelendirilemeyeceğini açıkça ortaya koymuştur. Örgüt yöneticisi olabilmek için, örgütün hiyerarşik yapısı içinde emir ve talimat verme, inisiyatif kullanma ve örgüt faaliyetlerini sevk ve idare etme vasıflarının kesin delillerle ispatlanması gerektiği vurgulanmıştır.

Ayrıca karar, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasında hakkaniyet ve orantılılık ilkelerinin altını çizmektedir. Örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında kapsamlı bilgiler veren, çok sayıda örgüt mensubunun deşifre edilmesini sağlayan sanıklar hakkında salt alt sınırdan indirim yapılmasının kanunun amacına aykırı olduğu belirtilmiştir.

Uygulamadaki emsal etkisi açısından bu karar, özellikle üst düzey bürokratların ve kamu görevlilerinin yargılandığı örgüt davalarında mahkemelere önemli bir yol haritası sunmaktadır. Mahkemelerin, sanıkların resmi görevlerinden doğan tasarruflarını doğrudan örgütsel talimat gibi değerlendirmek yerine, örgütün gizli hiyerarşisindeki gerçek konumlarını araştırmaları zorunlu kılınmıştır. Etkin pişmanlık indirim oranlarının ise sanığın devlete sağladığı somut yarar, verdiği bilgilerin niteliği ve samimiyeti ile orantılı olarak, gerekçelendirilerek belirlenmesi gerektiği sağlam bir içtihat haline getirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Dava, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 1. Daire Başkanı olarak görev yapmış olan sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yöneticisi olmakla suçlanması üzerine açılmıştır. İlk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesi, sanığın örgüt içindeki konumu ve görev yaptığı dönemde alınan kritik kararlardaki rolünü gerekçe göstererek kendisini örgüt yöneticisi kabul etmiş, etkin pişmanlık indirimini alt sınırdan uygulayarak 10 yıl hapis cezasına çarptırmıştır. Sanık ise örgüt yöneticisi olmadığını, aksine örgütün yargı içindeki bazı yasa dışı taleplerine karşı çıkarak mücadele ettiğini, verdiği kapsamlı ifadelerle devletin yanında yer aldığını ve bu nedenle etkin pişmanlık indiriminin daha yüksek oranda uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. Uyuşmazlık, sanığın eylemlerinin örgüt yöneticiliği mi yoksa üyeliği mi kapsamında kaldığı ve uygulanan etkin pişmanlık indirim oranının hakkaniyete uygun olup olmadığı noktalarında toplanmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, uyuşmazlığı çözerken özellikle silahlı terör örgütü yöneticiliği ve üyeliği suçlarının unsurlarını detaylı bir şekilde ele almıştır. Kararda öncelikle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 314 kapsamında düzenlenen silahlı terör örgütü kurma, yönetme ve örgüte üye olma suçlarının niteliksel farkları irdelenmiştir.

Örgüt yöneticiliği; örgütün amaçları doğrultusunda örgütü idare etmeyi, mensuplara görev ve direktif vermeyi, örgüt içinde inisiyatif alarak strateji belirlemeyi gerektirir. Yüksek Mahkeme, kamu kurumlarındaki yasal ve idari hiyerarşinin, terör örgütü hiyerarşisi ile aynı tutulamayacağına vurgu yapmıştır. Kamu görevinde üst makamlarda bulunmanın ve bu makamın verdiği yasal kamu gücünü kullanmanın, kişinin otomatik olarak örgüt yöneticisi sayılmasına karine oluşturmayacağı belirtilmiştir.

Ayrıca, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 221/4 hükmünde düzenlenen etkin pişmanlık kurumunun amacı değerlendirilmiştir. Kanun koyucunun bu düzenleme ile örgütün dağılmasını sağlamayı, suç işlenmesini önlemeyi ve pişmanlık duyanları topluma kazandırmayı hedeflediği ifade edilmiştir. Etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen kişinin verdiği bilgilerin niteliği, örgütün deşifre edilmesine sağladığı fayda ve samimiyeti, uygulanacak indirim oranının belirlenmesinde temel ölçütler olarak kabul edilmiştir. Yargılama makamlarının, indirim oranını belirlerken bu ölçütleri hakkaniyete ve orantılılık ilkesine uygun bir şekilde, takdir yetkilerini somut ve makul gerekçelere dayandırarak kullanmaları gerektiği hüküm altına alınmıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, dosya kapsamındaki delilleri, tanık beyanlarını ve sanığın savunmalarını detaylı olarak incelemiştir. Sanığın öğrencilik yıllarından itibaren örgütle irtibatlı olduğu, Adalet Bakanlığı ve HSYK gibi yargının tepe noktalarında uzun süre görev yaptığı ve bu dönemde örgüt mensubu hâkim ve savcıların atanması ile yetkilendirilmesi süreçlerinde belli ölçülerde zemin hazırladığı tespit edilmiştir.

Ancak Yüksek Mahkeme, sanığın HSYK'daki karar alma süreçlerinde zaman zaman örgütün isteklerine açıkça karşı çıktığı, MİT Müsteşarının ifadeye çağrılması krizi sonrasında örgütün nihai niyetini fark ederek onlarla arasına mesafe koyduğu ve örgüt aleyhine bazı kritik kararlara imza attığı gerçeğini göz ardı etmemiştir. Sanığın resmi görevi nedeniyle yargı bürokrasisinde sahip olduğu idari karar verici konumun, örgütün illegal hiyerarşik yapısı içinde doğrudan emir ve talimat veren bir yönetici konumuna denk düşmediği belirlenmiştir. Bu bağlamda, örgüt yöneticiliğine dair kesin delil bulunmadığından, sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütü üyeliği suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bunun yanı sıra, sanığın yakalandıktan sonra örgütün mahrem yargı yapılanmasına dair yaklaşık 300 kişi hakkında çok detaylı bilgiler vermesi, birçok davada tanıklık yaparak örgütün yargı içindeki varlığının deşifre edilmesine olağanüstü düzeyde katkı sağlaması dikkate alınmıştır. Sanığın bu samimi, istikrarlı ve faydalı işbirliğine rağmen, ilk derece mahkemesince etkin pişmanlık indiriminin alt sınırdan (1/3 oranında) yapılmasının kanunun amacına, hakkaniyete ve orantılılık ilkesine aykırı olduğu tespit edilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulu, suç vasfının hatalı belirlenmesi ve etkin pişmanlık indiriminin dosya kapsamına aykırı şekilde alt sınırdan uygulanması nedenleriyle mahkumiyet kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: