Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ufuk Süğürtin | BN. 2020/39903

Karar Bülteni

AYM Ufuk Süğürtin BN. 2020/39903

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2020/39903
Karar Tarihi 28.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuru dava süresini durdurur.
  • Açık kanun hükmünün öngörülemez yorumu mahkemeye erişimi engeller.
  • Dava açma süresinin yanlış hesabı hak ihlalidir.
  • Usul kuralları katı şekilcilikle yorumlanamaz.

Bu karar, idari yargıda dava açma sürelerinin hesaplanmasında Kamu Denetçiliği Kurumuna (KDK) yapılan başvuruların durdurucu etkisinin yargı mercilerince göz ardı edilemeyeceğini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, açık kanun hükmüne rağmen KDK başvurusunun idari dava süresini durdurmadığı yönündeki derece mahkemesi yorumunu, mahkemeye erişim hakkına yönelik aşırı katı ve öngörülemez bir müdahale olarak nitelendirmiştir. Böylece idari uyuşmazlıklarda alternatif bir çözüm yolu olan Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurmanın, vatandaşlar aleyhine süre aşımı riski yaratmasının önüne geçilmiştir.

Uygulamada idare mahkemelerinin, tam yargı davalarında süreleri hesaplarken idari başvuru yollarının ve KDK sürecinin etkisini dar yorumlaması sıklıkla hak kayıplarına yol açabilmektedir. Bu ihlal kararı, derece mahkemelerinin usul kurallarını uygularken hakkaniyete zarar verecek katı şekilcilikten kaçınmaları gerektiğini emsal bir ilke olarak pekiştirmektedir. Benzer davalarda yargı mercileri, kanunun açıkça tanıdığı süre durdurucu mekanizmaları vatandaşın aleyhine olacak şekilde yorumlayamayacak, hak arama hürriyetini usuli gerekçelerle daraltan uygulamalara son vermek zorunda kalacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığında memur olarak görev yaparken KPSS ile TEİAŞ Genel Müdürlüğüne yerleştirilmiştir. Ancak 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası ilan edilen OHAL nedeniyle kurumundan ayrılamamış, bunun üzerine TEİAŞ atama kararını iptal etmiştir. Başvurucu, atama iptalinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle açtığı iptal davasını kazanmış ve işlem iptal edilmiştir.

Kararın kesinleşmesinin ardından başvurucu, hukuka aykırı işlem nedeniyle uğradığı zararların tazmini için Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurmuş, buradan incelenemezlik kararı alınca TEİAŞ'a karşı idare mahkemesinde tam yargı davası açmıştır. İdare mahkemesi, KDK'ya yapılan başvurunun dava açma süresini durdurmadığı yorumuyla davayı süre aşımı gerekçesiyle usulden reddetmiştir. Başvurucu, bu usuli ret kararı ile mahkemeye erişim hakkının engellendiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı ve adil yargılanma ilkelerini temel almıştır. Mahkemeye erişim hakkı, kişilerin uyuşmazlıkları mahkeme önüne etkili bir biçimde taşıyabilmesini ve dava açma konusunda açık, pratik fırsatlara sahip olmasını gerektirmektedir.

Somut olaydaki temel kural tartışması, idari yargıdaki dava açma sürelerini düzenleyen genel hükümler ile Kamu Denetçiliği Kurumu kanununun birlikte yorumlanması üzerine kuruludur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.11 uyarınca, idari dava açılmadan önce idareye yapılan başvurular dava açma süresini durdurmaktadır. Aynı Kanunun 12. maddesi, iptal davasının karara bağlanması üzerine doğrudan tam yargı davası açılabileceğini hüküm altına almaktadır.

Uyuşmazlığın doğrudan çözümünde rol oynayan asıl kural ise 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu m.17 hükmünün sekizinci fıkrasıdır. Bu fıkrada, "Dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur." kuralı tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta yer almaktadır.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre; dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça belli yasal sürelerin öngörülmesi hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir. Ancak mahkemelerin usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları zorunludur. Derece mahkemelerinin kanun hükümlerini yorumlama takdiri bulunmakla birlikte, bu yorumların kanunun açık lafzıyla çelişmesi veya bireyler tarafından öngörülemez olması hâlinde kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne müdahale edilmiş sayılmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun tam yargı davasını süre aşımı nedeniyle usulden reddeden idare mahkemesinin kararını Anayasa'nın 13. ve 36. maddeleri bağlamında sıkı bir incelemeye tabi tutmuştur. Dosya kapsamından, başvurucunun iptal kararının kesinleşmesinin ardından idare mahkemesinde tam yargı davası açma süresi henüz dolmadan yasal hakkını kullanarak Kamu Denetçiliği Kurumuna müracaat ettiği tespit edilmiştir.

Mahkemenin değerlendirmesinde vurgulandığı üzere, 6328 sayılı Kanun m.17 gereğince, dava açma süresi içinde KDK'ya yapılan bir başvuru, işlemeye başlamış olan dava süresini kanun gereği kendiliğinden durdurmaktadır. Başvurucunun durumunda da KDK'nın verdiği incelenemezlik kararıyla birlikte duran süre yeniden işlemeye başlamış ve başvurucu kalan yasal süresi dolmadan idari yargıda tam yargı davasını ikame etmiştir. Buna rağmen ilk derece mahkemesinin, KDK'ya yapılan başvurunun idari dava açma süresine durdurucu bir etkisi olmadığını zımnen kabul etmesi ve davayı altmış günlük sürenin geçtiği gerekçesiyle reddetmesi, açık yasal düzenlemeyle doğrudan çelişen bir yorum olarak görülmüştür.

Anayasa Mahkemesi, dava açma süresinin başlangıcına ve durmasına ilişkin açık bir kanun hükmü bulunmasına rağmen idare mahkemesinin bu hükme getirdiği yorumun hukuki öngörülebilirlikten tamamen uzak olduğunu saptamıştır. Açık kanun kuralının öngörülemez bir biçimde yorumlanarak davanın süre aşımından reddedilmesi, katı bir şekilcilik olarak nitelendirilmiş ve başvurucunun adalete ulaşmasının önünde aşılmaz bir engel yarattığı belirtilmiştir. İdari yargı mercilerinin bu tutumunun, mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalede kanunilik unsurunu dahi taşımadığı tespit edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: